|
Güzel günler göreceğiz, susun bekleyin!
BEKÇİ, çarşıda dolaşırken bir ses duymuş. Yaklaşmış, hırsız elinde eğe, dükkânın asma kilidini kesiyor. Yanaşmış:
"Sen ne yapıyorsun?"
Hırsız hiç bozmamış:
"Hiiiççç, keman çalıyorum!"
"Bu nasıl keman, hiç ses çıkmıyor?"
"Bunun sesi yarın sabah çıkar!"
***
YAYIN yönetmenliğini Prof. Dr. Köksal Bayraktar'ın yaptığı "Güncel Hukuk" dergisinin temmuz sayısını okurken aklımıza bu fıkra geldi. Daha doğrusu "Terörle Mücadele Yasası"nı anlatan yazıyı okurken aklımıza bu fıkra geldi...
Diyeceksiniz ki, ne ilgisi var...
Biraz sabredin...
***
ÇANKAYA'ya onaylanmak için gönderilen bu yasa, bakın, yazılı ve görsel basın için ne güzel önlemler getiriyor.
Tüm yayın organlarını, gazeteleri, dergileri, romanları, kitapları cezalandıran hükümlere, televizyon, radyo ve internet siteleri de katılmış. Bunun için madde genişletilmiş...
Genişletilmiş de ne olmuş?
Artık yazarlar, çizerler, çevirmenler, romancılar, gazeteciler, köşe yazarları, televizyon programcıları, yayın sahipleri, sorumlu müdürler, basın yayınla ilgili herkes, bu maddeye göre potansiyel şüpheli ve/veya sanık...
Hatta terörist bile olabilirlermiş...
Başka?
Biraz sabredin dedik ya!
***
BASIN yayın organlarına süresiz kapatma cezası bile verilebilecekmiş...
Terör örgütünün veya amacının propagandasını yapan kişi için bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası var.
Eğer suç, basın ve yayın yolu ile işlenirse ceza yarı oranında artırılacakmış...
"Güncel Hukuk Dergisi"ne göre, basın yayın organlarının sahiplerine de ceza vermek istiyorlar. "Yayından sorumlu olanlar" şeklinde yapılan düzenlemeyle herkesi cezalandırma amacı var...
Yazarların durumu daha da iç açıcı!
"Terör örgütünün veya amacının propagandasını yapan" dediler mi yandı gülüm keten helva...
Bir köşe yazarı ya da terör konusunda kitap yazan bilim adamı da suçlanabilir.
Yazar ya da bilim adamı, fikrini güçlendirmek amacıyla başka yazarlardan veya terör örgütünün açıklamalarından alıntı yaparsa hakkında dava açılır. Gazeteci sanık olabilir, hatta mahkûm da...
Geçmişte olmadı mı?
Dergideki yazının son cümlesi ilginç:
"Biz bu filmi çok gördük!"
Demek umumi arzu üzerine bir daha göreceğiz. Her ne kadar "umumi arzu" olmasa da...
***
NE var ki filmin yönetmeni Adalet Bakanı Cemil Çiçek bile, "Keşke karşınıza bu filmle gelmeseydik, sevimsiz bir film olduğunun farkındayız" diyor. Tabii film değil, tasarı...
Maşallah, kanun çıktı ya da çıkacak, bizim mahalleden pek ses seda yok. Sanki kanun nalbantları kapsıyor!
Yazının başında ne demiştik.
Şimdi yazıya niçin o fıkrayla başladığımızı anladınız mı?
Bu kanunun sesi de, kararlar çıkmaya başlayınca duyulur.
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|