|
 |
|
|
Elektrikte aklıselim galip geliyor
Başbakanlık, nükleer enerjiye Hazine ve "alım" garantisini reddetmekle doğru olanı yaptı
Başbakan Erdoğan, baktı ki piyasalardaki dalgalanma tehlikeli boyutlara tırmanma eğilimi gösteriyor, ekonomiye bizzat el koyma gereğini duydu. Tıpkı Başbakan olduktan sonra uzunca bir süre Avrupa Birliği ile ilişkilere el koyduğu gibi...
IMF'in istediği son taahhütlerin de zorlamasıyla Erdoğan'ın gündeminde artık iç ve dış siyaset ya da AB'den daha çok ekonomi yer alıyor. İyi de oluyor.
Nükleer enerjiyle ilgili son toplantıya Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer'in katılması ve toplantı sonucunda nükleer santral için Hazine ve "alım" garantisinin reddedilmesi de bana göre, vergi mükellefinin kesesinden hovardalık yapılmaktan vazgeçildiğini gösteriyor. Elektrikte aklıselim galip geliyor.
Özel sektör buyursun!
Elektrikte kurulu güç açısından kapasite sorunumuz bulunmazken, mevcut kapasite iyi yönetilmediği ve talep projeksiyonları hep çok şişirildiği için geleceğimizi karanlık gösteren korku tabloları çizmekten artık vazgeçmeliyiz.
Özel sektörümüz nükleer santral için eğer Hazine garantisi olmadan finansman bulabiliyorsa ve üreteceği elektriği de devletin alım garantisi olmadan satabiliyorlarsa, hodri meydan!
Enerji Bakanı Hilmi Güler'in de defalarca ifade ettiği gibi eğer nükleer enerji çok ucuzsa; üretilen elektriğin maliyeti bugünkü gibi 7 - 8 cent değil de 1 - 2 centse, özel sektör neden alım garantisi diye ısrar ediyor? 1 cente üretilen elektriğin havada kapılması gerekmez mi?
ABD 2003 bütçesinden
Bush yönetiminin 2003'te hazırladığı 10 yıllık bütçenin, enerji yatırımları bölümünde nükleer enerjiyle ilgili olarak bakın neler yazıyor.
Congressional Budget Office (CBO), Cost Estimate S 14, Enegy Policy Act of 2003, sayfa 8 - 9'dan aktarıyorum:
"Amerika'da son 25 yıldır hiç nükleer santral siparişi verilmemiştir. Siparişi 1978'de verilen en son nükleer santral de 1996'da tamamlanarak faaliyete geçmiştir. Enerji Enformasyon Başkanlığı'na göre yeni jenerasyon nükleer santrallerden enerji üretmenin maliyeti, 2025 sonrasına kadar diğer enerji kaynaklarına oranla çok pahalı kalacaktır.
Yeni jenerasyon nükleer santrallerin ilk inşa edileceklerinden elde edilecek enerji de, bugünkü mevcut üretim maliyetlerinden çok pahalı kalacaktır. Bu nedenle, bu santrallerin işletmesini üstlenecek grupların, santralin inşası için finans çevrelerinden kredi bulmaları pek muhtemel görünmemektedir.
Santral inşası bir biçimde tamamlanabilse de, faaliyete geçtikten çok kısa süre sonra mali açıdan iflasa gitmesi kaçınılmazdır. Nitekim Enerji Bakanlığı'nın verileri de, nükleer santrallere 2013'e kadar hiçbir devlet garantili borç ya da teşvikin gündemde olmadığını göstermektedir."
ABD zengin, biz değiliz
Bush yönetiminin 2006 için hazırladığı bütçede bu ifadeler yok. Çünkü son 1.5 yıldır fırlayan petrol ve doğalgaz fiyatları ve elektriğin % 20'sinin sağlandığı nükleer reaktörlerin sökülme zamanlarının yaklaşması, enerji oburu Amerika'yı kara kara düşündürüyor. ABD zengin ülke, harcayacak parası bol. Bizimse günde 1 ve 2 doların altında yaşayan 20 milyon yoksulumuz var.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|
|

|