|
 |
|
|
Ayıplı veda!
Berlin'de, futbol dünyasının belki de en beklenmeyen final maçına tanık olduk. Arjantin, Brezilya, Almanya, Portekiz, İngiltere ve İspanya'nın hayal kırıklıkları ile terk ettiği "Dünya", iki Akdeniz ülkesine kalmıştı.
Gökmavililer (İtalya) ile Maviler'in (Fransa) mücadelesi, asla bir final fırtınasına sahne olmadı. Akdeniz meltemleri gibi yumuşak, yavaş ve "mutedil" bir oyundu oynanan. Ne var ki goller, böyle bir final maçı için erken geldi.
Erken bozulan ve yine erkenden dengesini bulan final maçı, ilk yarı sonuna kadar uyuttu. Sonra, gelecekte belki de hiç göremeyeceğimiz bir olayın tanığı olduk.
Zinedine Zidane, uzatmanın ikinci yarısında Materazzi'ye öyle bir kafa attı ki, asla affedilemezdi. Hafifletici hiç bir nedene sığınamazdı. Sadece oyunun kurallarının değil,kendi temiz kariyerini de çiğniyor, lekeliyor, ülkesini, yalnız bırakarak kırmızı kartla futbol hayatını noktalıyordu.
Güle güle Zidane... Fransa'ya yaptığın hizmetler unutulmayacak. Ama seni örnek alan, senin hayatını bir umut olarak kendi geleceğine koyan Paris, Lyon ve Marsilya varoşlarındaki çocukların kalbini kırarak, ırkçı Le Pen'in ağzına koz bırakarak... Bir çuval inciri de berbat ederek gidiyorsun... Hele Henry'siz bir Fransa'yı iyice yalnızlığın, çaresizliğin kucağına atmak sana hiç yakışmadı...
Seni seviyorduk... Ama kalbimizi kırdın, bilesin...
Yeteneklerine inanan bizler kadar keşke sen de saygı gösterseydin kendine...
* * *
Şimdi söz Çizme'nin...
Hak ederek kazandılar... Yılmadılar, yıkılmadılar, teslim olmadılar. Penaltı atışlarında hiç şaşırmadan hak ettikleri ödülü aldılar.
Kupa İtalya'nın...
Fransa isterse Zidane'la birlikte ağlayabilir!
agokce@milliyet.com.tr
|
|
|

|