Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 10 Temmuz 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bir futbol sarhoşu

Berlin

İple çektiğim gün geldi...
Berlin'de finaldeyim.
Tarihi Brandenburg Kapısı'nın önüne 100 binler toplanmış. Üzerlerinde "teşekkür (dankey)" yazılı tişörtler...
Bir podyum kurulmuş. Ucunda 20 metre çapında dev bir futbol topu...
Bu top, Dünya Kupası maçlarının oynandığı bütün Almanya kentlerini dolaştı, final için Berlin'e getirildi.
Podyumda, önce 3 kaleciyle başlayarak dünya üçüncülüğünü alan Alman Milli Takımı futbolcularının adları teker teker anons ediliyor. Müzik eşliğinde podyuma çıkıyorlar.
Gönül defilesi yapıyorlar.
Tişörtlerinin önünde "teşekkür", arkasında "takım ruhu" yazılı.
100 binlerin korosu "Siz kalbimizin şampiyonusunuz" sloganı...
Futbolcular, tek tek podyumun sonuna kadar geldikten sonra ellerindeki futbol topuna bir vole patlatıyorlar.
Her topun üzerinde o oyuncunun imzası var.
Çok değerli bir "anı/armağan..."
Futbolcular, Alman ulusuna bu büyük gösteriyle teşekkür ediyor. Almanlar da hiç ummadıkları bu üçüncülük için onlara kucak açıyor.
Hepsinin gözlerinde mutluluk...
Teknik Direktör Klinsmann'ın tamamen gençlerden oluşturduğu bu milli takımdan fazla umut yoktu.
Ama...
Zamanla göz dolduran futbolu, diriliği ve hırsı ile beklentileri yükseltti.
Öylesine bir takım ruhuyla oynadılar ki, Almanlar için "kalplerin şampiyonu" oldular.
Zaten dün sabah yayımlanan Alman gazeteleri de "Kalplerimizin şampiyonusunuz" başlığını atmışlardı.
.................................
Hitler'in, Nazi birliklerine kaz adımlarıyla görkemli geçit törenleri yaptırdığı Brandenburg Kapısı, dünyaya dehşet ürpertileri verirdi.
Küresel tehditti.
Nazi Almanya'sının nota kanatları olan Wagner müziği eşliğinde Hitler'in nutukları ve gamalı haçla "ulusal hipnoza" girmiş 100 binlerin Nazi selamları, ırkçılığın, insanlığa uğursuz bir meydan okuyuşuydu.
Savaş sonrası da Brandenburg Kapısı gene ürpertiler veriyordu.
Batı ve Doğu Berlin'i ayıran duvar oradan geçmekteydi.
Berlin'in simgesi olan Brandenburg Kapısı'yla özgürlüklerin mezar taşları gibi örülen duvar örtüşmüş gibiydi.
Ama...
Hitler, az ötede kendisi için yaptırtmayı planladığı "anıtmezar"a bile giremeden intihar etti.
Duvar yıkıldı...
Brandenburg Kapısı önünde 100 binler, dün, özgür topraklarda ve özgürce "spor" gibi tertemiz bir heyecan için toplanmıştı.
Kaz adımlarıyla yürüyen Nazi birliklerinin ve savaş sonrası duvarın öte yanında kızıl faşistlerin asker voltaları yerine, podyumda futbolcuların "teşekkür" yürüyüşleri...
Mekân aynı, insanlar aynı ulustan...
Ama... Heyecanlar çok farklı eksende...
................................
Şu satırların yazıldığı saatlerde Berlin bir karnaval yeri gibiydi.
"Şampanya gibi köpürüyor" diyeceğim ama Almanya'ya daha uygun bir söylemle "Altın sarısı Alman birası gibi köpük köpük akıyor..."
Bir meşin top, bakın nasıl da milyonları transa geçirebiliyor.
................................
Ve... Dünya Kupası için Fransa ve İtalya'nın karşı karşıya geldikleri Berlin Olimpiyat Stadı'nı da konuşalım...
Bu stat, aslında Hitler tarafından "Alman ırkının üstünlüğünü göstermek" için Nazi propagandası amacıyla yaptırılmıştı.
1936 Olimpiyatları'nın yapıldığı bu statta, küresel propagandanın galasına perde açılmıştı.
Ancak...
Alman "Ari (saf)" ırkının zaferleri için locaya oturan Hitler, Amerikalı siyahların, art arda final iplerini göğüslemeleri sonrası fena halde bozulmuş ve stadı terk etmişti.
Yıllar geçti... Restorasyon çalışmalarıyla bir mimari "başyapıt" haline getirilen Berlin Olimpiyat Stadı'nda Almanya, 70 yıl sonra gene şampiyonluk kürsüsünde yok.
Ne var ki, tribünleri dolduran Almanlar, sporun birleştirici büyüsüyle ve geçmişten alınan derslerle birer dünya vatandaşı...
Mutluluğu paylaşıyorlar.
Denizlerde yaşanan "derinlik sarhoşluğu" gibi, burada da "futbol sarhoşu" oldum.
Final gözlemleri yarın...

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Türkiye'de Batı düşmanlığı?!
İRAN'A hareketinden önce Dışişleri Bakanı Gül...
Çetin ALTAN
III. Murat'ın kırılan rekoru
Dört-beş gün önce öldüğü bildirilen Güney Afr...
Hasan CEMAL
Futbol ateşi!
Çok şey söylenebilir. Fransa'nın üstünlüğü üz...
Güneri CIVAOĞLU
Bir futbol sarhoşu
İple çektiğim gün geldi...
Yasemin CONGAR
Gül'ün ardından 10 gözlem
1. Belge: Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile A...
Can Dündar
En fazla Yunanlar aldı
Tartışmayı Rahşan Ecevit başlattı: Yabancıla...
Semih İDİZ
Talat'la buluşması Papadopulos için geri adımdır
BM Genel Sekreteri'nin yardımcısı İbrahim Gam...
Hasan PULUR
"Hello Condi!" demekle olsa...
BİR yabancı devlete önce yaranmak, sonra yasl...
Yaman TÖRÜNER
Her ne pahasına olursa olsun
Hükümet, iktidarda kalmak ve gücü devam ettir...
Osman ULAGAY
Erdoğan yukarı, Türkiye aşağı (1)
Bugünün karmaşık dünyasında, Türkiye gibi bir...
Güngör URAS
Biz üretmiyorsak yabancı da üretmez
Yatırımcılara danışmanlık yapan arkadaşım tel...

© 2006 Milliyet