|
 |
|
|
Bir hastayla mülakat
Benim Gözlüğümden / Nihat Demirkol
"Geceyi hastadan sor" derler; afiyettesiniz inşallah efendim?
- O eskidenmiş evlâdım. Şimdi "Geceler sessiz, geceler ayaz..." ama, hiç değilse iteleyip kakalayan yok. Bütün çilemiz gündüz nüksediyor.
Bir büyüğümüz, "SSK ve yeşil kartlıların da artık serbest eczanelerden ilaç alabildiklerini ve istedikleri hastanede tedavi olabildikleri"ni söylemiş; Ve eklemiş, "Ancak bazı suistimaller var..."
- Bazı suistimaller olduğu doğru. Acaba hangilerini kasdetmiş? Devlet önce, onlara daha doğmadan bu memlekete hizmet etmeye başlamış 75 yaşındaki emeklisine, vatandaşına "potansiyel dolandırıcı" olarak bakmaktan vazgeçsin. Biz bütün göz önünde yaşananlara rağmen, devlete hâlâ o gözle bakmamaya çalışıyoruz. Büyüğümüzün, "bezdiren bürokrasi"den haberi yok herhalde. Bizim gibi emeklilerin çoğunu kuyruklarda telef edecekler. Bunlar Nazilerin usûlleri. Zayıfları temizle...
İlaçlarınızı alabiliyor musunuz? Eczanelerin durumu nasıl?
- İlaçların çoğu hastanelerin eczanesinde yok. Dışarıya gönderiyorlar. Doktorun yazdığı ilaç, aylardır piyasa bulunmayan bir ilaç; Bunlar hiç etrafta ne olup bittiğine bakmazlar mı? Ya da "İlaç depoları zam beklentisi içinde mal vermiyor" diyorlar. Bulunmayan bir ilaç için muadilini satmaya çalışıyorlar. Onun fiyatı, reçeteye asıl yazılandan fazlaysa, haydi bütün işlemler için tekrar en başa dön... Bir de "Sistem arızalı" dümeni çıkmış. Sağlık karnesine yazılan reçetenin 4 gün müddeti var. "Bugün git, yarın gel düzelir belki" tekerlemesiyle oyalıyorlar. Acil olanları, parası olan "şimdilik" kaydıyla alıyor. Bunların içinde, IMF'nin "Çok yüksek, biraz düşürün" dediği asgari ücretle çalışanlar da var, düşün! Çoğu reçetenin süresi bitiyor, yenilenemiyor. Cebimizden ödediğimizle kalıyoruz. Sen de eczacı olsan, devletten bilmem kaç ay sonra alabildiğin parayı, vatandaştan katakulliyle peşin almaya bakarsın.
Hastanelerde, servislerde durum nasıl? Yatan hastalar ne âlemde?
- Bu işler beyanat vermekle olmuyor. Emeklisinin sağlık harcamalarından tasarrufu düşünen devlet olur mu? Bu vefâya sığar mı? Düşünebiliyor musunuz, hastaneye yatan her hastaya kendi derecesini aldırıyorlar? Devlet, hastasının ateşine bakmaktan aciz! Yatak komşumun mide filmi çekilecekti. Hastanede, o malûm hortum yok. Haydi dışarıya havale. Eczaneden alıp getirdiler. Ama işin komik tarafı, dışarıdan alınınca devlet onun parasını ödemiyormuş meğer. Bir de "hortumcu" diye arkalarından konuşuyoruz. Devletin hortumu da yok, hortumcuya para da vermiyor. İçiniz rahat olsun.
Acil şifalar diliyoruz efendim, elimizden bir şey gelmiyor.
- Gel de Şair Eşref'i anma, "....Gam değil amma bu mülkün böyle elden çıkması/Gitgide zulmetmeye elde ahali kalmıyor."
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|