|
Demagoglar saltanatıyla, Hazine asalaklığının curcunası
Ortadoğu; kadınsız kahkahasız, erkek erkeğe kahvelerinin simgelediği köylü ağırlıklı ve evrensel diyalektikle, tüm değişimlerin dışında kalmış bir bölge...
Bu bölgenin ortak özelliği; iç politikadaki post kavgalarıyla, mesleksiz ve yoksul yığınların kendilerine "uhrevilik ve kahramanlık" gibi, üretim dışı alanlarda bir kimlik ve üstünlük aranmaları...
* * *
Etli şaraplı, kadınlı kahkahalı "burjuva enternasyonalizmi" ise; bir yandan "dünya vatandaşlığı"nın kapısını tıkırdatırken, bir yandan da köylülükle yoksulluğu ve dolayısıyla onların tepesinde saltanat sürme ihtirasıyla kavrulan Hazine asalaklığını, tarihe gömme küreklerini hazırlamada...
* * *
Ortadoğu ülkelerindeki sosyo-ekonomik statükodan, kendilerine saltanatlı bir hayat yaratmış olanları filitlemek kolay değil elbet...
Besbelli ki bu yörelerde, uzun süre kanlı bir tsunami yaşanacak...
Ve bundan da, Fransız İhtilali'nden sonra iyice serpilen "ulus-devlet" modeliyle, "bağımsızlık hareketleri"nden büyük çıkarlar sağlamış bulunan silah endüstrisi, son parsasını toplayacak.
* * *
Vaktiyle işçi sınıfını sömürerek gelişen burjuva kapitalizmi; değişen enerji kaynaklarıyla, gelişen modern teknoloji sonucu; yoksul yığınları da zenginleştirmek zorunda artık...
Çünkü bir yandan modern teknolojinin durmadan doğurduğu üretimler, bollaştıkça bollaşıyor; cep telefonları bollaşıyor, arabalar bollaşıyor, bulaşık makineleri bollaşıyor, çamaşır makineleri bollaşıyor, bilgisayar aygıtları bollaşıyor...
* * *
Ortadoğu bölgesinin yoksul yığınları da, yararlanmak istiyorlar bütün bu olanaklardan ama, yeterince yararlanamıyorlar. Yararlanmak için, ne yapmaları gerektiğini de bilemiyorlar ve ya silahlı soygun çeteleri kurmaya, ya sokak çatışmalarında liderlik rollerine özeniyorlar.
* * *
Oysa Ortadoğu bölgesindeki yoksulluğun baş nedeni; başlarındaki demagoglar saltanatıyla, Hazine asalakları...
Kadınsız kahkahasız, erkek erkeğe kahvelerinin simgelediği köylü yığınları, farkında bile değiller bunların.
Zaten farkına varmaları da, sürekli perdelenip engelleniyor. "Dış düşmanlar-iç düşmanlar" korkutmacaları; "hain-i vatan ve din düşmanlığı" suçlamaları ön plana çıkarılıyor.
* * *
Önümüzdeki 30-40 yıl boyunca, kim bilir ne kanlı belalar yaşanacak bu yörelerde...
Ölenler ölecek, sürünenler sürünecek, paçasını kurtaranlar kurtaracak...
* * *
Böylesi kanlı ve uzun süreli bir depremi önlemenin hiçbir çaresi yok mu?
Yok...
Buralarda daha uzun süre ölenler, kefencilere; "vuruşanlar" da, silahçılara; bol bol para kazandıracak.
Ve hiçbir zaman da, kadınsız kahkahasız, erkek erkeğe kahvesinin simgelediği köylülük; etli şaraplı, kadınlı kahkahalı "burjuva enternasyonalizmi"ni, cehennemlerin esfeline gönderemeyecek.
* * *
Bizim Türkiye'ye gelince...
Türkiye, etli şaraplı, kadınlı kahkahalı bir yaşamın lezzetini de, tatmış durumda...
Ancak, çalkantılı bir dönemin hamurunu yoğuran bazı temel tümörler epey yoğun. Şöyle ki:
1- Köylü ağırlıklı bir toplum olma özelliğinin aşılamamış bulunması...
2- Gelir dağılımındaki ürkütücü dengesizlikler ve şeffaflıktan yoksunluk.
3- Kendi gerçekleriyle yüz yüze gelmeye, sürekli yan çizmek. Örneğin hamaset edebiyatını abartıp; ne Celâli isyanlarının dökümünü, ne de yenilgi anlaşmalarının listesini netleştirebilmek. İsterseniz bunlara, bugünkü itfaiye örgütlenmesinin 3200 belediyedeki konuşlanma döküm ve bütçesiyle; Almanya'daki durumun kıyaslanmasını da ekleyebilirsiniz.
4- Sonuçlarını hiç düşünmeden, partiler arası "babalanma" yarışmaları...
5- Evrensel kalitedeki kadroların cılızlığı...
6- Bol bol övünüp durma tiryakiliği...
* * *
Şeffaflığın genişlemesinden yana olan ve psiko-sosyolojik çıbanların cerahatini dürtükleyen kalemlere kızmamak gerek...
Şimdiye dek kızıp durma, "gelişmekte olmaktan, gelişmişliğe atlamaya" yetmedi. Tam tersine, bireylerin "yaşam kalitesi" açısından Yunanistan'ın 60 basamak altına düştük. Ne ayıp!
* * *
İnsanlık kötüye gitmez; Türkiye de, 20-30 yıl içinde, daha rahat buluşur "uzay çağı"yla...
Bizim derdimiz, genç kuşakların da, aşırı bir fire vermemesi... Böyle bir sakınca var çünkü; bütün geçmiş yüzyıllarda olduğu gibi...
* * *
Enseyi karartmayın, eğer durumu çakıyor, Ortadoğu'nun nasıl kanlı bir bataklığa kaydığını görüyor ve oraya balıklama atlanmasından kaygılanıyorsanız...
Kaygılananların çoğalması, önler yangının bacayı sarmasını da...
c.altan@prizma.net.tr
|
|