Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 13 Temmuz 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İç talebin kontrolü şart


İki gündür 2003'ten bu yana talebin çok canlı seyrettiğini yazıyoruz. Gerek tüketim, gerekse yatırımlar, üretimden hızlı artıyor.
Yatırımlar 2004 yılında coşmuş, sonra 2005 yılının sonuna doğru vites küçültmüştü... Tüketim ise 2003'ten bu yana canlı. Hatta yatırımların aksine, özellikle son bir yıldır daha canlı.
İç talebin böylesine hızlı geliştiği bir ortamda dış açık elbette kaçınılmaz. İç üretim kapasiteye dayanınca ithalat çok hızlı gelişiyor. Ve bunu da kur artışıyla telafi etmek olanaklı değil. Çünkü hem iç talep canlı hem de kur hızlı hareket ettiğinde enflasyonist eğilimler güç kazanıyor.
Türkiye ekonomisinde yüksek büyüme düzeylerine ulaşıldığında cari işlemler açığının ortaya çıkması bunun kronik ya da yapısal bir sorun olduğuna işaret ediyor. Sıcak para hareketlerinin çok güçlü olduğu bir konjonktürde dalgalı kur sistemine geçilmesi de dış açık sorununun aşılmasını sağlamıyor. Kısacası, iç talebi belli bir disiplin altına almak şart oluyor.

Daha fazla mali disiplin
İç talebin kısılması; kamu maliyesinde disiplinin sürmesi, ama aynı zamanda Merkez Bankası'nın sıkı para politikasından ödün vermemesi anlamına geliyor.
Birçok meslektaşımız kamu maliyesindeki disiplinin başarılı olduğunu fakat para politikasının aşırı sıkı olduğunu düşünüyor. Oysa bize göre gerçek tam aksi. Faizleri gevşetirsek iç talep nedeniyle ithalat (özellikle de yatırım malları) daha da büyüyebilir.
Kamu maliyesinde sıkı bir disiplin izlendiği kanısı da tam doğru değil. Yıllar sonra ilk defa bütçe fazlasının doğması, öte yandan faiz dışı fazlanın geldiği boyut böyle bir kanıyı yaratıyor.
Ancak hükümet nominal faizlerin düşmesi sayesinde ferahlayan bütçede faiz dışı harcamaları çok hızlı artırıyor. Geçenlerde yazdığımız gibi, yılın ilk beş ayında (geçen yıla göre) artış yüzde 41. Bu da iç talebi körüklüyor. Bu durumda ortalama enflasyonu çok aşmayacak bir oranda faiz dışı kamu harcamalarının kontrol altına alınması gerekiyor.

Faizler çabuk düşmemeli
Gelelim para politikasına. Faizlerin yüksek olduğu aslında düpedüz bir takıntı. Enflasyon beklentileriyle karşılaştırıldığında ortaya çıkan reel faizler benzer ülkelerden düşük bile.
Üstelik faizlerin yüksek olduğunu iddia edebilmek için yatırımların düştüğünü göstermek gerek. Oysa dünkü yazımızda gösterdiğimiz gibi, yatırımlar aksine uçmuş gitmiş. Bu nedenle faizlerde şimdi gelinen düzey belki daha doğru.
Ancak sadece iç talebin kontrolüne dayanarak da doğru sonuçlar alınamaz. Çünkü büyüme düşebilir. Bu arada kurun rekabetçi bir düzeyde korunması ve ihracatın büyümeyi sürüklemesi gerekir.
Son dönemde kurun yüzde 20 kadar değer kaybetmesi çok hayırlı oldu. Tabii burada istikrar bulması da şart. Bunun yanı sıra şimdi daha sıkı bir iç talep politikası izlenmesi gerekiyor. Eğer dış açığa dayalı bir büyüme stratejisi izlemek istemiyorsak.

hgunes@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Yabancıya 'toprak' satmak!
TAPU Kadastro Genel Müdürlüğü'nün resmi rakam...
Çetin ALTAN
Sular ısınırken estepeta, yahut atepetse...
Bundan 30 yıl önce, Türkiye'nin gerçek kimliğ...
Melih AŞIK
Kalite dorukta!..
Meclis Başkanı Arınç, Moskova'da Lenin'in moz...
Hasan CEMAL
Bittiğini neden söylemedin bana?..
Almanya'dan kaç gün, kaç yazı? 34 gün 33 yazı...
Güneri CIVAOĞLU
Ortak akıl
Dünya liderlerinin, doğrudan kendilerini tems...
Can Dündar
Eğlence tapınağında...
İstanbul'un göz kamaştıran bir kıyısında, en...
Abbas GÜÇLÜ
Tercih sıralamasının altın kuralları
OKS velileri için kritik günler başlıyor. Bug...
Hurşit GÜNEŞ
İç talebin kontrolü şart
İki gündür 2003'ten bu yana talebin çok canlı...
Doğan HEPER
'Alevilik' ve 'din dersi'
ALEVİLİK konusu bu köşede birkaç kez ele alın...
Semih İDİZ
Boru hattı Türkiye'nin önemine önem katacak
12 Batılı petrol şirketinden oluşan bir konso...
Sami KOHEN
Tehlike yayılıyor
İSRAİLLİ onbaşının kaçırılmasının yol açtığı ...
Hasan PULUR
Cumhuriyetin altını oymak...
BAROLAR Birliği Başkanı Özdemir Özok, "Cumhur...
Derya SAZAK
El Kadı
Başbakan Erdoğan, NTV'ye verdiği demeçte El K...
Meral TAMER
Enerjide başrole çıkıyoruz
1970'li yıllardaki petrol krizini hariç tutar...
Yaman TÖRÜNER
İstanbul'un trafik sorunu büyüyor
İstanbul'un trafiğini düzeltebilecek kalıcı b...
Güngör URAS
Bakü-Ceyhan hattının yararını/zararını iyi hesaplamak zorundayız
Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) boru hattı projesi e...
Serpil YILMAZ
Günay: 8 milyar dolarlık elektrik suyu boşa akıyor
Rus petrol devi Lukoil, uzun bir 'kuluçka' dö...
M. Ali BİRAND
İyi bir haber var...
Hiç ilgilenmediğinizi, hatta Kıbrıs kelimesin...

© 2006 Milliyet