|
 |
|
|
Ev elektriğine zam yolda
Elektrik dağıtım özelleştirmeleri ile ilgili projeksiyona göre konut elektriği fiyatı, beş yıl sonra şu anki fiyatın iki katına çıkacak. Sanayi elektriği ise ucuzlayacak
ANKARA Milliyet
Dağıtımın özelleşmesiyle sanayide kullanılan elektrik fiyatları düşecek, konutlara uygulanan elektrik fiyatları da 2 yıl sonra kademeli olarak artacak. Böylece elektrik tarifelerinde dünya ülkeleriyle uyum sağlanmış olacak.
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB) ve Enerji Bakanlığı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK), 21 bölge için gerçekleştirilecek elektrik dağıtım ihaleleri için hazırlıkları hızlandırdı. İhalenin gerçekleşmesiyle sanayide kullanılan elektrik, konutlardan daha ucuz hale gelecek.
Kademeli artacak
Yapılan hesaplamalara göre, ilk 2 yıl şu anki tarife üzerinden belirlenecek fiyatlar, sonraki yıllarda kademeli olarak zamlanacak. Konutlara uygulanan elektrik tarifesi 5 yıl sonunda iki katına çıkabilecek. Aynı dönemde sanayinin kullandığı elektrik fiyatları ise düşürülecek.
Bu hesaplar diğer maliyet unsurlarının sabit kalması durumunda geçerli olacak. Yani enflasyon tahminden fazla artarsa ya da doğalgaz gibi üretim girdileri daha da yükselirse elektrik fiyatları iki katın üzerinde de zamlanabilecek.
ÖİB'nin işletme hakkı devir sözleşmeleri yaparak ilk ihale ilanlarını verebilmesi için EPDK'nın TEDAŞ tarifelerini onaylaması ve gerekli yönetmelikleri çıkarması beklenecek.
Kayıp kaçak düşecek
İlk etapta İstanbul'un iki yakası, Ankara, Konya, Trakya gibi bölgeler özelleşecek. Firmalar hizmet verirken tüketicinin mağduriyetine neden olursa ciddi para cezalarıyla karşılaşacaklar. Kayıp kaçak oranını düşüremezlerse de açığı kendileri karşılayacaklar.
EPDK, geçen hafta TEDAŞ'ın 2010'a kadar geçerli olacak elektrik tarifelerini, belirsizlikler içerdiği gerekçesiyle onaylamamıştı. ÖİB yetkilileri, TEDAŞ'ın tarifelerinin onaylanmamasının özelleştirme sürecini geciktireceğini kaydederken, EPDK Başkanı Yusuf Günay, "Belirsizliklerin kaldırılması halinde yeni tarifeyi hemen onaylayacağız. Elektrik dağıtım özelleştirmeleri daha fazla gecikmeyecek" demişti.
'Hidrojenci Hoca'dan enerji bürokratlarına ağır eleştiri var
İbrahim Ekinci
Türkiye, enerjide, doğalgaz ve petrol faturaları, elektrik kesintileri, santral sorunları, yargı süreçleri gibi ağır sorunlarla uğraşırken, gündemini acaba çok mu 'günlük' sorunlara kilitliyor?.. Birleşmiş Milletler'e (BM) bağlı, Dünya Hidrojen Enerjisi Konseyi'nin Başkanı Prof. Dr. Nejat Veziroğlu, bu görüşte. Türkiye'nin geleceğini planlamadığını belirtiyor.
Veziroğlu, hidrojen enerjisi alanında dünya çapında tanınan bir bilim adamı. 30 yıldır, her platformu fırsat bilerek petrol ve doğalgazın yerini hidrojen enerjisinin alabileceğini anlatıyor.
İnönü destekledi
Hoca'nın gündeminden Türkiye hiç düşmedi. Türkiye'nin çok zengin hidrojen kaynaklarına sahip olduğunu ve bütün enerji ihtiyacını tek kuruşluk ithalat yapmadan karşılayabileceğini savunuyor.
'Hidrojenci Hoca' olarak da bilinen Veziroğlu, hidrojen enerjisi alanındaki uluslararası etkinliğinin desteği ile sonunda, Türkiye'de uluslararası bir merkez (BM Hidrojen Enerjisi Teknoloji Merkezi/ICHET) kurmayı başardı.
Proje, DYP - SHP hükümeti döneminde gündeme gelmişti. Kendisi de bir bilim adamı olan SHP Genel Başkanı Prof. Dr. Erdal İnönü, Veziroğlu'na destek olmuş, anlaşması yapılmış (1992) merkezin kurulması için gerekli 40 milyon dolarlık kaynak taahhüt edilmişti.
