Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 09 Temmuz 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Çorba da pişti, tuz ister...


Özellikle evrensel reklam şirketlerinin, eğlenceli buluşlara büyük bir açlık duyduğunu sezen Nasreddin Hoca, kendine zevkli bir uğraş bulmuş ve çeşitli çizimler üretmeye başlamıştı.
Bunlardan biri de, "kıçla baş" arasındaki ilişkiyi gösteren, politik parfümlü bir mayo reklamıydı.
***
Nasreddin Hoca'nın çizimlediği mayo reklamında, 14'üncü Louis ayağa kalkmış:
- Devlet benim, diyordu.
Çıplak bacakları ayrık, tatilci genç bir kızın mayolu bölümü de, kendini öne doğru kaldırmış:
- Tanga da benim, diyordu.
***
Nasreddin Hoca, medyanın ilgisini çekmek için aynı çizime, boks yapan bir takkeyle, bir silindir şapkayı da; dövüş sırasında bir ağızdan ortak bir açıklamayla eklemişti:
- Biz de demokrasiyiz.
***
Borazan Tevfik, Bekri Mustafa'ya:
- Bekri, dedi; bizler "kara mizah"a pek alışık değiliz. Sen acaba, ortalıkta soğuk duş etkisi yaratmayacak bir örnek gösterebilir misin "kara mizah"a?
Bekri de:
- Deneyelim, dedi ve bir benzetme yaptı:
- Cimrinin biri, yolda bir nasır ilacı kutusu bulunca, gidip kendine dar bir ayakkabı almış; tıpkı bedava bomba bulunca, kendini patlatmaya kalkan kökten dinci bazı gençler gibi...
***
Bu da Ahmet Altan'dan bir fıkra:
Orta çağlarda, İngiltere krallarından biri, ava çok meraklıymış. Yakın dostlarından bir baronla birlikte, saray erkânı ve uşaklarıyla sık sık avlanmaya çıkarmış... Çalınan borular, koşuşturan av köpekleri, patlayan tüfekler...
***
Kralın dostu olan baron, konuşurken sık sık tekrarladığı, diline pelesenk olmuş bir deyimle ünlüymüş; ikide birde:
- Her işte bir hayır vardır, dermiş.
***
Bir gün kralın av partilerinden birinde, bir kaza sonucu kralın ters patlayan tüfeği kralın başparmağını koparmış ve yakın arkadaşı baron, kendisine dönüp:
- Hiç üzülmeyin, demiş; her işte bir hayır vardır.
Başparmağı kopmuş olan kralın, bu söze karşı, can acısıyla tepesi o kadar, o kadar atmış ki; yakın dostu baronu hemen tutuklatıp zindana tıktırmış.
***
Aradan epey bir zaman geçmiş. Kral ve adamları Afrika ormanlarında avlanmaya gitmişler ve vahşi yamyamların eline tutsak düşmüşler.
Vahşi yamyamlar, kralın adamlarının hepsini, kazanlarda pişirip bir güzel yemişler.
Sadece, kendi inançlarına göre sakat birini yemek uğur getirmeyeceği için, başparmağı bulunmayan krala dokunmamışlar.
***
Kral sarayına dönüp geldiğinde, başparmağı kopuk eline bakarak, vaktiyle kendisine "Hiç üzülmeyin, her işte bir hayır vardır" diyen, yakın dostu baronu hatırlamış ve baronu zindandan çıkartıp kendisinden özür dilemeye başlamış:
- Gerçekten hayırlı olmuş başparmağımın kopması; yoksa yamyamlar beni de yiyeceklerdi. Senden çok özür diliyorum, boşuna attırmışım seni zindana, lütfen kusuruma bakma...
Baron yine:
- Her şeyde bir hayır vardır, demiş; hayırlı oldu beni zindana attırmanız da...
Kral sormuş:
- Nasıl hayırlı oldu?
- Zindana attırmasaydınız, ben de sizinle Afrika'daki av partisine gidecek ve sizinle birlikte tüm gidenler gibi, kazanlarda pişirilecektim...
***
Türkiye'nin siyasal yapısında da, tarihsel bir "hayır" olduğu gün günden daha çok ortaya çıkmada...
Ancak buradaki "hayır", yararlı anlamında değil; yüreklerden kopan bir feryat olarak, düpedüz "hayır" anlamındadır.
***
İncili Çavuş'a:
- Sen de, demişler; absürd bir fıkra anlatır mısın?
İncili Çavuş da:
- Peki, demiş ve anlatmış:
- 2 inek bir meşe ağacının en yüksek dallarından birine oturmuş, konuşa konuşa yün örüyorlarmış. O sırada yanlarından uçarak bir fil geçmiş, derken bir fil daha, derken bir fil daha... İneklerden biri, bırakmış yün örmeyi:
- Olacak şey değil, demiş; yakın ağaçlardan birine, mutlaka bir yuva kurmuş olmalı bu filler...
***
İncili Çavuş'un absürd fıkrası, kimsenin aklına özellikle "resmi tarih"i falan getirmemeli...
***
Rutkay Aziz'den de kısa bir fıkra:
2 yılan yan yana yürürlerken, biri ötekine sormuş:
- Bizler acaba zehirli yılanlardan mıyız?
Öteki de:
- Bilmem, demiş; neden sordun?
- Neden soracağım, kendi dilimi ısırdım da...
***
İsteyen iktidar partisine de yakıştırabilir bu fıkrayı, muhalefet partilerinden birine de...
***
Ahmet Arif'ten bir şiirle bitirelim yazıyı:

