|
 |
|
|
Zidane'ın kafaları
Domenech'in taktiği çok açıktı. Güçlü İtalyan savunmasının göbek pozisyonlarında çok etkili olduğunu bilerek oyunu kanatlara yayıp ve bu savunmanın dengesini bozmak istedi. Bazen bozdu da. Ama yakalanan birkaç pozisyonda da kaleci Buffon devreye girdi. Zaten ne kadar alternatif üretirsen üret, İtalyan defansı sadece bir ya da iki pozisyon veriyor. O yüzden onları da atacaksın.
İtalyan hücum gücü maçın en yumuşak karnıydı. Etkisi sıfır bir Totti'nin yanında, Pirlo yükü kaldıramadı. Perrotta, Camoranesi ve Gattuso hiçbir İtalyan hücum aksiyonuna katılmadılar. Fransa'nın orta alanı İtalya'nın aksine Almanya'daki en iyi futbolunu oynadı. Maçın ikinci yarısı ve uzatma dakikalarında Fransa hep üstündü. Ancak Viera'nın sakatlanması dün Fransa'ya vurulan en büyük darbeydi.
Ve bir de Zidane'nin kırmızı kartı. Karttan birkaç dakika önce kafayla müthiş bir pozisyonu kaçırdı. Ardından bir kafada Materazzi'ye attı. Bu iki kafa yüzünden Fransa'nın belki de kupadan oldu.
Dün futbol tarihinin en önemli defans oyuncularını izledik. Cannavaro ve Materazzi ikilisi bu sahaların görüp görebileceği en iyi anlaşan ikilisi. Birbirini bu kadar tamamlayan, bu kadar pozisyon takip eden, müdahalede bu kadar etkili olan, bir takımın bu kadar belkemiği olan, arkadaşlarını bu kadar yöneten ve gaz veren bir defans ikilisi yoktur herhalde. İtalya kupayı kazandıysa bu iki Roma gladyatörü bu zaferin baş cengaverleriydi.
Son bir söz de Ribery için. Bir yıl önce Türkiye Kupası finalinde oynuyordu. Bir yıl sonra Dünya Kupası finalinde. Bu kadar büyük bir final atlamasına kolay kolay kimse şahit olamaz. Sergei Bubka bile bu kadarını başaramaz. Televizyonlarının başında kaçan balığın ne denli büyük olduğunu izleyenler kaç bardak viski içti merak ediyorum doğrusu.
hozer@milliyet.com.tr
|
|
|

|