|
İhracat nasıl artacak? (2)
İhracatı engelleyen etmenleri tartışmaya devam ediyoruz. Çünkü cari açığı kapatmanın temel yolu ihracatı daha hızlı artırmak. Türkiye'de içeriye üreten sanayici olsun, dışarıya satan olsun enerji fiyatlarından, özellikle elektriğe ödediğinden şikâyetçi. Gerçekten elektriğin bir sanayi girdisi olarak çok pahalı olması üretici için ciddi bir zorluk. Hele hele ihracatçı için.
Ancak yanılmayalım; enerji fiyatları pahalı diye ihracatta pazar kaybeden girişim pek olmaz. Çünkü enerji toplam maliyetler içinde genellikle küçük bir paya sahiptir. Türkiye'de 2005 yılında sanayinin elektriğe ödediği fiyatla diğer gelişmiş ülkeler aşağıdaki tabloda karşılaştırılıyor.
| | Sanayi elektriği | $/kwH | | İtalya | 17,0 | | Japonya | 13,5 | | Türkiye | 10,8 | | İrlanda | 10,5 | | Avusturya | 10,1 | | İngiltere | 7,8 | | Almanya | 7,6 | | Polonya | 7,5 | | Yunanistan | 7,0 | | Kanada | 5,6 | | Fransa | 5,3 | | ABD | 5,2 | | Norveç | 4,3 | |
Elektrik fiyatı çok pahalı
Görüldüğü gibi, Türk sanayicisi birçok gelişmiş ülkeye göre dezavantajlı durumda. Üstelik bu karşılaştırma gelişmekte olan bazı ülkelerle yapılırsa durum çok daha çarpıcı hale geliyor. Çünkü o ülkelerde hem enerji fiyatları genellikle daha düşük hem de o ülkelerde katma değer çok daha yüksek. Yani enerji maliyeti ihracata çok daha az engel oluyor.
Öte yandan, İtalya ve Japonya gibi ülkeler daha pahalı enerji fiyatına rağmen dünya ticaret rekabeti içinde yer alabiliyor. Ve her iki ülke de ciddi ihracatçı. Demek ki, kimi ülkeler bu sorunu aşabiliyor. Ya markalaşmaya giderek ya da katma değeri yüksek ürünlere geçerek.
Son birkaç yıldır TL'nin aşırı değerli hale gelmesi de burada önemli. Çünkü TL değerli hale geldikçe elektrik maliyeti ihracatçı için yukarı gitmiş oluyor. Gerçi son kur hareketiyle birlikte enerji fiyatları eş oranlı artmazsa, göreli maliyetler de düşeceği için ihracatçı bir miktar sevinebilir.
Enerji maliyetleri konusunda akla üç çözüm geliyor. Birini belirttik. Yüksek katma değerli ürünlere geçerek bu maliyetin önemini indirgemek. İkincisi, enerjinin maliyetini düşürmek. Elbette ne petrol ne de gaz fiyatlarını dünyada aşağıya indirmek mümkün değil. Ancak içeride daha düşük maliyetli enerji seçeneklerine gidilebilir. Son zamanlarda ele alınan nükleer enerji yatırımları bu bakımdan önemli.
Önce kayıp önlenmeli
Nihayet hâlâ kayıp ve kaçaklar ciddi bir yer tutuyor. Elektrik kayıpları toplam içinde yüzde 14'ü buluyor, ki Batı'da bu oran yüzde 7. Kaçak kullanım da çok fazla; yüzde 14. Demek ki, ürettiğimiz 100 elektriğin 28'inden para alınamıyor. Kayıpları azaltarak hiç olmazsa bu gelir kaybını indirebiliriz. Bu da elektrik fiyatlarında yüzde 20'lik indirim sağlayabilir. Çünkü kayıp ve kaçağı TEAŞ satabildiği elektrikten çıkarıyor. Ortaya büyük bir haksızlık çıkıyor. Çünkü kullanan ve ödeyen, ödemeyenin parasını ödemek zorunda kalıyor.
TÜİK'in girdi-çıktı tablosunda elektrik çok daha az bir paya sahip olsa da, elektrik, doğalgaz ve suyun üretim (ÜFE) içindeki payı yüzde 4,8. Bu pay da büyük ölçüde elektrikten oluşuyor. Ancak elektrik fiyatlarıyla ihracatta rekabet arasında yakın bir ilişki kurmak kolay değil.
Örneğin, elektrik fiyatlarını Yunanistan düzeyine çeksek, toplam maliyetlerde yüzde 1,5'lik bir rekabet avantajı yakalanmış olacak. Bu da olağanüstü bir gelişme değil. Bununla beraber, ihracatçının bir şikâyeti (ya da bahanesi) daha ortadan kalkmış olacak.
hgunes@milliyet.com.tr
|
|