|
 |
|
|
Oyunla oyun olmaz!
Zalim Yorumcu / CAN DARK
Bir Dünya Kupası daha veda etti ve 4 yıl sonraya randevuyu vererek anılar koleksiyonunda yerini aldı. Bilgisayarseverlerin favorisi Çek Cumhuriyeti çok erkenlerden yarışa havlu attı. Futbolu hala ve inatla rasyonel kaçınılmazlıkların sayısal toplamına indirgeyenlerin, oyunun sürprizli ve alaycı doğasını ihmal edenlerin olağan favorisi Brezilya finalin yarısını bile göremeden samba diyarına geri döndü.
Çok can yakarlar denilen Sırbistan-Karadağ, Hırvatistan, Polonya canları yanmış olarak evlere dağıldı. Gana gönlümüzü okşadı, Fildişi Sahilleri "ah keşke başka grupta olsaydılar" dedirtti, Avustralya hoşumuza gitti, İsviçre gayet sağlam oynarken takdire şayandı -tabii soğukkanlılığını Terimgiller şövenliğine hala teslim etmeyenler için-.
Onların dışında yalnızca Portekiz direnişi için bile olsa Angolalılar, gönül takımımız Trinidad-Tobagolular, dalgalı Meksikalılar sevgi parantezimizde yerlerini aldılar. El Diegonun takımı Arjantin final oynayamayarak "yazık oldu" dedirtti, Almanya ise bu sefer kendini sevdirtti.
O diyarlar başka diyarlar!
Turnuvanın başında adliyelik durumlar nedeniyle en az şans verilen favorilerden İtalya, şampiyon olurken bir şeyi çok iyi gösterdi ve ne güzel oldu.
Şöyle ki; İtalya'da savcı, ulusal takımda oynayan pek çok futbolcunun adının geçtiği soruşturmayı açtı ve hiç de büyük kamuoyu falan "Vatan hainisin sen, bari şu turnuva bitseydi" diye ayağa kalkmadı. O İtalya takımı gidip en büyük kupayla evine döndü.
"Bu diyarlarda da böyle şeyler olur" diyen bir adım öne çıksın. O öne çıkanlara sadece yakın tarihten bir anımsatma denemesi: Değil, unutulur şey değil, Gökdeniz geliyor aklıma...
Almanya yollarına düşerken ve de ilk turdaki oyunuyla "hiçbir şey yapamaz" denilen Fransa, Büyük Zizou ve arkadaşlarının onur savaşından alnının akıyla çıkıp finale kadar geldi ve hakettiği kupayı alamasa da oyuna gönül koyanlara "maneviyatın" vazgeçilemezliğini hatırlattı.
Ah be Zizou, ne olursa olsun Materazzi'nin oyununa gelmeseydin, vurmasaydın. Bak zaten Materazzi hemen kalktı, olan bize oldu. Güle güle 2006'nın ve kalbimizin 10 NUMARASI!
Tehlikeli pozisyonda bile bize askerlik anılarını anlatan Mustafa Denizli'ye "İyi misin hocam?" diyor, final maçında hakem de olsa bize Arjantinli izleten FIFA'ya teşekkür ediyoruz.
İYİ HAFTALAR!
İtalyanlar size karşı galip gelemezler; ama siz onlara mağlup olabilirsiniz.
Johann Cruyff
Haberiniz var mı?
Dünya Kupası tarihinde, İsveç 1958'de Fransa Milli Takımı'nın eski yıldız oyuncularından Juste Fontaine 13 gol atarak rekor kırmıştı. Kupada, o yıl takım arkadaşı Rene Bliard'ın sakatlanmasıyla kadroya dahil olan Fas asıllı Fontaine, 6 maçta 13 gol atarak bir ilke imza atmıştı. Fontaine, üçüncülük mücadelesinde Batı Almanya filelerine 4 gol göndermiş ve Fransa'nın, karşılaşmayı 6-3 kazanarak dünya üçüncüsü olmasında büyük rol oynamıştı. O tarihten bu yana Fontaine'in rekoruna en çok yaklaşan isim Meksika 1970'de Batı Almanya Milli Takımı'ndan Gerd Müller oldu. Müller, Batı Almanya'nın 3. olduğu o yıl, bir maçta 3 gol attı.
Ordan, burdan, her yerden...
- Maç Almanya'da mı?
- Evet. Bütün maçlar Almanya'da. Turnuva orada yapılıyor.
- Hiç Türkiye'de yapıldı mı?
-Hayır
- Dünya Kupası ne zamandır var?
- 1930'dan beri
- 4 yılda bir mi yapılıyor?
- Evet
- 76/4=19 kere yapılmış yani...
- Yok 42 ve 46'da 2. Dünya Savaşı yüzünden yapılmamış...
- 17. kez yapılıyorsa bize ne zaman sıra gelecek?
- Sırayla yapılmıyor... FIFA belirliyor... Almanya'da daha önce de yapılmıştı.
- Peki Dünya birincisi olana ne veriyorlar?
- Kupa. Ama 3 kere kazanırsa o ülkenin oluyor.
- 2002'de kim kazandı?
- Brezilya.
- Sen kimi tutuyorsun? Ben diğerini tutayım
- Fransa
- Ben İtalya'yı tutayım o zaman heyecanlı olsun!.
- Tamam
- İtalya bu maçı alır!
- Nereden anladın?
- Ölümüne oynuyorlar görmüyor musun?
- 5 dakika önce bir şey bilmiyordun. Şimdi her şeyi çözdün... Maçın daha 10. dakikası...
Dipnot: Bu diyalog hayal mahsulü değildir... Ancak dünya tersine dönmüş olmalı ki soruları soran erkek, yanıtları veren ise kadındı...
***
Esprik 5!
Ümit Aktan: Fildişi Sahilleri değil, Fildişi Sahili imiş!
Ahmet Çakar: Neden Fildişi? Orada çok mu fildişi var?
Ümit Aktan: Oradaki tüm filler dişiymiş hocam.
(Kupa Da Kupa Kanal 1)
Sonu da güzel olur inşallah!
100. yılda Fener'in Bahçesi inşallah beklenilen düzeyde şampiyonluklara kavuşur da Aziz Yıldırım ile birlikte tüm Fenerbahçeliler sevinir. Böylesine umut ışıkları yakarak yazıya girmek güzel.
(Ziya Şengül - Star)
Kim kim kim?
Tuna Loki ceza sahasında...
(Gökhan Telkenar-Kanal 1)
Aaaa!
SEVGİLİ okurlarım... Büyük bir gazeteye yazı yazmanın, hele benim yazı yazmamın hiç de kolay olmadığını ancak işin içine girince öğrendim.
(Ergun Gürsoy - Hürriyet)
Hayırlı olsun!
Maç bitti ve hakem sağ olsun, bize nur topu gibi bir tartışmalı pozisyon bıraktı.
(Ümit Aktan, Kupa Da Kupa - Kanal 1)
Aman sen kızma!
Maçı kaybedersek tepem atar.
(İtalya teknik direktörü Lippi)
Ümit Aktan'la Tabir-i Caizse: 16
Abbondanzieri, abondone oluyor adeta. (Ümit Aktan -
Kupa Da Kupa Kanal 1)
Kızıyorlardır herhalde!
Bakıyorum Beşiktaş'ın Brezilyalıları ortada yok. Bakıyorum F.Bahçe'nin Brezilyalıları ortada yok. Yerli futbolcular ise 30 derece sıcağın altında sabah-akşam çalışıyorlar. Ancak kan-ter içinde o turları atarken, halen Brezilya sahillerinde 'Samba' yapıp tatillerini geçiren takım arkadaşları için acaba ne düşünüyorlar?
(Şansal Büyüka - Akşam)
Söz mü?
Dünyanın bütün ünlü hakemlerini gördükten sonra önümüzdeki sezon bizim hakemlere karşı daha hoşgörülü olma gerçeği ortaya çıktı.
(Ali Sami Alkış - Star)
Ama Abi!
Süren; sen bu işe karışma.
(Turgay Şeren - Akşam)
Öyle deme!
Tolga Alpaslan: Herkesin yatıp kalkıp Klinsman'a dua etmesi lazım
Ümit Aktan: Bizi hiç ilgilendirmiyor.
(Kupa Da Kupa, Kanal 1)
yakantop@gmail.com
|
|
|

|