|
 |
|
|
Yerinde yeller esen Bab-ı Ali
Bizim Köşe / İsmail Sivri
Anı kitapları son yıllarda çoğalmaya başladı. Özellikle gazeteciler renkli yaşamlarını dile getiren yapıtlarıyla karşımıza çıkıyorlar.
Anı kitaplarının tadı başkadır. Bizleri geçmişe götürerek, gelecek için birer öğüt olan bu yapıtları, benim gibi sevenler çoktur.
Gazeteci dostumuz Bülent Akkurt, "Yerinde Yeller Esen Bab-ı Ali"sinde, olayları ve kişileriyle mesleğimizin son 50 yılını anlatıyor.
* * *
Medyamızın ünlü ve duayen gazetecilerinden İzzet Sedes, yazdığı önsözde, "Bülent Akkurt dostumuzun 'yerinde yeller estiğini' söylediği Bab-Ali, bizim yokuştur" diyor.
Eski kuşaklar gibi yeni kuşaklar da 'Bizim Yokuş' hakkında çok şöyler yazıp, çok şeyler anlattılar. Eski kuşaklarla yeni kuşakların tüm yaşamlarını geçirdikleri bu yokuşta, artık ne gazeteler ve ne de gazeteciler kaldı.
Güzelim yıllar, artık anılarda yaşıyor. Bülent Akkurt, tüm olayları, kişileri, yer yer mekanları içinde, tüm renkliliği içinde, tatlı bir anlatımla dile getiriyor.
Eski dönemlerin gazetecilği ile yeni dönem gazeteciliği arasında çok farklar vardır. Ama, tüm değişmeler içinde, meslektaşlarımız gazeteci kimliğiyle karşımızdadır.
Bülent Akkurt, mesleğe, 1953'te Milliyet Gazetesi Spor Servisi'nde başlar. İlk dersini gazetenin sahibi Ali Naci Karacan'dan alır. Karacan, ona yazılarını okuduğunu söyleyip, "Çok uzun yazıyorsun" der.
İstanbul'da Tercüman Gazetesi'nde bir süre birlikte çalıştığımızda, müşterek dostumuz istihbarat şefi Niyazi Ispartalı ise, "Gazeteci gittiği yerden eli boş dönmez" demiştir.
Bizim zamanımızda, gazeteci ağabeyler hepimize çok öğütler vererek yol göstermişlerdir. Hepsini hayırla anmaktayız.
* * *
Bülent Akkurt, 1943'te Bursa Işıklar Askeri Lisesi'ni, 1945'te Harp Okulu'nu, 1946'da Levazım Okulu'nu bitirip Kara Kuvvetleri'nde göreve başlar. Sonra da Hava Kuvvetleri'ne atanır.
Bu arada, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Gazetecilik Enstitüsü'nü bitirir. Ordudaki mecburi hizmeti sona erince, gazeteciliğe başlar.
Akkurt da, bir çok ünlü gazeteci gibi, mesleğe, Milliyet'te Spor Servisi'nde başlar. 1955 yılında Tercüman Gazetesi'ne girer. Buradaki görevi Spor Servisi Şefliği olur.
Bu yıllarda, ben de, Cihat Baban'ın çıkardığı Tercüman Gazetesi'nde muhabir olarak çalışıyordum. Bülent Akkurt'la burada tanıştık.
Akkurt, uzun yıllar Tercüman'da çalıştıktan sonra, birlikte çalıştıkları Semih Tuğrul'un çağrısıyla Havadis Gazetesi'ne Yazı Müdürü olur.
Bu gazeteyi İkdam ve Hürvatan gazetelerinin yazı müdürlükleri izler. Sonraki yıllarda ise, bir süre dergilerde görülür. Ankara Sanat Tiyatrosu başta olmak üzere, bir çok tiyatro dergilerini çıkarır.
Şimdilerde ise radyoculuk yapmaktadır.
* * *
Yaşadığımız yılları, olayları ve kişileri, yer ve mekanlarıyla anlatarak, bizleri geçmiş günlerimize götüren kitapların tadı bir başkadır ve anılarımızı tazeler.
Bu yapıtları okurken, yalnız bildiklerimizi değil, yeni şeylerle birlikte unuttuklarımızı buluruz. Böylece olaylarla kişileri yeniden değerlendirme imkanına kavuşuruz.
Hepinize, bu yapıtı okumanızı önermek isterim.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|