Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 08 Temmuz 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Maliye doğru olanı yaptı


Maliye Bakanlığı, sağlık harcamalarında tasarruf edilmesi amacıyla, MR ve tomografiler için ödediği ücreti çok düşürdü. Doğal olarak, özel hastaneler ve MR-tomografi merkezleri ayağa kalktı. Muhtemelen, Maliye, "vur" deyince öldürdü ama yapılan doğruydu.
Bu konuda yurtdışındaki uygulamaları öğrenmek üzere Almanya'da doktor olarak çalışan Utkan Sürel ile görüştüm.
Diyor ki: "MR, bin hastadan sadece birinde istenmesi gereken bir teşhis yöntemidir. Teşhis, aşama aşama yapılır. Önce, kan ve idrar testleri, EKG, röntgen vs. istenir. Bu yöntemlerle teşhis konulamıyorsa, MR çekilebilir. Türkiye'de yaşanan bir olayda, omzu ağrıyan 39 yaşında bir arkadaşımın MR çektirmesi istenmiş. Arkadaşım, birkaç gün sonra kalp krizinden öldü.
Türkiye'de trafik kazalarında bile MR isteniyor. Trafik kazası geçiren bir hastanın belindeki kırıklar, çektirilen MR'da görülemedi. Oysa, bu hastanın röntgen çektirmesi istenmeliydi. Türkiye'de herkesin bir MR dosyası var. Hiçbir gelişmiş ülkede böyle bir uygulama yok.
MR'ların çoğunun bedeli de devlete ödettiriliyordu. Maliye'nin bu uygulaması iyi oldu. Almanya'ya gelen Türk hastalar, bir MR dosyasıyla geliyorlar. "MR'ım da hazır" diyorlar. Oysa, bizim böyle bir isteğimiz yok. Geçen yıl yaklaşık 25.000 hasta baktım. İstediğim MR sayısı, 5 ile 10 arasındadır.
Öte yandan, çoğu doktor MR okumasını bilmiyor. MR görüntüsünde yazan raporu esas alarak teşhis koymaya çalışıyor. MR okumayı bilmeyen doktorların MR istemesi birçok durumda sakıncalı olabiliyor. Birçok şey gözden kaçıyor. Sırf bu nedenle bile, MR'a en son başvurulmalı."
Ülkemizdeki MR çektirme çılgınlığı had safhada. Güvendiğim bir arkadaşım anlattı: "Gittiğim bazı doktorların muayenehanelerinde, bir de anlaşmalı laboratuar ve MR merkezlerinden gelen temsilciler var. Doktor, sizden bazı tetkikler istediğinde, bu temsilci sizi alıp laboratuvarına götürüyor.
Elimde birkaç gün önce başka laboratuvardan alınmış tetkikler vardı. Doktorum, o laboratuvara güvenmediğini söyledi. Aynı tetkikleri tekrar yaptırdı. Tabii, minik farklarla aynı sonuçlar çıktı. Neyse ki, benim paramı devlet ödüyor. Bu nedenle, ben de ses çıkarmadım."
Sağlıkta da serbest piyasa sisteminin uygulanmasına taraftarım. Ancak, serbest piyasa demek, başıboşluk demek değildir. Gelişmiş ülkelerin çoğunda, sağlık hizmetleri ya devlet tarafından ciddi biçimde kontrol edilmekte ya da devlet tarafından verilmektedir. Tabii ki, özel hastaneler, doktorlar, eczaneler, ilaç firmaları olacaktır. Ancak, bunlar belli prensipler içinde çalışmak zorundadırlar.
Devletin bu konudaki elindeki en büyük güç, hizmetlerin çoğunun devlet tarafından alınıyor olmasıdır.
Özel hastaneler alacaklarını devletten zamanında tahsil edemiyorlar; muhtemelen bu yüzden, bol MR çektirerek açıklarını kapatmaya çalışıyorlar. Ama, sistemde eksikler olması, başka bozukluklar üretilmesini gerektirmiyor.
Sağlık Bakanlığı'nın yeniden yapılandırma projelerini destekliyorum. Ancak, her durumda MR istenmesinin acilen önlenmesi gerekli. Maliye'nin bu tebliği yayımlaması yerinde olmuştur ve Sağlık Bakanlığı'nın MR konusundaki düzenlemesini hızlandıracaktır. Bu düzenlemeden sonra, MR'ların tüm parası ödenebilir.

ytoruner@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Paranoya
RAHŞAN Ecevit yalnız değil. Birçok kimse ülke...
Çetin ALTAN
Kuytularda iri mi iri ortancalar ve Selim Sırrı
İstanbul kentiyle, bazen boğaz boğaza, bazen ...
Melih AŞIK
Ortak vizyon...
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün ABD ziyareti...
Fikret BİLA
El Kadı soruşturmasına Çiçek yorumu: Yetkim yok
Başbakan'ın danışmanı Cüneyd Zapsu ile bir dö...
Hasan CEMAL
Futbol ya da huzursuz ruh!
Öyle amaçsız yürüyorum kendi başıma. Gökyüzün...
Güneri CIVAOĞLU
Bakan'ın konseri
Sahnede omzunda gitarı, samba bossa nova ve t...
Can Dündar
Bir kenti anlamak
Çok insan tanıyanların, yılların hediyesi bi...
Semih İDİZ
Washington PKK adımı atmadan, vizyon belgesi havada kalmaya mahkûm
Derya Sazak kadar karamsar olmayacağım. Yoksa...
Sami KOHEN
Belgeye gerek var mıydı?
WASHINGTON'da önceki gün Dışişleri Bakanı Gül...
Metin MÜNİR
Anıtkabir'in bahçesini hipermarkete verirler...
Atatürk'ün Yalova Çiftliği'nin tasfiye ediler...
Hasan PULUR
Yağma sofrasına siz de buyurun!
AKARYAKIT ile ilaç zammını otomatiğe bağlayac...
Derya SAZAK
Linç kültürü
TESEV'in "Zorunlu Göç" kitabının tanıtıldığı ...
Meral TAMER
Elektrik krizine nihayet doğru teşhis
1999 Körfez Depremi gibi büyük bir doğal afet...
Tamer HEPER
Önce iş ve aş
Gün geçmiyor ki bir yolsuzluk, bir örgütlü so...
Yaman TÖRÜNER
Maliye doğru olanı yaptı
Maliye Bakanlığı, sağlık harcamalarında tasar...
Güngör URAS
Elektriğe zam geliyor (başka çare yok...)
Elektriğin yüzde 44'lük bölümü doğalgazla üre...
M. Ali BİRAND
Öğretseler Alevi olurdum...
Eskiden o kadar farkında değildim. Aradan yıl...

© 2006 Milliyet