Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 16 Temmuz 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Telekulak / kirli kulak


Taşkesen Paşa'nın telefondaki konuşmaları, ancak "elektronik kırıcı" ile banda alınabilir. Bu konuda deneyimim var.
Yakın aile dostumuz olan doruklarda görevli bir generalle, 3-5 yıl önce telefonda konuşuyorduk.
Konumuz siyasetti. Öyle ilginç şeyler anlatıyordu ki. "Paşam izin verirseniz konuşmanın devamını teybe kaydetmek istiyorum. 'Aramızda' dediğiniz için zaten yazmayacağımı biliyorsunuz. Ama ilerde kitap yaparken bu söylediklerinizi yansıtmak isterim" dedim.
"Tabii... Neden olmasın. Aç teybini" cevabını verdi.
Sonra da kahkaha attı...
"Ciddiyim Paşam" diye üsteledim.
O da gülerek, "Ben de ciddiyim. Açın teybinizi" diye onayını vurguladı.
Bastım düğmeye, tatlı tatlı anlattı.
Sorular sordum. Onları da yanıtladı.
Telefonu kapattık.
Sesler düzgün alınmış mı diye emin olmak için teybin dinleme tuşuna bastım.
Sonuç... Gayet "net."
Ancak... Net olan sadece benim sesimdi.
Benim her sorum kelime kelime, pırıl pırıl kayıttaydı. Buna karşılık... Değerli dost paşamın konuşmaları yerine, bantta sadece sessiz aralar vardı. O anda "kahkahanın" nedenini anladım.
Paşanın telefonunda onun sesini parçalayarak, kayda geçmeyecek sessizliğe dönüştüren bir düzenek vardı.
Daha önce bu aygıtları, teknoloji dergilerinde, makalelerinde okumuştum.
Paşa herhalde o sırada muzipçe gülümsüyordu. Havacılar, hangi rütbede olursa olsun "espriyi, hayatla dalga geçmeyi" severler.
...............................
Taşkesen Paşa, önce Cumhurbaşkanlığı Başyaverliği, sonra Kara Harp Okulu Komutanlığı gibi özenle seçilen subayların atandıkları görevlerde bulunmuştur.
Telefon konuşmalarının güvenli olması konusunda eğitimli ve deneyimlidir.
Konuşmaları "gizlilik koruması" altında olması gereken önemli görevdeydi.
Telefonunun mutlaka banda alınmayı önleyen "ses kırıcı ve parçalayıcı" düzeneğe bağlı olması gerekirdi.
Sanıyorum, kablolu telefonu bu donanıma sahipti. O halde "banda alınan özel konuşmalarını" cep telefonuyla yapmış olabilir.
Ya da...
Bu konuşmaların banda alınması riskini öngörmüş ve tedbirli davranarak, ses kırma ve parçalama düzeneğine bağlı kablolu telefonundan konuşmuştur. Ancak yüksek teknolojide "dinleme ve kayıt yapma" kapasitesine sahip "telekulaklara" engel olamamıştır.
................................
Eğer bu ikincisi söz konusuysa, "Türkiye'nin güvenliği" ciddi tehdit altında demektir.
Askeri sırlarımız dinleniyor ve kayda alınabiliyorsa durum ciddiden öte "vahim"dir. Hele Genelkurmay, MİT ve Emniyet, "Taşkesen Paşa'yı dinlemediklerini" resmen açıkladıklarına göre kaygı duymak için çok neden var.
Kim/kimler dinledi peki?
Olay, "kadın-kız" muhabbeti düzeyine indirilemez.
Genel inancım, özel yaşamın kimseyi ilgilendirmediği... Buna karşılık...
Askeri disiplin ilkeleri farklı olabilir.
Öte yandan... Bir ülkede Harp Okulu Komutanı'nın telefonları, mahkeme kararı olmaksızın birileri tarafından dinleniyor ve kayda alınıyorsa, belki de yüksek teknoloji kullanılarak ses kırıcı ve parçalayıcı düzenek devre dışı bırakılabiliyorsa...
Generallerin büyük çoğunluğu "telefonlarımız dinleniyor" kuşkusu içindeyseler...
Hatta daha yakın geçmişte bu ülkenin bir başbakanı bile telefonlarının ve odasının dinlendiğini iddia etmişse...
Bu ülke insanları "telefonda değil, bu konuyu yüz yüze konuşalım" paranoyasına girmişse...
Kaygı duyulmalıdır.
..............................
Sadece "güvenlik" değil, "temel insan hakları ve demokrasi" için de kolektif tehlikedir bu.
Komutanlar, Şemdinli iddianamesinin sızdırılmasına gösterdikleri duyarlılığı, "telekulakları" ortaya çıkarmak çabasına da yoğunlaştırmalılar.
Eğer gerçekten ilişkisi olan bir hanım, yani bir amatör bile bu konuşmaları banda alabilmişse, yukarıda sıraladığım güvenlik kaygıları daha da geçerlidir...

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Kılavuzu karga olanın burnu...
Çalıştığı firmanın kamyonetiyle ev ev dolaşıp...
Melih AŞIK
Aylak bir dergi...
'Önce oturma odasındaki koltukta oturmuş kafa...
Güneri CIVAOĞLU
Telekulak / kirli kulak
Taşkesen Paşa'nın telefondaki konuşmaları, an...
Can Dündar
Zapsu nereden nereye akıyor?
Son iki haftadır Milliyet'in manşetinde Cüne...
Abbas GÜÇLÜ
Hangi okullar daha iyi?
Puan sıralamasının en tepesindeki öğrencileri...
Metin MÜNİR
OYAK, borcunu Erdemir temettüleriyle ödeyebilir mi?
Analistler OYAK'ın Erdemir'i satın almak için...
Hasan PULUR
Bu memlekette demokrasi var!
BAZILARI şu demokrasiyi içlerine sindiremezle...
Derya SAZAK
Reha Paşa
Ağustos Şûrası'na beş kala Kara Harp Okulu Ko...
Meral TAMER
Kütüphanesi olmayan okul, bizi arasın
Gazetemizin 23 Nisan 2005 günü başlattığı Bab...
Ece TEMELKURAN
Marksist ülkücüler ve vatansever Baykal
Erken seçim sözü bir kere ağızdan çıktı mı ke...
Tamer HEPER
Basit çoğunluk yeterli
Nihayet okuyucularım biraz isyana başladı. Se...
Osman ULAGAY
İkiyüzlü Batı'nın iki 'kaka' çocuğu
Fransa'nın Cezayir kökenli futbolcusu Zinedin...
Güngör URAS
Din ile devlet ayrı şeydir, birleşmez
Milliyet'te dün bir haber vardı. Başbakan Yar...
Serpil YILMAZ
Narin: Sarışın kız resmi yapmıyorum
Türkiye'nin en meşhur "patron tipi" Halit Nar...

© 2006 Milliyet