Hükümetler değişti, proje yavaşladı ama Hoca, konunun peşini bırakmadı. Sonunda Enerji Bakanı Hilmi Güler, 2004'te "Gel merkezi kur" diyerek kendisini Türkiye'ye çağırdı. Hoca 2004'te merkezi kurdu. 11 ülkeden 13 proje aldı. Türkiye'de 14 proje başlattı. 16 ülkede teşkilatlandı.
Merkezin kuruluşu aşamasında Bakan Güler'in desteğini gören Veziroğlu, son dönemde çalışmalarına karşı 'kösteklemeler' olduğunu, teknoloji merkezi için verilecek 40 milyon doların üçüncü taksidinin bir türlü ödenmediğini belirtiyor.
Konu hakkında Güler'e bir mektup yazmış. Mektupta, bakanın, 'Merkez aleyhine çalışan şer kuvvetlerinin tesirinde kaldığını', bazı bürokratların her fırsatta köstekleyerek merkezi çalışamaz duruma getirdiklerini belirtiyor.
'Bakan'a bildiriyorum'
Milliyet'e açıklamalarında daha ağır konuştu: "Güler iyi insan, fakat fosil yakıt lobisinin elinde esir. Enerji bürokratları merkeze karşı. Kösteklemek için çalışıyorlar. Fosil yakıt lobisi gibiler Doğalgazda, petrolde avanta var, hidrojende yok. Bunları sayın Bakan'a bir mektupla bildiriyorum."
Hoca, Türkiye'nin 40 milyon dolar taahhütle aldığı merkeze Japonya'nın da talip olduğunu belirtiyor. Anlattığına göre Japonya 400 milyon dolar taahhüt etmiş. Türkiye, taahhüt ettiği 40 milyon doların küçük dilimler halinde iki taksidini ödemiş.
Sarıyer'de arazi bulunmuş. Veziroğlu, "Arsayı almakta Enerji Bakanlığı işleri geciktirdi, yeni aldık. Çevre Bakanı Osman Pepe büyük yardım yaptı. 100 dönümlük orman arazisi tahsis etti. 3 yıl içinde Sarıyer'e geçeceğiz. Şu anda BEDAŞ'tan kiralık Cevizlibağ'daki yerimizdeyiz" diyor.
Hidrojeni bir 'dava' haline getiren ve Türkiye'nin ikinci kurtuluş savaşı olarak gören Veziroğlu, nisanda çeki hazırlanmış olmasına karşın üçüncü taksidin ödenmemesi ile BM karşısında güç durumda kaldığını belirtiyor.
Vestel, bir ay dayanacak cep pili üzerinde çalışıyor
Türkiye'nin büyük hidrojen kaynaklarına sahip olduğunu anlatan Veziroğlu şöyle diyor:
"Türkiye su enerjisinin 4'te 1'ini kullanıyor. Kalanı ile hidrojen üretebilir. Rüzgâr enerjisinin yüzde 5'ini kullanabilir. Jeotermal enerjinin yüzde 0.5'ini kullanıyor. Biyokütle dediğimiz şeker pancarı ve sorgundan da hidrojen üretebilir.
Konu Türk şirketlerine de büyük kapılar açıyor. Türkiye'de sanayiciler merkeze geliyor. Bazı projeler başlattık. Demirdöküm hidrojenle çalışan kombi üzerine çalışıyor. Vestel cep telefonlarına hidrojen ile çalışan pil yapmaya çalışıyor. Pili şarja koymaya gerek kalmayacak. Belki bir ay dayanacak.
Kullan at tipinde de olabilir, şarj edilebilecek tipte de olabilir. İstanbul'da hidrojenli otobüs işletme projemiz var. Bozcaada'da rüzgârdan hidrojen üretip Bozcaada'yı hidrojene çevirme projemiz var. Bunlar pilot projeler.
Finansmanının bir kısmı hibe olarak gelecek. İç finansmanla karşılanacak projelerimiz var. Mesela Atatürk Havalimanı'nda THY, TPAO ve Temsa ile bir kontrol merkezi kurduk. Limanda hidrojenli otobüs işletilecek.
Unilever ve Demirel Holding ile birlikte bir konsorsiyumumuz var. Demirel rüzgârdan hidrojen üretecek, Unilever hidrojeni margarin üretiminde, forkliftlerde kullanacak. Forkliftleri Çukurova imal edecek.
Ankara'da bir hastanede hidrojen, oksijen üreteceğiz. Oksijen çocuk doğum bölümünde kullanılacak. Hidrojen de ambulansta kullanılacak."
|
|
|

|