Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 16 Temmuz 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Aylak bir dergi...


'Önce oturma odasındaki koltukta oturmuş kafamın içindekilerle boğuşuyordum (oturduğum deri koltuk yaşamış başka bir canlı, başka bir vücut ısısı, bambaşka bir sıcaklık taşıyordu: Belki hayvan, sığır ya da başka bir şeydi önce, can çekişmiş, çırpınmış, ipin bağlı olmadığı sol arka ayağı titremişti, şimdi burun deliklerinden çıkan soluğu enseme kadar geliyor, sıcak hâlâ: titriyorum)
Günlerdir evdeyim... Dışarı çıkmak istemiyorum."
* * *
Koltuk adlı hikâye böyle çekici cümlelerle başlıyor... Okuru daha ilk paragrafta sarıyor... Sizi sıkıntılı bir ruh halinin içine sokup kendisiyle birlikte çekip götürüyor.
Aylak adlı hikâye dergisinde diğer öyküler de düzeyli... Ayrıca hikâyecilerle yapılmış röportajlar yer alıyor dergide... Merak ettik... Çıkaran gençlerle tanıştık. 23 yaş civarında üniversiteyi yeni bitirmiş delikanlılar... Dergileri iki ayda bir çıkıyormuş. Ama son sayı ancak üç ayın sonunda çıkabilmiş. Çünkü maddi durumları elvermemiş. 2 bin baskı 1 milyar 600 milyon liraya mal oluyormuş ki, bu parayı denkleştirmeleri hiç kolay olmuyormuş... Dış yardım mı? Göremiyorlarmış. Böylesi yetenekli gençlerimiz var. Ama onların üç yaprak dergi çıkarmalarını sağlayamıyoruz. El uzatan olur mu? Adresleri "aylakdergi@aylakdergi.com"

Üniversitede "türban serbest" olursa, mezuniyet töreninde türbanlı kızlar "kep" yerine "türban" mı fırlatacaklar?
Gülhan Elmas

Beyoğlu Kaymakamı anlatıyor...
Kamil Başar başarılı bir kaymakam.. Daha önce Urla'da görevliyken İzmir'in en başarılı kaymakamı seçilmiş... 5 yıldır da Beyoğlu Kaymakamlı'ğını sürdürüyor.. Türkiye'nin en karmaşık, en civcivli, en gizemli ilçesinde, en büyük mülki amir durumunda... Göreve geldikten sonra oğlu Can Taksim'de iki kapkaççı çocuğun saldırısına uğruyor. Can'ın cep telefonunu kapıp kaçıyorlar. Can karakolda suçluları teşhis ediyor. Polis çocuklardan birini yakalıyor. Aynı gün sanığın avukatı, karşısındakinin kaymakam olduğunu bilmeden telefon ediyor:
- Oğlunuz sanığı teşhisten vazgeçerse telefonun bedelini öderiz.
Kamil Başar "peki" diyor. Oğlu Can ile avukat sözleşerek bir kafede buluşuyorlar. Orada mevzilenen polis sanık avukatı nı kıskıvrak yakalıyor... Sonra ne mi oluyor?
Adliyeye sevk edilen avukat ile sanık çocuk serbest bırakılıyor. Kamil Başar sonrasını şöyle anlatıyor:
- Sonuçta Can telefonuna kavuşamadığı gibi mahkemeye gitmekten de bıktı. Mahkemeye her gidişinde o olayı yeniden yaşar gibi oluyordu. Sanık ise dışarıda, kapkaç işlerini, avukat da savunma görevini sürdürüyordu...
Kaymakam Kamil Başar, bunları "Sekizinci Kilometre" adlı mütevazı anı kitabında anlatıyor. Her türlü soygunun olağan hale geldiği ülkemizde vatandaşın - kaymakam bile olsa - suçlular karşısındaki gücü işte bu kadar...
Kamil Başar, Beyoğlu'ndaki hırsızlık türleri hakkında da bilgi veriyor kitabında... Adam durakta otobüs beklerken bir başkası geliyor.. Belinden sarılıp:
- Vaay abicim nerelerdesin yahu, diye yukarı aşağı silkeliyor. O sırada cüzdan gitmiş. Bunun adı "silkelemecilik".
İki kişi önünüzde kavga etmeye başlıyor, siz kavganın içinde kalıyorsunuz. Kavgacılar gittiğinde bakıyorsunuz cüzdan da gitmiş. Bunun adı "tantanacılık".
Daha neler neler...

Başbakan'ın kefil olduğu BM terörü destekleyenler listesindeki El Kadı'nın Türkiye'ye giriş yasağı varmış!
Olsun... Başbakan'ımızın yurtdışına çıkış yasağı olmadığı için başka bir ülkede hasret giderirler.
Arif Ayhan

Tele - Kadı
Açık Pencere "Dinleme Servisi" masası şefi Fahrettin Fidan bazı telefonları sizler için dinledi.
- Alooo Tayyip. Hasılı kelam, kadim dostun El Kadı'dan sen kefile mebzul selam. Ben burada çekmekte favkalade eziyet, nedir sizin oradaki son vaziyet?
- Çarşamba'yı aldı sel, asıl önemlisi bizim burada vaziyet şu aralar biraz kel. Kefalet meselesinden tuz basıp duruyorlar yarama, en iyisi sen beni bir müddet arama.
- Tamamdır. Yeter ki sen düşme dara, çünkü senin yara benim yara... Lakin ne olacak sizin bankalardaki benim para?
- Anlamıyorsun galiba. Şu an kefilin inim inim inliyor, zira anladığım kadarıyla birisi telefonumuzu dinliyor. Hiç merak etme, garantidedir senin para, dediğim gibi sen beni daha sonra ara...

m.asik@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Kılavuzu karga olanın burnu...
Çalıştığı firmanın kamyonetiyle ev ev dolaşıp...
Melih AŞIK
Aylak bir dergi...
'Önce oturma odasındaki koltukta oturmuş kafa...
Güneri CIVAOĞLU
Telekulak / kirli kulak
Taşkesen Paşa'nın telefondaki konuşmaları, an...
Can Dündar
Zapsu nereden nereye akıyor?
Son iki haftadır Milliyet'in manşetinde Cüne...
Abbas GÜÇLÜ
Hangi okullar daha iyi?
Puan sıralamasının en tepesindeki öğrencileri...
Metin MÜNİR
OYAK, borcunu Erdemir temettüleriyle ödeyebilir mi?
Analistler OYAK'ın Erdemir'i satın almak için...
Hasan PULUR
Bu memlekette demokrasi var!
BAZILARI şu demokrasiyi içlerine sindiremezle...
Derya SAZAK
Reha Paşa
Ağustos Şûrası'na beş kala Kara Harp Okulu Ko...
Meral TAMER
Kütüphanesi olmayan okul, bizi arasın
Gazetemizin 23 Nisan 2005 günü başlattığı Bab...
Ece TEMELKURAN
Marksist ülkücüler ve vatansever Baykal
Erken seçim sözü bir kere ağızdan çıktı mı ke...
Tamer HEPER
Basit çoğunluk yeterli
Nihayet okuyucularım biraz isyana başladı. Se...
Osman ULAGAY
İkiyüzlü Batı'nın iki 'kaka' çocuğu
Fransa'nın Cezayir kökenli futbolcusu Zinedin...
Güngör URAS
Din ile devlet ayrı şeydir, birleşmez
Milliyet'te dün bir haber vardı. Başbakan Yar...
Serpil YILMAZ
Narin: Sarışın kız resmi yapmıyorum
Türkiye'nin en meşhur "patron tipi" Halit Nar...

© 2006 Milliyet