Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 21 Temmuz 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Şaraplarımıza ödül yağıyor

Üç büyük Türk şarap üreticisi, son aylarda Avrupa'daki saygın yarışmalarda pek çok ödül aldı. Şaraplarımızın kalitesi yükseliyor. Bir de restoranlarda kolay bulunabilseler ve fiyatları da aşırı yükselmese...

myalcin@turk.net

Yıl 1979'du. Fransa'nın en saygın gastronomi dergisi Gault-Millau, Şarap Olimpiyatı adı altında dev bir şarap tadımı düzenledi ve tadımda dünyanın dört bir yanından yüzlerce şarabı yarıştırdı. Tadımların sonunda, herkes en yüksek puanı Fransızların şöhretli şaraplarının alacağını sanırken, büyük bir sürpriz oldu.
En önemli dal olan Cabernet Sauvignon şarapları dalında, bir İspanyol şarabı, Latour, La Mission Haut-Brion, Pichon Loungeville gibi geçmişleri asırlara uzanan, dünyanın en pahalı şarapları kategorisindeki büyük Bordoları bile geçerek birinci ilan edildi.

Aradan sıyrılma olanağı
Gran Coronas adlı şarap, İspanya'nın çok az tanınan bölgelerinden Penedesli üretici Torres'e aitti. Bu birincilik, Torres'i dünya pazarlarına taşıdı, hiçbir reklamın yapamayacağı kadar tanıtım sağladı. Fakat bu tadım, aynı zamanda ünlü şarapları üreten şatolara da bir ders oldu: Bundan böyle bu tür geniş kapsamlı tadımlara mümkün olduğunca katılmayacak, efsanelerini tehlikeye atmayacaklardı.
O yüzden, şarap yarışmalarına son yıllarda dünyanın bu en tanınmış şarapları katılmıyor. Yarışmalar, şarabın "orta sınıfı" arasında gerçekleşiyor. Artık Latour'dan daha yüksek puan alıp ani bir patlama yapma imkanı, bazı dergilerin veya eleştirmenlerin şarabı piyasadan satın alıp yaptıkları tadımlar dışında, neredeyse kalmadı.
Şarap yarışmaları, artık daha ziyade büyüklerin kıratlarını yeniden tartışmaya açma sonucu doğurmuyor, orta kalite şarapların içindeki daha iyilere aradan sıyrılma olanağı veriyor.
İşte bu aradan sıyrılanlar arasında, son zamanlarda Türk şarapları da önemli bir yer tutuyor. Son iki ayda Türk şarapçılarının aldığı madalyalar da, bunun bir göstergesi.
Büyük firmalarımızdan Kavaklıdere, bugüne dek aldığı 450'nin üzerindeki madalyaya ek olarak, Fransa, Belçika ve İtalya'da yeni madalyalar kazandı. Yakut 2004 ve Tatlı Sert Kırmızı 2000, Fransa'daki Vinalies Internationales'de birer gümüş madalya aldı. Belçika'daki Monde Selection ise, Muscat 2005 ve Cabernet Sauvignon-Merlot 2003'e birer gümüş kazandırdı. 2005 Lâl ise İtalya'daki yapılan Vinitaly yarışmasında da Gran Menzione kazandı.

Sarafinler de ödüllü
Doluca ise Sarafinlerden yana şanslıydı. Challenge du Vin yarışmasında Sarafin'in 2003 Cabernet Sauvignon'u ile 2004 Fume Blanc'ı bronz madalyaya layık görüldü. Karma serisinin Cabernet-Öküzgözü 2002'si ise, aynı yarışmada bir gümüş aldı. Son zamanlarda kaliteye yöneldiği dikkat çeken Sevilen de, İngiltere'deki Decanter dergisinin düzenlediği World Wine Awards'da "R" roze ile bronz, Majestik Kırmızı 2005 ve Sauvignon Blanc 2005'le de tavsiye ödülleri kazandı.
Ödüllerin mesajını kalın çizgilere indirgersek, uluslararası şarap piyasalarında bronz "kaliteli", gümüş "yüksek kalitede", altın ise "üst düzeyde" anlamlarına geliyor. Türk şaraplarının altın madalyaları çok fazla değil ama son yıllarda gümüşte bir istikrar yakaladığımız görünüyor.

Restoranların tavrı
İçe kapanıklıktan kurtulamayan birçok üreticimiz ise, bu yarışmalarda bronz ve gümüş seviyelerinde ödüller alabilecek şarapları olduğu halde, masraftan kaçınma, önemsememe, yol yordam bilememe gibi nedenlerden ötürü bu yarışmalara girmiyor. Hoş, girip ödül alanlar da bunları tanıtımlarında pek iyi kullanamıyor ya...
Yerli şaraplarımızdaki bu kalite çıtası yükselişinin, tüketiciyi fazla heyecanlandırmamasının bir sebebi de, şarabın daha çok tüketildiği yer olan restoranlardaki tekelcilik ve yüksek fiyatlar. Birçok restoranda sadece bir firmanın şarapları satıldığından, diğer firmaların şaraplarını bulup tatma imkanınız yok.
Diyelim ki restoran bu tür bir tekelcilik uygulamıyor, o zaman da peynir tabağı eşliğinde servis edilmesi gereken bir Kavaklıdere Tatlı-Sert mesela, lokantacı şaraba çok meraklı değilse asla karşınıza çıkmıyor. Sevilen, Pamukkale, Turasan, Talay gibi firmalarımızın şarapları ise lokantalara büyük avantajlar sağlayamadıkları için mönülere kolay kolay giremiyor.
Fiyatlar ise, şarapseverlerin bu şarapları tatmalarının önündeki bir diğer büyük engel... Lokantalar son aylarda Türk şaraplarının fiyatlarını özellikle pahalı tutuyor. 25 YTL'ye giren Sarafin'i 90 YTL'ye satıp 12 YTL'ye aldıkları Fransız sofra şarabına 80 YTL fiyat koyarak yerliyi pahalı, yabancıyı ucuz gibi gösterip vurgun yapıyorlar. Müşterinin yabancı şarabın market fiyatını bilmemesini kullanıp fahiş kâr elde ediyor, Türk şaraplarının da tüketimini azaltıyorlar.
Kısacası, madalyalı şarapların tadını çıkaracağız çıkarmasına ama küçük hesapçı kurnaz Şark zihniyeti, şarapla aramıza giriyor. Tüketici şarap kültürü artıp uyanana, tepki gösterene kadar da, bu sevimsiz tablo değişeceğe pek benzemiyor...



PAZAR
"Dans etmeyi çok severim. Bir müzikalde rol almak istiyorum"
Cibali Karakolu müze olacak
"Zor yazıyorum, okuyanlar da biraz zorlansın"
Şirketler yatırım amaçlı pul alıyor
Her daim Genç Caz
Defne'nin gözyaşları
Haydarpaşa senin tarihindir
Zapsu nereden nereye akıyor?
Uyanışlar
Yoğurt bile Konya'dan geliyor
200 bin belgeyi gözden geçirdi
Gençler dikkat!
Sabaha kadar dans dans dans
Maviliklere sağlıklı yolculuk
"Yalancı dolma"
Şaraplarımıza ödül yağıyor





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Mılor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet