|
Cumhuriyetin altını oymak...
BAROLAR Birliği Başkanı Özdemir Özok, "Cumhuriyetin altını oyuyorlar" diyor. (x)
Sayın Özok gibi düşünen kaç kişi olduğunu bilemeyiz ama, düşünenlerin var olduğunu biliyoruz. Aldığımız tepkiler, en az bu köşenin okurlarının büyük çoğunluğunun öyle düşündüğünü belli ediyor.
Özok şöyle sürdürüyor görüşlerini:
"Günümüzde yaşanan, cumhuriyetin altını oymak için ne lazımsa yapan bir toplumsal yapıda savcılarımıza çok daha önemli görevler düşüyor."
Cumhuriyetin altının oyulduğu nasıl belli olur?
Her şey ayan beyan ortada da...
Hani, adamın biri Kayseri'ye gitmiş, sabah otelin kapısında ayakkabılarını boyattığı çocuğa sormuş:
"Kayserililer eşeği nasıl boyar, babalarına satarlar?"
Çocuk fırça sallarken adamın yüzüne bakmış:
"Aha, böyle!"
Siz de şöyle sağınıza, solunuza bir bakın "cumhuriyetin altının" nasıl oyulduğunu görürsünüz; hele Çankaya işi de halledilse...
***
CUMHURİYET ve demokrasi...
Ne zaman bu iki kavram gündeme gelip tartışılsa, aklımıza hemen İkinci Cihan Savaşı öncesi Paris-Soir gazetesinin genel yayın müdürü Pierre Lazareff'in kitabı gelir: "Fransa'da Basın Rezaletleri"
***
SAVAŞTAN sonra Amerika'ya giden Lazareff, kitabı nasıl yazdığını, niçin yazdığını şöyle anlatır:
"Bazı şeylerin kızmadan, fakat çekinmeden de söylenmesi gerektiğine inandığım için bu kitabı yazdım. Susmanın sebep olacağı felaketleri önlemek için bu kitabı yazdım."
***
LAZAREFF, yıllardan beri Fransızlara yalan söylendiğinin altını çizer, "Fransızlar yanlış yorum, yanlış haber mengenesinde sıkıştırıldılar" der.
Ne yapılmıştır?
Yapılan şudur: Fransızları cumhuriyetten iğrendirmek ve yerine demokrasi hayaleti koymak...
Lazareff der ki:
"1918'e kadar, Fransızlar cumhuriyete inanıyorlardı. 1918'den sonra onları cumhuriyetten iğrendirmek, uzaklaştırmak ve yerine ilk dokunuşta dağıtılacak bir demokrasi hayaleti koymak oyununa girişildi.
Dışarıdan düşmanların idare ettikleri oyun ince ve şeytani idi; fakat bu oyuna içeride paraları üzerine titreyenler, iktidar mevkilerine susayanlar, hasetler, kıskançlar, kabiliyetsizler ve alçaklar kapıldılar."
***
ONLAR ne diyorlardı biliyor musunuz?
"Cumhuriyet devam edeceğine Fransa batsın!" diyorlardı.
Peki, bunu anlayan olmadı mı?
Çoğu "hayır", çünkü basın "suikastçılar"ın elindeki en güçlü silahtı...
Lazareff der ki:
"Demokratik bir rejimde basın yalan söylerse, rejim de ölüme mahkûm olur.
Politikacılar bu basına bağlıydılar, mevkilerinde onun sayesinde tutunabiliyorlardı, idare, gazetelerin lütuf ve intikamına bağlanmıştı. Ordu bile gazetelerin eleştiri ve övgülerinin esiriydi."
Ya, tarihte Fransa'da "laik cumhuriyetin altını oymak" denilen bir kavram var mıydı?
Merak bu ya!
—-
CUMHURİYET , 10 Temmuz 2006
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|