|
 |
|
|
Yükselen piyasalarda krizlerin önlenmesi
Bu hafta başında IMF ve Singapur hükümetinin yükselen piyasa ekonomilerinin üst düzey yöneticileri için düzenlediği bir seminere konuşmacı olarak katıldım. Seminerin konusu yükselen piyasalarda krizlerin önlenmesiydi.
Dünya piyasalarında, yükselen piyasalara dönük olumlu havada ani bir değişiklik beklenmiyor. Ancak likidite artışının artık yavaşlayacağı ve daha normal bir iklime geçileceği de kabul ediliyor.
Diğer taraftan uluslararası piyasalardaki dalgalanmaların ve yatırımcıların sürü halinde davranışlarının tamamen ortadan kalkmadığının ve risklerin hâlâ var olduğunun altı çizildi.
Esnek kur ve enflasyon hedeflemesinin, bankacılık kesiminin etkin denetiminin, kamu maliyesinde güçlü bir pozisyonun ve merkez bankalarının yeterli rezerv tutmalarının kırılganlıkları azaltacağı görüşü genelde hâkimdi. Buna ek olarak, piyasalarda ani bir hareket halinde nihai borç verici işlevini yerine getirerek güveni artırma konusunda bölgesel oluşumların ve IMF'nin rolü ele alındı.
Burada özellikle IMF'den kaynak kullanımı halinde şartların çok sert olması ve sürecin ağır işlemesi ülkeleri endişelendiriyor.
Büyüme ve istikrar
Döviz kurunun ne kadar esnek olması gerektiği ve ne kadar rezervin yeterli sayılacağı konusunda tam bir uzlaşma olmadığı da dikkati çekiyordu. Aşırı sermaye girişlerinin kırılganlık yaratabileceği kabul edilmekle birlikte bunun çok da büyük bir sorun olmadığı ve sermaye hareketlerinin serbest olmasının büyümeyi ve istikrarı desteklediği kanaati genellikle hâkimdi.
IMF ekonomistlerinden Gosh tarafından geliştirilen ve bir ülkedeki devlet, mali kesim, özel kesim ve dış âlem bilançolarındaki borç ve alacaklar arasında vade ve kur uyumsuzluklarının kriz olasılığını artırdığı, ancak kriz olması için de bir tetikleyici gerektiğini söyleyen analitik çerçeve genel kabul gördü. Bu tetikleyicinin de geçmişte genellikle politikacıların hataları olduğuna dikkat çekildi.
Ancak benim kanaatim, bu toplantılarda kırılganlıkların nasıl oluştuğunun daha detaylı bir biçimde ele alınması yönünde. Çünkü ülkelerin bilançolarında görülen son kırılganlıklar hem yöneticileri hem de yatırımcıları şımartan uluslararası piyasalardaki olağanüstü koşullardan kaynaklandı. Eski ezberlerin bozulup sermaye hesabının yönetilmesi konusu daha açıkça tartışılmalı.
Yüksek cari açık
Toplantıda yüksek cari açık veren ülkelerin, uluslararası piyasalarda yaşanan dalgalanmalar karşısında, çok daha kırılgan olduğu genel kabul gördü.
Mayıs ayında cari açık bizde 28,7 milyar dolara ulaşmış. Mayıs ve haziran aylarında uluslararası piyasalarda yaşanan dalgalanmadan en fazla Türkiye'nin etkilenmesinin en önemli nedeni cari açığın yarattığı kırılganlık.
Cari açığı düzeltmek için IMF'nin ücretlerin aşağı doğru esnetilmesini önerdiği basında yer alıyor. Bu açığa yol açan yabancı sermayeye geçmiş üç yılda dolar bazında yüzde 30'ları aşan bir ödeme yapmışken reel ücretleri hâlâ 2000 yılının altında tutmuşsunuz.
Bu durumu seyreden hükümet cari açığı düzeltmek için ücretleri düşüreceğim diyemez. Mevcut şartlarda bu, teorik olarak doğru, ama siyasi ve sosyal fizibilitesi olmayan bir öneri olarak kalmaya mahkûmdur.
foztrak@yahoo.com
|
|
|

|