Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 21 Temmuz 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Radikal İslam!


Radikal İslam deyince ne anlamak lazım? Din-devlet ayrılığını, yani laikliği reddederek, devlet ve toplum düzenini dini esaslara göre yeniden düzenlemek diye tarif edilirse yanlış olmaz.
Öncelikle Batı'ya karşıdır!
Hıristiyanlığa, Museviliğe düşmandır. Batı'yı Batı yapan değerlerin izini İslam âleminden silmeyi amaçlar.
Batı tarzı demokrasiden de, hukuk ve insan haklarından da nefret eder. Serbest rekabetle 'faiz'e dayalı pazar ekonomisi de, yani kapitalizm de hedef tahtaları arasında yer alır.
Kısacası:
Totaliter bir ideolojidir radikal İslam. Tıpkı komünizm, nasyonal sosyalizm, faşizm gibi... Günümüzde totalitarizmi radikal İslam temsil eder.
Şunu da eklemek gerekir:
İran'daki Humeyni rejimi... Taliban, El Kaide... Irak'ta seçim sandığından çıkan radikal Şii hareketi... Ya da Hamas'ın da bir kolunu oluşturduğu, Mısır, Ürdün ve Suriye gibi ülkelerde çok güçlü olan Müslüman Kardeşler... Suudi Arabistan'a damgasını vuran Vahhabizm ya da Lübnan'daki Hizbullah...
Bunların tümü, radikal İslam çerçevesine oturur dersek, bir gerçeği ifade etmiş oluruz.
Bir soru:
Peki bizler de demokrasiyi, hukuk devletini, insan haklarını, ifade, vicdan ve girişim özgürlüklerini temel alan bir devlet ve toplum düzeninden yanaysak eğer, bu yeni ya da yeşil totalitarizm karşısında ne yapacağız?
Başımızı mı uzatacağız?
Hayır.
Elbette mücadele edeceğiz yeşil totalitarizmle. Kendi hayat tarzımızı savunacağız. Demokrasi bayrağını yükseltmeye devam edeceğiz.
Ama nasıl?..
Bu sorunun karşılığı o kadar kolay değil, basit değil.
Hitler'in nasyonal sosyalizmiyle Mussolini'nin faşizmini yıkmak için koca bir dünya savaşı gerekmişti. Sovyetler'in komünizmi ise yarım yüzyılda 'Soğuk Savaş'la yıkıldı.
Yine savaş mı gerekiyor?
Neo-Con'lara göre öyle.
Amerika'da Neo-Con'lar, Türkçesiyle Yeni Muhafazakârlar, üç yıl önce Başkan Bush'a Irak Savaşı'nı bu gerekçeyle başlattılar.
Sonuç?..
Irak'ta ne yaşanıyor?
İslam âleminde ne oldu?
Radikal İslam zayıfladı mı? Terör dalgası inişe mi geçti? Demokrasi mi yaygınlaşmaya başladı?
Hiçbiri olmadı.
Savaşla birlikte Pandora'nın Kutusu açıldı ve tüm kötülükler ortalığa saçıldı.
Ama, Washington'daki Neo-Con'lar henüz akıllanmış değil. Bu takımın en önde gelenlerinden William Kristol, İngiliz Financial Times gazetesindeki yazısında (16 Temmuz; Radikal'deki çevirisi 19 Temmuz 06) savaşa devam havasında:
"Radikal İslamcılığa karşı savaş muhtemelen uzun sürecek. Bu ideoloji kısa sürede yok olmayacak. Bu yüzden asıl odaklanmamız gereken Hizbullah ve Hamas değil, onların para kaynakları ve gerçek komutanları, yani İran ve Suriye'dir.
Ayrıca, yalnız Ortadoğu'da bölgesel bir savaşa değil, radikal İslamcılığa karşı küresel bir savaşa da odaklanmalıyız. Zira Suriye ve İran sadece İsrail'in değil, Amerika'nın da düşmanları.
Onlara karşı koymakta ve bu rejimleri zayıflatmakta yetersiz kaldık. Şimdi bizi birkaç yıl öncesine göre daha büyük bir cesaretle sınıyorlar.
Zayıflık kışkırtıcıdır!
Bunlara verilecek en iyi karşılık, gücümüzü yenilemektir. Suriye'yle İran'da rejim değişikliği için çalışmaktır. Bunun için, nükleer tesislerine askeri bir müdahaleyle, saldırganlığının bedelini İran'a ödetebiliriz. Niye bekleyelim?"
Kafa bu!
Irak'tan ders almış değil.
Savaşı hâlâ yaymak istiyor.
İran'da da, Suriye'de de cephe açmanın peşinde. İsrail'in Lübnan saldırısının arkasında da bu nedenle duruyor.
Evet, radikal İslamla mücadeleden yanayım. İslam âleminde de demokrasi, hukuk, insan hakları ipine sarılmanın önemine inanıyorum. Bunun için rejim değişikliği de şart diyorum.
Ama 'savaş'la değil.
Rejim değişikliği, demokrasi dışarıdan zorla dayatılamıyor.
Böyle olmuyor, olamıyor.
Demokrasi için rejim değişikliği zaman ve sabır gerektiriyor.
Hâlâ görmüyor musunuz, savaş yolunun insanlığa yıkım getiren ve ters tepen bir yol olduğunu...

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Türkiye, Amerika ve İsrail
BAŞBAKAN Erdoğan'ın dış politika başdanışmanı...
Çetin ALTAN
Dostoyevski, "İyi insan, gülüşünü sevdiğiniz kişidir" demiş...
Öf be bre yahu... Vallahi de billahi de içim ...
Melih AŞIK
Atamanın zamanı
Acaba Başbakan ve hükümet yeni genelkurmay ba...
Fikret BİLA
İsrail saldırısının hedefleri
Ortadoğu yeniden ateş çemberine döndü. İsrai...
Hasan CEMAL
Radikal İslam!
Radikal İslam deyince ne anlamak lazım? Din...
Güneri CIVAOĞLU
Tıraş / ağda
Kasım 2006, Amerika'da seçim tarihi...
Abbas GÜÇLÜ
En çok hangi öğrenciler şanslı?
ÖSS konusundaki kafa karışıklığını gidermeye ...
Hurşit GÜNEŞ
İhracat nasıl artacak? (4)
Hafta başından bu yana ihracatın nasıl artabi...
Metin MÜNİR
S&P: Şekerbank 'ı BTA almıyor
Şekerbank'ın Kazaklarla ortaklık girişimi iyi...
Faik ÖZTRAK
Ayak mı sağlam basıyor, yer mi sağlam?
Başbakan, "Zaman zaman dalgalanmalar olacaktı...
Hasan PULUR
"Bok" üstüne çeşitleme...
VAY efendim Bush pot kırmış, gaf yapmış, küfr...
Derya SAZAK
Kıbrıs mesajı
20 Temmuz 1974'te yapılan Kıbrıs Barış Harekâ...
Meral TAMER
Kütüphanesiz okullar ses verdi (4)
Kampanyamız sona yaklaşıyor.
Ece TEMELKURAN
Beyrut Babil'dir!
Bush: Süveter için çok sağ ol. Çok düşüncelis...
Güngör URAS
İhracat, istihdam ve üretim demektir
Masaya oturduk. Çay içiyoruz. "Beyefendi siz ...
M. Ali BİRAND
Kim tutsak? Türkiye mi, Kıbrıs mı?
1974'ün Temmuz ayı idi. Türkiye Kıbrıs'a 1'in...

© 2006 Milliyet