|
 |
|
|
Merkez Bankası'nın mektubu
Haziran ayında enflasyonun belirsizlik aralığının üst sınırını aşması nedeniyle, Merkez Bankası'nın yasal hesap verme mekanizması devreye girdi.
Enflasyonda hedefin aşılmasının nedenleri ve hedefe geri dönmek için alınması gereken tedbirleri içeren ve hükümet ile kamuoyuna yazılması gereken mektup geçen cuma açıklandı.
Mektupta, enflasyondaki sapmanın, işlenmemiş gıda, altın ve enerji gibi fiyatları para politikasının kontrolü dışında kalan malların fiyatlarındaki artışlardan ve küresel likidite koşullarının değişmesinden kaynaklandığı söyleniyor.
Yani fiyatların hedeften sapmasında içeride talebin yönetilmesinde yapılan hataların değil, genellikle arz kaynaklı unsurların belirleyici olduğunun altı çiziliyor. Sonuçta mektup, "Enflasyondaki artışta ne bizim ne de hükümetimizin bir kusuru yoktur" diyor.
Sapmanın nedeni
Cari açığın gayri safi milli hasılaya oranının yüzde 7,5'e ulaştığı bir ekonomide iç talebin iyi yönetildiği ve sorun olmadığı nasıl söylenir, anlamak zor. Mektupta cari açıkla ilgili tek bir kelime dahi yok. Öyle anlaşılıyor ki, son üç yıldır, herkes tarafından normal olmadığı kabul edilen, küresel likidite bolluğunu Merkez Bankası da (TCMB) hükümet gibi normal, azalmayı ise anormal kabul ediyor.
Olağanüstü likidite bolluğunun hiç bitmeyeceğini varsayarsanız, talebi, üretimden çok, ucuz ithalatla doyurmakta sakınca görmezsiniz.
Bu durumda kamu ve özel kesimin nihai talep artış hızları iki haneli rakamlara ulaşsa da sorun olmaz. Gelsin uluslararası likidite, paran değerlensin, ithalat ucuzlasın, ithalat patlasın, dış denge bozulsun ama enflasyon düşsün.
Kusura bakılmasın ama bunun sürdürülebilir bir enflasyonla mücadele stratejisi olmadığını üniversite birinci sınıf iktisat kitapları dahi yazar.
Mektupta mayısta küresel risk algılamasındaki değişmenin Türkiye, Macaristan ve Güney Afrika'dan sermaye çıkışını tetiklediği söyleniyor. Benzer diğer birçok ekonominin bu değişimden neden bizim kadar etkilenmediğine dair bir değerlendirme ise yok.
Oysa böyle bir değerlendirme, dış dengeyi bozma pahasına kura yüklenerek enflasyonu düşürmeye çalışıp ekonomiyi benzerlerinden daha kırılgan hale getirenlerin sorumluluğunu ortaya çıkaracaktır. Bir de işi dış piyasalar bozdu derseniz vatandaş bugüne kadar gerçekleşen enflasyondaki gerilemede başarının hükümete mi, dış piyasalara mı ait olduğunu da haklı olarak sorgular.
Alınacak tedbirler
Parasal alanda, mevcut yüzde 22,25'lik borç verme faizleri sabit tutularak 2007 sonunda enflasyonun yüzde 3,5-7,0 aralığına gerileyeceği öngörülmüş. Maliye ve gelirler politikası sözlerinin ise mektubun sonunda tek bir cümleyle yer alması, hükümete böyle devam et, ben işi faizle çözerim mesajını veriyor.
Bu varsayımlar altında bu faiz ve öngörülen enflasyonla, daha mürekkebi kurumayan, orta vadeli program ve planda öngörülen yüzde 7'lik büyüme hızları hayal olur. Kurda istikrarı cari açığı azaltarak sağlama yerine, yüksek faizlerle yeniden sermaye çekerek sağlama düşüncesi galiba hem hükümette hem de bankada hâkim.
Değişen uluslararası iklimde bunun imkânsız olduğunun kavranması için birkaç dalga daha gerekecek gibi görünüyor.
foztrak@yahoo.com
|
|
|

|