Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 07 Temmuz 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Çıktı açığı ve enflasyon


Son dönemde enflasyonda ortaya çıkan kıpırdanma ilginç bir tartışma başlattı. Bir tarafta enflasyondaki artışı maliyetlerdeki yükselmeye bağlayanlar, diğer tarafta ise yurtiçi talep artışına dayandıranlar yer alıyor.
Özellikle uluslararası hammadde ve metal fiyatlarındaki artışların son dönemde enflasyonu artırdığı görüşünde olanlar talep enflasyonu savını destekleyenleri çıktı açığına bakmamakla suçluyor.
Nedir bu çıktı açığı? Bir ekonomideki mevcut gayri safi yurtiçi hasıla (GSYİH) düzeyi ile potansiyel GSYİH düzeyi arasındaki farka bu isim veriliyor. Potansiyel GSYİH, ülkenin mevcut işgücü ve sermaye varlıkları ile verimlilik düzeyi dikkate alınarak hesaplanan enflasyonu azdırmayacak teorik bir GSYİH seviyesini ifade ediyor. Mevcut GSYİH eğer potansiyelin altındaysa negatif çıktı açığı oluyor. Burada talebin enflasyona yol açmadığı ileri sürülüyor.
Potansiyel GSYİH sonuçta bir tahmin. Birden fazla yöntemle hesaplanabiliyor. Her bir yönteme göre de farklı sonuçlar elde edilebiliyor.

Ölçülmesi kolay değil
Enflasyon hedeflemesi yapan merkez bankaları çıktı açığı kavramını genellikle kullanıyorlar. Ancak bu ölçülmesi hiç de kolay olmayan bir büyüklük. Bu nedenle de bunun bir tahmin olduğunu ve hata marjları taşıdığını kabul etmek gerekir.
Bize dönersek, Türkiye'de nihai yurtiçi talep son 9 çeyreğin altısında çift haneli artışlar kaydetmiş. Son üç aylık dönemde ulaştığı rakam ise yüzde 14. Diğer taraftan kamunun nihai talebi de son üç çeyrekte yüzde 10'un üzerinde artmış. Bence bu verileri görmeyip potansiyel GSYİH gibi teorik bir kavramın arkasına sığınarak son 8 aydır yukarı giden enflasyonu maliyet artışına bağlamak doğru değil.
Son iki ayda TL'de hızlı bir değer kaybı oldu. Bu, yüzde 4 gibi çok yüksek bir artışla üretici fiyatlarına yansıdı. Ancak tüketici fiyatlarında (TÜFE) benzer bir artışın olmaması ekonomide önemli bir negatif çıktı açığının sürdüğü şeklinde yorumlandı. Haziranda TÜFE, bir şekilde yaratılan yüzde 1.5'lik aylık artış beklentisinin altında çıktı. Oysa 0.34 puanlık artış endeksin yayımlanmaya başladığından bu yana görülen en yüksek haziran artışı.

Mevsimsellik artışı sınırladı
Geçen ay fiyatların nispeten az artmasında hem gıda fiyatlarındaki azalış hem de kaç aydır fiyatları yükselttiği söylenen altın fiyatlarındaki düşüş etkili olmuş. Merkez Bankası'nın enflasyon raporunda altın hariç dayanıklı tüketim malları fiyatlarındaki artışın altın dahil olanın çok üstünde çıkması bunu gösteriyor. Yani mevsimlik ve dış faktörler fiyat artışlarını sınırlamış.
Diğer taraftan, kurdaki aşırı hareketlilik, ticaret kesimini fiyatlandırmada bir bekle ve gör stratejisine itmiş olabilir.
Dolayısıyla haziran ayında beklenenin (!) altında gelen enflasyon yanıltmamalı. Bu, 8 aydır devam eden enflasyondaki yukarı gidişi unutturmamalı. Son 9 çeyrektir yüksek giden talebin hemen gerilemesi için ekonomide gerçekleşenden çok daha sert hareketler gerekir.
Maliyet enflasyonunu savunanların bir kısmının gönlünden Merkez Bankası'nın bir müddet sonra sıcak paranın kârını artıracak şekilde faizleri düşürmeye başlaması geçebilir. Ama ne yazık ki maliye politikasında, talebi kontrol altına alacak bir sıkılaşma olmadıkça, bu çok zor.

foztrak@yahoo.com








Taha AKYOL
Çağdaşlık, yargı, üniversite
YÖK'ün uzmanlara hazırlattığı "Yükseköğretim ...
Çetin ALTAN
Bir günün 'Hoppalaa' ile başlayan cilveleri
Apartmanın giriş kapısındaki posta kutusundan...
Melih AŞIK
Köşk muhabbeti
Tayyip Erdoğan, Reuters Ajansı'na Cumhurbaşka...
Fikret BİLA
Üniversite hastanelerinin isyanı
Maliye Bakanlığı'nın, sağlık harcamalarında t...
Hasan CEMAL
Futbol Tanrısı'nın hayali!
Futbol Tanrısı kim? Zinedine Zidane, Fransa'y...
Güneri CIVAOĞLU
AİHM ve kanser
AİHM'nin (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) yaş...
Hurşit GÜNEŞ
Hangi rakam doğru?
Hazine Müsteşarı Sayın İbrahim Çanakçı'dan ön...
Metin MÜNİR
Atam izindeyiz diyorlar ama...
Atam izindeyiz diyor ama doğru değil.
Faik ÖZTRAK
Çıktı açığı ve enflasyon
Son dönemde enflasyonda ortaya çıkan kıpırdan...
Hasan PULUR
Üç zarfa vakit var!
BAŞBAKAN'IN hedefe "medya"yı koyup atıp tuttu...
Derya SAZAK
ABD vizyonu
Türkiye ve ABD dışişleri bakanları, Washingto...
Meral TAMER
El Baradey'in yanaklarından öperim
Erdal Sağlam'ın, dün Hürriyet'teki köşesinde ...
Ece TEMELKURAN
Halit Kıvanç göreve!
Dünya ne kadar kirliyse ancak o kadar kirlidi...
Güngör URAS
Rahmi Koç'un 'dünya turu' macerası sona erdi
Rahmi Koç'un 2004 yılı eylül ayının 17'sinde ...
M. Ali BİRAND
Artık, stratejik ortak değiliz
Uzun yıllar boyunca, Türk-Amerikan ilişkiler...

© 2006 Milliyet