Beni, yiğitler götürür
Katlarına
Sevda ile varılan.
Yiğitler ki,
Dişlerini tükürmüş;
Yiğitler ki,
Hayaları burulan...

Yan yana, upuzun,
Boylu boyunca
Tepeden tırnağa kan.
Yiğitler ki,
Her biri bir parça vatan.
Gözlerinde bir küfür kasırgası
Ana-avrat
Ah ulan...

c.altan@prizma.net.tr








Çetin ALTAN
Çorba da pişti, tuz ister...
Özellikle evrensel reklam şirketlerinin, eğle...
Melih AŞIK
Liderlik sanatı
Liderlik üzerine yeni bir kitap; "Destekleyic...
Fikret BİLA
Adalet Bakanı'nın yetkisi var mı, yok mu?
Adalet Bakanı Cemil Çiçek, El Kadı olayıyla i...
Hasan CEMAL
Emziği alınmış bebek gibi!
Hollanda Milli Futbol Takımı'nın eski kaptanl...
Güneri CIVAOĞLU
Deniz çekiyor...
"Şairlerin prensi" diye anılan Mallarme şöyle...
Can Dündar
Yetişin! Ankara'yı yıkıyorlar!
Bu yazı bir ihbar mektubudur: Başkent yıkılıy...
Metin MÜNİR
Aile sırları
Sabahleyin yüzümü yıkamak için banyoya giderk...
Hasan PULUR
Tuhaf dostlar...
YILLAR önce Çarşıkapı'da bir dükkânda görmüşt...
Derya SAZAK
Yabancı 'işgali'
Ege ve Akdeniz'in sahil kasabalarına yerleşen...
Meral TAMER
Evimdeki Yapı Kredi külliyatı
Burhan Karaçam'ı, 80'li yılların başında gaze...
Ece TEMELKURAN
'Hata yıldızlarda değil, bizde'!
George Clooney'nin yönettiği, Cannes Altın Kü...
Tamer HEPER
Küsersem fena olur
Haberi duymuşsunuzdur, milletvekilinin arabas...
Osman ULAGAY
Maceradan uzak futbol finali de katletmese
Dünyanın dört bir yanındaki yüz milyonlarca f...
Güngör URAS
Vakko 55 yıl sonra Beyoğlu'ndan ayrılıyor
Vitali Hakko, 1997 yılında yayımlanan "Hayatı...
Serpil YILMAZ
Kazaklar denize açılıyor Türkler araziye giriyor
Türkiye'yi, topraklarının yüzde 4'ü Avrupa'da...

© 2006 Milliyet