|
 |
|
|
Hangi çınar ağacının gölgesi?
Yaşam Güzeldir / Banu Şen
Senin adını / Kol saatimin kayışına tırnağımla kazıdım. / Malum ya, bulunduğum yerde / Ne sapı sedefli bir çakı var, / (bizlere alatlı katıa verilmez) / ne de başı bulutlarda bir çınar. / Belki avluda bir ağaç bulunur ama / Gökyüzünü başımın üstünde görmek / Bana yasak...
Beyaz defterinden tüm koğuşu toplayıp, 40 günlük tecrit sırasında yazdığı bu dizelerle başlayan şiiri okumuştu Nazım Hikmet... Piraye'ye yazılmıştı bu şiir.
Hasret, hasret ve yine hasretle geçen ömründe kim bilir kaçıncı; yine hasreti anlatan şiirdi?
Ne çok şeye geç kalınmış, ne çok şeye de erken varılmış bir hayattı! Hayat sona erse bile yine çok şeye geç kalınan yine çok şeye hasret dolu bir öykü Nazım Hikmet'inki...
Şimdilerde ise politik çıkarlara alet olan bir öykü.
Bülent Arınç'ın önerisi
TBMM Başkanı Bülent Arınç, Nazım Hikmet'in mezarı için Manisa'nın Gördes İlçesi'ne bağlı Kaşıkçı Köyü'nün uygun olduğunu açıkladı. Açıkladı ama tartışmalara da neden oldu. Arınç, topraklarına bağlılığını "iyi" yansıtan bir politikacı. Ama elbette bir çınar ağacının gölgesinde olmak isteyen Nazım'ın mezarı için en uygun yerin neresi olacağına Arınç'ın karar vermesi de çok doğru değil.
Arınç'ın açıklamasını üzerine bir itiraz da Urla'nın Bademler Köyü Kültür ve Sanat Derneği Başkanı Seyfettin Şen'den geldi. Seyfettin Şen, "Nazım Hikmet'in felsefesini, dünya görüşünü, siyasi bakışını onaylamayanların, ustanın nereye gömüleceğini de söylemeye hakkı olmadığını belirtmek istiyorum. Nazım'ın şiirleriyle büyüyen, şiir akşamlarında onun şiirleri okunan, yazdığı oyunu oynayan, 73 yıldır tiyatroyla uğraşan, sinemalara konu olan, filmler çekilen, 1960 yılından bu yana kütüphanesi olan, kitaplarıyla dolan Bademler Köyü ünlü şairi bağrında uyutmaya talip" dedi.
Bademler Köyü de talip
Bir akşamüstü tanışmıştım Bademler'le... Önce tiyatro binasına uğramıştık. "Buzlar Çözülmeden"i oynayacaklardı. Öyle bir telaş vardı ki! Kimi sahnede son hazırlıkları tamamlamaya çalışıyor, kimi tiyatronun önünü suluyordu... Sonra kahvede soluklanmıştık biraz. Oyun saati gelene kadar laflayalım istemiştik. Ne tavla, ne okey oynanıyordu. Köşe yazıları tartışılıyor, gündeme ilişkin koyu bir sohbet almış başını gidiyordu. Hava karardığında bile hem bembeyaz badanalardan, hem de yüreklerden taşan bir aydınlık sokaklara yansıyordu. Sonrasında çokça gittim Bademler'e. Şiir akşamlarına, "Susuz Yaz"ın tiyatro bahçesindeki Hülya Koçyiğitli gösterimine... Uzun zamandır da fırsat olmadı gidemedim pek, Ege'nin bu aydınlık köyüne...
Düşünüyorum da rahat uyur mu Nazım Hikmet, Bademler'de bir çınar gölgesinde? Neden olmasın? Ama yine de popüler bir gündem malzemesine dönüştürmeden iyice ölçüp biçmeli. İyi düşünmeli...
"Başımda bir çınar ağacı olduktan sonra, taş da istemem hani" diyen Nazım'ın sonsuzluk uykusunda, huzurla dinleneceği yeri...
bsen@milliyet.com.tr
|
|
|

|