|
 |
|
|
Çeşme, aşk ve sahnede bir diva: Omara Portuondo
Satır Arası / Deniz Sipahi
Perşembe gecesi... Çeşme Kalesi'nin o büyülü ortamında bir Diva'yı dinliyoruz. Gündüzün sıcaklığı, Çeşme'nin o tanıdık esintisine bırakmış.
"Şarkı söylediğim zaman o anda aşkı anlatıyorsam bu hissi hissetmeliyim ve göstermeliyim; eğer bunu yapmazsam bomboş ve yanlış bir şey yaratmış olurum..." diyen müzik dünyasında "Küba'nın Edith Piaf"ı olarak tanınan Omara Portuondo karşımızda.
76 yaşındaki genç...
Sahnedeki performansı hepimizi şaşırtıyor; doksan dakika hiç ara vermeden şarkı söylüyor Omara Portuondo...
Üç kız kardeşten biri olarak Havana'da dünyaya gelmiş, babası Küba'nın ulusal takımında oynayan bir beyzbol oyuncusu, annesi ise İspanya'daki bütün rahatını terk edip Küba'da zor şartlarda sevdiği adamla yaşamak için gelmiş bir kadın, Omara Portuondo da bu aşkın ürünü. Şarkılarındaki aşk da belki oradan geliyordur.
Omara Portuond, elli yıldır Küba şarkılarını dünyanın her yerinde bıkmadan usanmadan söylüyor. Geniş oktavlarda etkileyici sesi ile bir boleroyu balad gibi söyleyip Guaracha, son ve Jazz'da renk ile ifadeyi hiç kaybetmeyen Portuondo, belli ki dinleyicisiyle müzikal diyalog kurabilen iyi bir iletişimci de aynı zamanda.
Omara'nın kariyeri 1945'te ünlü bir gece kulübü olan Tropicana'da, kız kardeşinin de içinde bulunduğu bir dans grubunun dansçılarından birinin gösteriden iki gece önce gruptan ayrılmasıyla başlamış.
Daha sonra Omara, kız kardeşi ve birkaç arkadaşı Amerikan caz söyledikleri Loquibambla Swing ile zaman geçmeden tanışmış. 1950'lerin sonunda, orta sınıf öğrenci ve müzisyenlerin ortaya koyduğu Brezilya müziği Bossa Nova'nın Küba versiyonu ile Amerikan caz etkilerini birleştiren bu grubun ortaya koyduğu tür Feeling yani hissediş tarzıyla tanınmış.
Portuondo, dünya çapındaki ilgiyi ise "Buena Vista Social Club Presents-İbrahim Ferrer" albümünün çıkışından sonra almış. Portuondo'nun ifade dolu sesini hak ettiği yere oturtan ve düzenlemesini Kübalı Demetrio Muriz'in gerçekleştirdiği "Karşılıksız, kaybedilmiş ve bulunan aşk"ı konu alan serinin üçüncüsü "Buena Vista Social Club Presents..." da bir Omara Portuondo albümüdür.
Sıra dışı sesini 20'li ve 30'lu yılların "Vieja trova"sında, 40'ların dans müziğinde, 50 ve 60'lı yılların "Feeling" tarzında, 60-70'lerin "Nouva Trova"sında kullanan Portuondo, Küba'nın uzun süren yalnızlığından çıkan en önemli ve en kuvvetli sesi...
Omara Portuondo'ya "hislerin nişanlısı" diyorlar.
Çeşme'de aşk ve kulaklarda Omara Portuondo...
76 yaşındaki Diva, sahneyi terkederken "Teşekkürler...", "Çeşme'nin kıymetini bilin..." demeyi unutmadı.
Sivrisineklerle sağlıklı bireysel mücadele yolları
Çeşme'deki bir sitede gözlediğim olay, geçen haftaki "Sivrisineklerle nasıl mücadele edilmez?" başlıklı yazıda dile getirdiğim, sivrisineklerde insektisitlere karşı direnç gelişebileceğine ilişkin kaygılarımı daha da arttırdı. Camın arkasından izlediğim görevli omzuna astığı sisleme aracı ile balkonun içine dek ilerledi ve her yanı bir sis bulutu kapladı; gözlediğim 7-8 sivrisineğin tümü sis dağıldığında sapsağlamdı.
Sivrisineklere karşı alacağınız bireysel önlemler bu durumda daha da önem kazanıyor. Bu amaçla kullanılan yöntemlerden bazıları Türkiye'de yeterince bilinmezken, bazıları da insan sağlığına zararlı olabilecek şekilde yaygın olarak kullanılmakta.
* * *
İlk yapılması gereken, yakın çevrenizde küçük bir yürüyüşle sivrisineklerin üreme alanlarını bulmak ve yok etmek. Sivrisineklerin ürediği sığ ve durgun sular sıklıkla doğal değil, insan kaynaklıdır; eski bir araba lastiğinin, bir konserve kutusunun içinde biriken suda milyarlarca sivrisinek üreyebilir.
Kapı, pencere teli, cibinlik gibi bariyerler, sivrisineği mor ışıkla çekip, elektrik akımıyla öldüren cihazlar insana tamamen zararsız olduklarından sivrisineklere karşı mücadelede öncelikle tercih edilmeli. Permetrin adlı insektisit emdirilmiş cibinlik, sivrisinek sokmasıyla bulaşan sıtmadan korunmada çok ucuz ve etkili bir yöntem olarak dünyada yaygın olarak kullanılırken, Türkiye'de kullanımı çok kısıtlı. Birçok ülkede kullanılan bir diğer yöntem de özellikle balkon ve yatak odasında yer alan, düşük hızla dönen tavan vantilatörleri. Vantilatörler yarattıkları hava türbülansı ile bir taraftan sivrisinekleri kaçırırken, diğer taraftan deriden yayılarak sivrisinekleri çeken nem, ısı, karbondioksit ve kokuları dağıtırlar.
* * *
Dietiltoluamid (DEET) içeren repellent yani böcek kaçırıcıların deriye sürülmesi sivrisineklerin yanında kenelere karşı da etkili bir korunma yöntemi. Sıvı, krem ve aeresol şekilleri bulunan DEET'nin küçük çocuklarda sık kullanımı sorun yaratabilirse de bunun dışında güvenle kullanılabilir. Etkinliği 4 saat sürdüğünden bu sürenin sonunda tekrar uygulanması gerektiği unutulmamalı.
Türkiye'de yaygın olarak ve sıklıkla insanlar odanın içindeyken uygulanan aerosoller, mutlaka oda boşken uygulanmalı; 15 dakika kadar kapalı tutulan oda, en az 30 dakika havalandırıldıktan sonra içeri girilmeli. Isı ile etkinleşen mat (tablet) ve sıvıların kullanımında da benzer yanlış yapılmakta, kapalı odalarda yüksek konsantrasyonlara çıkan insektisitler özellikle astımlıların, küçük çocukların, yaşlıların ve kalp hastalarının sağlıklarını olumsuz etkileyebilmekte. Tüm bu ürünlerin üzerindeki, nasıl kullanılmaları gerektiğine ilişkin uyarıların daha büyük ve dikkat çekici olmasının zorunlu tutulması gerektiği kanısındayım.
Vızıltısız günler dileğiyle...
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok'un kaleminden, okulgen@superonline.com)
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|