|
 |
|
|
"Yalancı dolma"
yural@milliyet.com.tr
Ben "yalancı dolma"ya, daha doğrusu yalancı sıfatını alan dolmaya çok üzülürüm. Aslında onu çok severim. Belki bu, et yemediğimden kaynaklanıyor olabilir. Yalancı dolma; biber, patlıcan, asma yaprağı gibi sebzelerle, bazen pirinç, kuşüzümü, fıstık ve bulgurla yapılan dolmaya verilen addır. Büyük bir olasılıkla, hatta kesinlikle sebze sevmeyen etoburlar takmıştır bu ismi ona. İçinde et olmadığı ve sebzeyi de sevmedikleri için onu yemekten saymayarak yalancı takısını eklemişlerdir isminin başına. İşte bu yüzden, yıllardır sofralarında etli dolma doğrucu, zeytinyağlı-pirinçli dolma da yalancı olarak yerini almıştır.
* * *
Çocukların dünyasında "Pinokyo"nun farklı bir yeri vardır. Onunla küçük yaşlarda tanışan bazı çocuklar, gerçekten yalan söyledikleri zaman burunlarının onun gibi uzayacağına ve yakayı ele vereceklerine inanırlar. Çocuklara yalancılığın ne kadar kötü bir şey olduğunu anlatabilmek için hep başvurulan masal "Yalancı Çoban" masalıdır. "Sürüyü kurt kaptı, kurt kaptı!" diye köydeki insanlarla eğlenen çoban, bir gün gerçekten kurtla karşılaşınca hiç kimsenin yardımına koşmadığını görür ve koyunlarını kaybeder. Yani, alınacak ders: Hiçbir zaman yalan söyleme ki, insanlar senin sözünün doğruluğuna her zaman inansınlar.
* * *
Yalan, yaşamın bir parçası haline gelirse ve herkes yalan söylemeye başlarsa doğruları yalanların içinden bulup seçmek artık bir yetenek ister. Herkesin yalanı söylediği bir yerde, doğruyu söyleyenler yalancıların içinde kendine yer edinemezler. Artık yalanların "incelmişleri", akılcıları, inandırıcıları ve söyleyenleri değer kazanmaya başlamıştır. Ünlü düşünür Nietzche, "Yalan yaşamın şartlarından biridir," diyor. İçimizden bazılarımız kabullenmeyebiliriz, ama bu yalanın adına bir şeyi değiştirmez. Çünkü, yalan hep doğruyu yapmak, söylemek adına söylenir.
* * *
Profesör Bengi Semerci, Nietzche'nin, "Yalan yaşamın şartlarından biridir," düşüncesine, "Bu, soruna ne kadar yalan söyleme gereksinimi duyduğumuza bağlı," diyor ve kendisine panik içinde gelen ebeveynlerle ilgili şunları anlatıyor: "Çocukları yalan söylemektedir. Yaptığını inkâr etmekte, notlarını farklı iletmekte ya da çantalarında bulunan arkadaşlarına ilişkin bir eşyanın oraya nasıl girdiği konusunda yetersiz açıklamalar yapmaktadır. Bundan çok endişelidirler ve sizden bunu çözmenizi isterler. Ama bir şartları vardır: Bunları onlar anlatmış olmayacaklardır. Siz bir şekilde öğrenmiş olacaksınız. 'Çünkü çocuklarına, size anlatmayacaklarına söz vermişlerdir. Yani yalan söylemişlerdir.' Şimdi siz de bir başka yalan söyleyerek çocuğu yalan söylemekten vazgeçirmelisinizdir. Çünkü dürüst olmak önemlidir. Çocuklarına hep bunu öğretmeye çalışmaktadırlar. Peki kendilerine?.."
* * *
Yalan ustalarının yaşamlarında, yalan onların öyle bir parçası biçimine dönüşmüştür ki, onu söylemekten bir türlü vazgeçemezler. Çünkü onunla başarıyı yakalamakta, onunla ilgi görmekte, onunla herkesi kandırmaktadırlar. Kandırdıkları, yalanlarını yutturdukları insan sayısı arttıkça yalancılık bir oyun biçimine dönüşür ve bundan tat almaya başlarlar. Bu yüzden yalancı, yalan söylemeyi huy edinmiş kimselere denir. Ama kendilerinin sandıkları kadar da özgür değillerdir. Onları sevmeyen, onların yalanlarını ortaya çıkartmaktan mutluluk duyan insanlar da vardır.
* * *
Yalan söyleyenler ister çocuk, ister yetişkin olsunlar, bir biçimde küçük ipuçları vererek iç ve dış dünyaları arasındaki farkın, karşılarındakiler tarafından algılanmasına istemeyerek de olsa neden olurlar. Bunu bir yetenek haline getirmiş, geliştirmiş insanları çözebilmek için bilim adamları yalan makinesini icat etmişlerdir. Bazıları öylesine bu konuda geliştirmiştir ki kendisini, zaman zaman gazetelerde onların yalan makinelerini bile kandırdıklarını okuruz.
* * *
Yalanın öz kardeşi sahtekârlıktır. İkisi birlikte çalışmaya başladıklarında, artık iş beyaz-kara yalancılıktan çıkmış ve yapılacak bir şey kalmamıştır. Çünkü sahtekârlık tehlikeli ve aldatıcıdır. Başkalarını kandırmaya, aldatmaya yönelik bencil bir davranış biçimi ve suçtur. Yalan, basamakları tek tek çıkılan bir kuleye benzer. Çocukluğunda, gençliğinde hiç yalan söylemeyen insanların birdenbire yalancı oldukları görülmemiştir. Ama küçük-beyaz yalanlarla büyüyen çocukların hep büyük yalancılar olarak karşımıza çıktıkları bir gerçektir.
* * *
Yalancı dolma, sağlıklı yaşamın doğrucularından biridir. Ve hiçbir zaman yalancıların eline su dökemez. Yalan makinesinden de rahatlıkla geçer.
|
|
|

|