|
 |
|
|
İşgal!
Bu yazı yazılırken İsrail'in bombalarıyla ölenlerin sayısı artıyor olmalı. Ne Birleşmiş Milletler doğru dürüst bir şey söylüyor ne de uluslararası toplum Irak işgalinden önce yaptığı gibi etkili bir ses çıkarıyor işgale karşı. Ölenlerin çoğu çocuk. Ve biz, zalimlerin kendiliğinden kana doyup sakinleşmesini beklediğimiz bir çağa girdik. 3. Dünya Savaşı çağı bu!
11 Eylül'de başlayan, başlarken canlı yayında izlediğimiz bir savaş çağının insanlarıyız biz. Öyle değilmiş gibi yapıyoruz; sınır çatışmaları, "sonsuz özgürlük operasyonları" veya başka fiyakalı isimlerle tarif edilen bir savaş çağı sürüyor biz yaşarken. Biz savaş görüyoruz. İçimiz yanıyor ve kurşunlarla bombaların tükenmesini bekliyoruz.
1. ve 2. Dünya savaşlarında da böyle oldu belki. Belki o zaman da insanlar bitmesini beklediler çaresizlik içinde. Ama biz bugün bu çaresizliğimizi her gün, her dakika televizyondan izliyoruz. İzlediklerimiz bize her an ne kadar çaresiz olduğumuzu hatırlatıyor.
Bu kadar bilgi ediniyor olmamıza rağmen, kucağımızda bir sürü bilgiyle tıpkı bizden iki yüz yıl önceki insanlar kadar çaresiz oturuyoruz.
Ölenlerin çoğu çocuk. Ve biz tarihin en çaresizleriyiz! Biz artık sadece "beyazların" kurtulduğu, kurtulmayı hak ettiği bir dünyaya giderek daha fazla alışıyoruz.
Beyazları kurtarın!
"Suriyeli yetkililer, son 5 günde Lübnan'dan kaçan yaklaşık 100 bin kişinin Suriye'ye geldiğini açıkladı. Lübnan'dan ayrılmak isteyen Fransız vatandaşları, Kıbrıs Rum Kesimi'ne gitmek üzere Fransa'nın kiraladığı Yunan bandıralı "Iera Petra" yolcu gemisine alınıyor.
Fransız yetkililer, geminin 900 Fransız ile 300 Avrupalıyı Kıbrıs Rum Kesimi'ne götüreceğini, bunların 400 kadarının 18 yaşından küçük olduğunu belirttiler.
Danimarka Dışişleri Bakanlığı da Suriye'nin başkenti Şam'a getirilen 700'den fazla Danimarkalının uçakla ülkelerine döndüğünü açıkladı.
Lübnan'daki yaklaşık 22 bin vatandaşı için 2. Dünya Savaşı'ndan bu yana yapılacak en büyük 'tahliye operasyonuna' hazırlanan İngiltere de, dün Lübnan'dan askeri helikopterlerle 40 kişiyi tahliye etti.
Lübnan polisinden yapılan açıklamada, çok sayıda sivil Lübnanlının yaya olarak, ambulanslar ya da bulabildikleri başka araçlarla bölgeden kaçmaya çalıştığı belirtildi. Beyrut'ta bulunan 14'ü çocuk 37 Türk vatandaşı da Türkiye'nin Beyrut Büyükelçiliği'nin sağladığı otobüsle, Beyrut'tan Türkiye'ye hareket etti."
Dün Milliyet gazetesinde bu haber yayımlandı. Dünyanın "vatandaşları" işgal bölgesinden kurtarılırken, dünyanın "halkı" orada biraz daha yalnızlaştırıldı. Beyaz dünya, kendi yurttaşlarını "gerçek dünyadan" yine ayıklayarak kurtardı. Gidecek hiçbir yeri olmayan çocuklar ise orada, öylece ölmeye devam ediyor.
Öfkenin yarımküresi
Güney'de bir kez daha öfke birikiyor. Batı dünyasına yapılacak muhtemel saldırılarda, bütün bu olup bitenleri bal gibi bilen liderlerin televizyonlara çıkıp, "Tanrım! Anlamıyorum. Niye bizden nefret ediyorlar!" diye yapacakları konuşmalar, halklarını nasıl kandıracakları geliyor aklıma.
İsrail, "Belki birkaç güne bitiririz" gibi açıklama yapıyor bütün dünyaya. Eğer canları isterse... Eğer öyle karar verirlerse. "Giderek küçülen küresel köyümüz" bazen ne kadar da büyüyor efendiler isteyince...
Sesimizin seslerine ulaşmayacağı kadar devleşiyor dünya, eğer efendiler öyle karar verirse...
ecetem@hotmail.com
|
|
|

|