Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 17 Temmuz 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Erdoğan'ın sorusunun yanıtı: BMGKK 1559

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Artvin' de, sık sık "Kahrolsun İsrail" sloganlarıyla kesildiği belirtilen konuşmasında sormuş: "İsrail'in derdi nedir?"
Ortadoğu' daki ateşi izleyen, İsrail' in orantısız güç kullanarak kolektif cezalandırma yoluna gittiğini gören herkesin kafasındaki, haklı soru bu.
İsrail'in operasyonlarını "meşru müdafaa" sayarak, bunlara açıkça "yeşil ışık" yakan Washington'da ise, bu sorunun yanıtı verilmiş durumda.
ABD'li yetkililerin iddiası o ki, hem İsrail'de Kadima-İşçi Partisi koalisyonu bu konuda net, hem de Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan gibi bölgesel güçler, yanıtı gayet iyi biliyorlar.
Dahası, ABD'li yetkililere göre, Başbakan Fuad Siniora başta olmak üzere, Lübnan'daki Suriye karşıtları da bu yanıta sahip çıkıyor.
Lübnan'ı şimdiden en az on yıl geriye götüren ve çok sayıda sivilin hayatına mal olan İsrail operasyonunun, bu yanıtla haklı gösterilmesi mümkün değil.
Ancak Türk toplumunda İsrail'e karşı öfke yaratan, Ankara'daki hükümeti ise, en çok "devrede" göründüğü bir anda, devre dışı ve aciz konuma iten son gelişmeleri okuyabilmek de, bu yanıta odaklanmaktan geçiyor.

İsrail'in "fırsatı"
Geçen hafta, İsrail , Beyrut Havaalanı' nı ilk kez vurduğunda, "Bush yönetimi, hem Lübnan'ın egemenliğini savunup hem de bu görüntüye nasıl göz yumuyor?" diye sorduğum bir ABD'li diplomat, olup biteni kendisinin pek de gönülden desteklemediğini belli eden bir üslupla, "Düşündükleri şu: Bütün bunlar, Lübnan hükümetine rağmen Lübnan adına iş yapanların cezalandırılması için fırsat olabilir" demişti.
Bu "fırsat" vurgusuna dünkü "Jerusalem Post" gazetesinde de rastladım.
Üst düzey İsrailli diplomatların, 15 Temmuz gecesi yaptıkları değerlendirmeyi aktaran gazete, "İsrail, dünyanın devreye girip çatışmayı durdurması öncesinde, Hizbullah'ı döverek operasyonel yeteneğini yıpratmak için 48 ila 72 saatlik bir 'fırsat penceresi' olduğuna inanıyor" diyordu.

Bush'un telkini
Bush yönetimi, buradaki "fırsatı" Hizbullah'ın dövülmesi ile sınırlı saymıyor ve örgütün Lübnan'daki sultasının kırma yönünde kalıcı düzenlemeler yapılabileceğini umuyor.
Ortadoğu'daki tırmanışa ilişkin her ağızlarını açışlarında Hizbullah'ı, dış Hamas'ı ve onların hamisi Şam ile Tahran'ı suçlayan ABD'li yetkililer, BM Güvenlik Konseyi'nin Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını da öngören kararının (BMGKK 1559) harfiyen uygulanması yönünde uluslararası baskı kurulmasını istiyorlar.
Başkan Bush , geçen cuma, nihayet devreye girerek Ortadoğulu liderlere telefon etti.
Ürdün Kralı II. Abdullah , Mısır Devlet Başkanı Mübarek ve Lübnan Başbakanı Siniora ile konuşan Bush 'un her üç lidere telkini, "Lübnan'ı, Lübnan hükümetine rağmen, ateşin içine sokan Hizbullah'ın meşru davranmadığı ve bölge liderlerince açıkça eleştirilmesi gerektiği" oldu.
Beyaz Saray kaynaklarına göre, üç lider de, Hizbullah'ın dışlanmasının şart olduğunu kabul ettiler.
ABD'nin yakın dirsek temasında olduğu Suudi Arabistan'ın Dışişleri Bakanı Saud el Faysal ise, Kahire'de Arap mevkidaşları önünde şu açıklamayı yaptı: "Hizbullah'ın eylemleri, beklenmedik, uygunsuz ve sorumsuzcadır. Bölgeyi yıllarca geriye götüren bu eylemleri, kabullenemeyiz."

Ateşkes hazırlığı
İsrail, operasyonlarını sürdürürken, ateşkesin koşullarını da belirlemeye çalışıyor.
Bu koşullar, İsrail Savunma Bakanı ve İşçi Partisi'nin "güvercin" bilinen lideri Amir Peretz 'in geçen haftaki "Hizbullah'ın Lübnan'ın güney sınırına inmesine artık izin yok" açıklamasıyla da, Lübnan Başbakanı'nın cumartesi günkü çağrısıyla da uyumlu.
Siniora, "BM sponsorluğunda tam bir ateşkes istiyorum ve Lübnan hükümetinin, Lübnan topraklarının her yerinde kendi otoritesini kurma hakkını teyid ediyorum" demekle, İsrail'i memnun etti.
Zira Siniora 'nın bu sözleri, sadece İsrail saldırılarının durması talebini değil, Lübnan'ın güneyindeki Hizbullah denetiminin kırılması ve bölgeye Lübnan ordusunun yerleşmesi arzusunu da yansıtıyor.
İsrail'in ateşkes için öngördüğü koşullar da, "Hizbullah'ın Litani Nehri'nin kuzeyine çekilmesi; elindeki füzeleri Lübnan ordusuna devretmesi; sınır bölgesine, Lübnan ordusunun yerleştirilmesi."
Bunun uzantısı da, BMGKK 1559'un tam olarak uygulanması, yani Hizbullah'ın aşamalı, uluslararası gözetimli ve kalıcı olarak silahsızlandırılmasıdır. İsrail'in Lübnan'daki derdi budur.

ycongar@erols.com








Taha AKYOL
İsrail ve Nazi taktikleri
BUSH, İsrail'e "itidal" bile tavsiye etmiyor....
Çetin ALTAN
Demokrasinin kaderi belirleniyor
Siyasal çevrelerden yansıyan son haberlere gö...
Yasemin CONGAR
Erdoğan'ın sorusunun yanıtı: BMGKK 1559
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Artvin' de, sı...
Can Dündar
Zapsu, Erdoğan ile Yasin El Kadı'yı evinde tanıştırdı
Milliyet'in açtığı "Yasin El Kadı dosyası" v...
Abbas GÜÇLÜ
Veliler mahkeme yolunda
Sınav sonuçları her yönüyle tartışılıyor. Pua...
Semih İDİZ
Sorunun temelinde Filistin meselesi var
Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın girişimiyle...
Faik ÖZTRAK
Merkez Bankası'nın mektubu
Haziran ayında enflasyonun belirsizlik aralığ...
Hasan PULUR
Güzel günler göreceğiz, susun bekleyin!
BEKÇİ, çarşıda dolaşırken bir ses duymuş. Yak...
Yaman TÖRÜNER
Hayırsever
Başbakan'ın, Birleşmiş Milletler'in "küresel ...
Osman ULAGAY
Putin'den Bush'a güçlenme dersi
Önceki gün, G 8 Zirvesi'nin yapıldığı St. Pet...
Güngör URAS
Enerji ve haberleşme özelleştirmelerini sorgulamamız zorunlu
Enerji ve haberleşmede devlete ait tesisleri ...

© 2006 Milliyet