|
 |
|
|
Çıktı açığı ve enflasyon
Son dönemde enflasyonda ortaya çıkan kıpırdanma ilginç bir tartışma başlattı. Bir tarafta enflasyondaki artışı maliyetlerdeki yükselmeye bağlayanlar, diğer tarafta ise yurtiçi talep artışına dayandıranlar yer alıyor.
Özellikle uluslararası hammadde ve metal fiyatlarındaki artışların son dönemde enflasyonu artırdığı görüşünde olanlar talep enflasyonu savını destekleyenleri çıktı açığına bakmamakla suçluyor.
Nedir bu çıktı açığı? Bir ekonomideki mevcut gayri safi yurtiçi hasıla (GSYİH) düzeyi ile potansiyel GSYİH düzeyi arasındaki farka bu isim veriliyor. Potansiyel GSYİH, ülkenin mevcut işgücü ve sermaye varlıkları ile verimlilik düzeyi dikkate alınarak hesaplanan enflasyonu azdırmayacak teorik bir GSYİH seviyesini ifade ediyor. Mevcut GSYİH eğer potansiyelin altındaysa negatif çıktı açığı oluyor. Burada talebin enflasyona yol açmadığı ileri sürülüyor.
Potansiyel GSYİH sonuçta bir tahmin. Birden fazla yöntemle hesaplanabiliyor. Her bir yönteme göre de farklı sonuçlar elde edilebiliyor.
Ölçülmesi kolay değil
Enflasyon hedeflemesi yapan merkez bankaları çıktı açığı kavramını genellikle kullanıyorlar. Ancak bu ölçülmesi hiç de kolay olmayan bir büyüklük. Bu nedenle de bunun bir tahmin olduğunu ve hata marjları taşıdığını kabul etmek gerekir.
Bize dönersek, Türkiye'de nihai yurtiçi talep son 9 çeyreğin altısında çift haneli artışlar kaydetmiş. Son üç aylık dönemde ulaştığı rakam ise yüzde 14. Diğer taraftan kamunun nihai talebi de son üç çeyrekte yüzde 10'un üzerinde artmış. Bence bu verileri görmeyip potansiyel GSYİH gibi teorik bir kavramın arkasına sığınarak son 8 aydır yukarı giden enflasyonu maliyet artışına bağlamak doğru değil.
Son iki ayda TL'de hızlı bir değer kaybı oldu. Bu, yüzde 4 gibi çok yüksek bir artışla üretici fiyatlarına yansıdı. Ancak tüketici fiyatlarında (TÜFE) benzer bir artışın olmaması ekonomide önemli bir negatif çıktı açığının sürdüğü şeklinde yorumlandı. Haziranda TÜFE, bir şekilde yaratılan yüzde 1.5'lik aylık artış beklentisinin altında çıktı. Oysa 0.34 puanlık artış endeksin yayımlanmaya başladığından bu yana görülen en yüksek haziran artışı.
Mevsimsellik artışı sınırladı
Geçen ay fiyatların nispeten az artmasında hem gıda fiyatlarındaki azalış hem de kaç aydır fiyatları yükselttiği söylenen altın fiyatlarındaki düşüş etkili olmuş. Merkez Bankası'nın enflasyon raporunda altın hariç dayanıklı tüketim malları fiyatlarındaki artışın altın dahil olanın çok üstünde çıkması bunu gösteriyor. Yani mevsimlik ve dış faktörler fiyat artışlarını sınırlamış.
Diğer taraftan, kurdaki aşırı hareketlilik, ticaret kesimini fiyatlandırmada bir bekle ve gör stratejisine itmiş olabilir.
Dolayısıyla haziran ayında beklenenin (!) altında gelen enflasyon yanıltmamalı. Bu, 8 aydır devam eden enflasyondaki yukarı gidişi unutturmamalı. Son 9 çeyrektir yüksek giden talebin hemen gerilemesi için ekonomide gerçekleşenden çok daha sert hareketler gerekir.
Maliyet enflasyonunu savunanların bir kısmının gönlünden Merkez Bankası'nın bir müddet sonra sıcak paranın kârını artıracak şekilde faizleri düşürmeye başlaması geçebilir. Ama ne yazık ki maliye politikasında, talebi kontrol altına alacak bir sıkılaşma olmadıkça, bu çok zor.
foztrak@yahoo.com
|
|
|

|