Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 08 Temmuz 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Belgeye gerek var mıydı?


WASHINGTON'da önceki gün Dışişleri Bakanı Gül ve ABD'li meslektaşı Rice'ın ilan ettiği "ortak vizyon" belgesi için akla gelen ilk soru bu... Gerçekten böyle bir ortak deklarasyona neden ihtiyaç duyuldu? Ve bu belge neye yarayacak?..
Bunun amacı, belgenin oldukça uzun olan (12 kelime) başlığının ilk kısmında şöyle ifade ediliyor: "Türk-Amerikan stratejik ortaklığının ilerlemesi için"...
Bu ifade, iki ülke arasında esasen bir "stratejik ortaklığın" var olduğunu kabul ediyor ki, bu öteden beri Türkiye'de ve ABD'de, bazı akademik ve diplomatik çevrelerde tartışma konusu...
İlişkilerin halihazırdaki boyutu "stratejik" olsun veya olmasın, başta ABD'nin inisiyatifi, sonra iki tarafın isteğiyle girişilen bu "ortak vizyon" projesi, pratikte fazla yeni bir şey getirmiyor, bilinen pozisyonları teyit ediyor... Kâğıt üstünde tek önemli yenilik belgenin ikinci kısmında sürekli diyalog ve istişare için öngörülen bu mekanizmanın kurulmasıyla ilgili...
Ama belgenin asıl "esprisi" yeni bir "ortaklık" anlayışı getirmesidir. Madde madde çok genel hatlarıyla ifade edilen bu anlayış, "mart tezkeresi"yle bozulan ilişkileri tekrar rayına oturtmak için yeni esaslara bağlamak ihtiyacından doğmuştur. Yani iki taraf da, bu aşamada ilişkilerdeki yeni anlayışı "belgelemek"te yarar görmüştür. Bu belge, karşılıklı olarak imzalanan bir "anlaşma" niteliğini taşımasa bile...

Siyasi ayarlar...
Türk-Amerikan ilişkilerindeki bu gelişme çeşitli şekillerde değerlendirilebilir.
Sistematik olarak ABD'ye hasım gözüyle bakanlar ve Türkiye-ABD yakınlaşmasına karşı olanlar elbet bu belgeyi de yereceklerdir... Kimileri de -ideolojik veya politik nedenlerden- bu belgeyi Türkiye'yi ABD'nin kucağına iten, onu Washington'un dümen suyundan gitmeye zorlayan bir angajman olanak göreceklerdir...
Kuşkusuz her mutabakatta olduğu gibi, bu belgede de eleştirilebilecek veya eksik ya da yetersiz bulunacak noktalar vardır.
Ancak bunun sadece bir "çerçeve" olduğu, amacın da kurulacak olan mekanizmaların da yardımıyla, çeşitli dünya meselelerinde ve ulusal sorunlar üzerinde, bir "pozisyon ayarı" yapmak olduğu unutulmamalıdır.
Gene unutulmaması gereken bir nokta da, belgede sıralanan birçok sorunlar üzerinde (Arap-İsrail anlaşmazlığından enerji güvenliğine, Irak ve İran sorunlarından Orta Asya ve Kafkasya'da işbirliğine kadar) Türk dış politikasının, ABD politikasından pek farklı bir çizgide bulunmadığıdır. Türk diplomasisi, bu ve diğer birçok konuda kendi inisiyatifini kullanmakta, kendi çizgisini belirlemektedir. Bunun ABD'nin politikalarına paralel olmasını, bir "boyun eğme"nin sonucu olarak görmemek lazım.

Kâğıtta kalmamalı
Belgenin Kıbrıs'la ilgili paragrafındaki ifadeler (özellikle izolasyonun kaldırılması), olumlu sayılabilir. PKK ile mücadele konusundaki ifadeler gibi...
Ancak bunların kâğıt üstünde kalmayıp hayata geçirilmesi önemli. "Stratejik ortaklık" anlayışı bunu gerektirir.
Dolayısıyla Türkiye -özellikle Türk kamuoyu- "ortak vizyon" belgesinde yer almayan "uygulama yöntemleri"yle ilgili "ayrıntılar"ın fiiliyatta açıklık kazanmasını bekleyecektir.
Sonuç olarak "ortak vizyon"un sadece hükümetlerin belge (yani kâğıt) üzerinde paylaştığı bir hedeften ibaret kalmamasının ve bunun toplumun çeşitli kesimleri tarafından da benimsenmesinin esas olduğu unutulmamalıdır...

skohen@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Paranoya
RAHŞAN Ecevit yalnız değil. Birçok kimse ülke...
Çetin ALTAN
Kuytularda iri mi iri ortancalar ve Selim Sırrı
İstanbul kentiyle, bazen boğaz boğaza, bazen ...
Melih AŞIK
Ortak vizyon...
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün ABD ziyareti...
Fikret BİLA
El Kadı soruşturmasına Çiçek yorumu: Yetkim yok
Başbakan'ın danışmanı Cüneyd Zapsu ile bir dö...
Hasan CEMAL
Futbol ya da huzursuz ruh!
Öyle amaçsız yürüyorum kendi başıma. Gökyüzün...
Güneri CIVAOĞLU
Bakan'ın konseri
Sahnede omzunda gitarı, samba bossa nova ve t...
Can Dündar
Bir kenti anlamak
Çok insan tanıyanların, yılların hediyesi bi...
Semih İDİZ
Washington PKK adımı atmadan, vizyon belgesi havada kalmaya mahkûm
Derya Sazak kadar karamsar olmayacağım. Yoksa...
Sami KOHEN
Belgeye gerek var mıydı?
WASHINGTON'da önceki gün Dışişleri Bakanı Gül...
Metin MÜNİR
Anıtkabir'in bahçesini hipermarkete verirler...
Atatürk'ün Yalova Çiftliği'nin tasfiye ediler...
Hasan PULUR
Yağma sofrasına siz de buyurun!
AKARYAKIT ile ilaç zammını otomatiğe bağlayac...
Derya SAZAK
Linç kültürü
TESEV'in "Zorunlu Göç" kitabının tanıtıldığı ...
Meral TAMER
Elektrik krizine nihayet doğru teşhis
1999 Körfez Depremi gibi büyük bir doğal afet...
Tamer HEPER
Önce iş ve aş
Gün geçmiyor ki bir yolsuzluk, bir örgütlü so...
Yaman TÖRÜNER
Maliye doğru olanı yaptı
Maliye Bakanlığı, sağlık harcamalarında tasar...
Güngör URAS
Elektriğe zam geliyor (başka çare yok...)
Elektriğin yüzde 44'lük bölümü doğalgazla üre...
M. Ali BİRAND
Öğretseler Alevi olurdum...
Eskiden o kadar farkında değildim. Aradan yıl...

© 2006 Milliyet