|
 |
|
|
Türban için
Danıştay saldırısıyla ilgili iddianamede savcılık, kanlı baskını gerçekleştiren avukat Alparslan Arslan'la birlikte hareket eden 9 kişinin 'türbanı korumaya dönük terör örgütü' kurdukları sonucuna vardı:
'Örgütün amacı türbanı baskı, şiddet ve tehdit yoluyla topluma hâkim kılmak.'
Danıştay 2. Daire Üyesi Mustafa Yücel Özbilgin'in ölümüyle sonuçlanan baskında, toplantı halindeki kurul üyeleri 'toplu katliam'dan şans eseri kurtulmuşlardı. Tetikçi az daha İslamcı medyanın 'İşte o üyeler' diye hedef gösterdiği yargıçların tamamını öldürecekti.
17 Mayıs sabahı gerçekleşen suikast nedeniyle Türkiye, daha önce Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy cinayetlerinde gözlenen toplumsal psikolojiye sürüklendi. Bu ülkenin laik, çağdaş demokrasiden yana olan Atatürkçü aydınları, karanlık eller tarafından ortadan kaldırılıyor, devlet de bu cinayetleri seyrediyordu!
Bu defaki saldırı da göstere göstere gelmişti.
Önce Cumhuriyet gazetesi bombalandı.
Güvenlik birimleri oralı olmadı. Türbana arka çıkan demeçlerle hükümet sözcüleri gerilimi artırmak ister gibiydiler. Gölbaşı Bayrak Garnizonu'ndaki anaokuluna türbanıyla girmek isteyen öğretmenle ilgili davanın Danıştay'lık olması ve 2. Daire'nin 'yasak' kararı vermesi üzerine AKP'li bakanların verdiği demeçler de, Ankara'nın puslu havasında tetikçilerin arayıp da bulamadığı ortamı yaratmıştı.
Alparslan Arslan adlı avukat bu iş için nasıl 'tetikçi' seçildi bilinmiyor ama İstanbul'da etkilendiği çevreden de aldığı telkinlerle (Salih Kurter adlı yaşlı bir vaizin yanına gidip geliyormuş!) Danıştay'ı kana buluyor.
Savcılık iddianamesi, Başbakan ve kimi bakanların, TBMM Başkanı'nın cinayetin türbanla ilişkilendirilemeyeceği savunularına karşın, suikastın 'türbanı koruma' amaçlı düzenlendiğini ve örgüt işi olduğunu ortaya koydu. Kuşkusuz bu ilk aşama. Dava başladıktan sonra kamuoyu daha fazla bilgi sahibi olacak.
Alparslan Arslan konuşabilir.
Savcılık o zamana kadar bu örgütlenmenin ardındaki 'siyasi güç ve yapılanmayı' da ortaya çıkarabilir. Mumcu ve Kışlalı davalarında tetikçilerin ele geçirildiği açıklanmakla birlikte suikastlar aydınlatılamadı.
Özbilgin'in avukat oğlu Gökhan Özbilgin'in Tempo dergisinde dikkat çektiği 'temyiz' konusu üzerinde de durulabilir: 'Bu kararı kim temyiz etti? Dosya Danıştay'ın önüne nasıl gitti?'
Gölbaşı'nda türbanlı öğretmen lehindeki mahkeme kararını temyiz eden Ankara Valiliği! Danıştay Başkanı'nın arabasına sürülen kan da yeni bir tehdidin işareti mi?
dsazak@milliyet.com.tr
|
|
|

|