|
Tıraş / ağda
Kasım 2006, Amerika'da seçim tarihi...
Senato ve Temsilciler Meclisi'nde çoğunluk bu seçimlerden sonra -büyük olasılıkla- Demokratlara geçecek.
Başkan Bush'un dişleri düşmüş ve tırnakları kesilmiş olacak. İran'a "sefer" emri veremez.
Ne seçim öncesi, ne seçim sonrası...
İran da, bu gerçeğin bilinciyle politikalarını "zaman kazanmaya" endeksledi.
Bunu başardı.
Kasıma kadar BM süreci şemsiyesinin altında. Sonrası... Sadece Bush'un gücünü yitirmesiyle de sınırlı değil.
Gerçi şimdiden Demokratların yanı sıra Cumhuriyetçilerin de bir bölümü, İran'a cephe açılmasına kesin olarak karşı ama dahası kasıma kadar İran, ABD hava saldırılarına karşı elektronik kalkanı tamamlamış olacak.
............................
Başkan Bush'un takımından olanlar bile, "Nükleer güce sahip olacak bir İran'ı idare edebiliriz. Pakistan'ın, Hindistan'ın, İsrail'in, hatta Kuzey Kore'nin nükleer gücü yok mu?" söylemini tartışmalar gündemine taşımış bulunuyorlar.
Sonuç... ABD'nin İran'a savaş olasılığı "yok" denebilecek kadar zayıf.
............................
Buna karşılık... İran'ın ve Suriye'nin besledikleri Hizbullah ve Hamas'ın, İsrail tarafından "çökertilmesi" ABD politikalarının kilitlendiği hedef.
Hizbullah'ın, Lübnan'daki eğitimli ve dişine kadar silahlı gücü 30 bini buluyor.
İran yapımı 10 bin dolaylarında füzesi var.
Neredeyse bir ordu...
Liderleri ve komutanlarıyla, kışlalarıyla, politikacılarıyla bu örgüt, -bir İsrail diplomatının söylemiyle- "tıraş edilmeyecek, ağdalanacak" yani kökünden yok edilecek.
Aynı söylem, bu denli "keskin" olmasa bile çok kararlı deyimlerle Hamas için de geçerli.
Filistin halkından son seçimlerde çoğunluk oylarını alması nedeniyle -Pax İsrail (İsrail usulü barış) formülünde yer alması koşuluyla, Hamas'a düşük profilli bir yaşam alanı verilebilir.
Bu durumda İsrail'in Lübnan'da bir süre daha frene basmayacağı, Hamas'ın da tepesine inmek için bahane kolladığı görünen gerçek.
ABD ise İran'a elini uzatamadığı için Suriye ve İran koruması altındaki Hizbullah'a, İsrail'den "savaş halini" destekliyor.
...........................
Belki bu, İran'a ve Suriye'ye gözdağı...
Ya da minimal bir olasılıkla İsrail'in, İran'ı vurmaya kalkışması... İran, İsrail'de zemberekleri boşaltabilecek bir tavır koyarsa, Ortadoğu, tam bir yangın yerine dönüşür.
Şimdilik alevler, Lübnan coğrafyasıyla sınırlı tutuluyor.
...........................
Türkiye'nin, Kuzey Irak'a büyük bir harekâtı için kabaran beklentiler, yerini, daha serinkanlı ve sağduyulu değerlendirmelere bıraktı.
Ancak...
Benzer bir kaygı, burada da var.
PKK'nın büyük ve çok kanlı bir eylemi, kolektif psikolojiyi öylesine baskıya dönüştürür ki, hiçbir hükümet hareketsiz kalamaz.
İran/Irak sınırına zaten yığınak yapmış olan güvenlik güçlerine, "yürü" emri zorunluluk olur.
Ekonomi ve siyaset, bu olasılığın varlığını bir "kıymık" gibi hissediyor.
...........................
Türkiye'nin bulunduğu konumda iki gerçeği var:
Birincisi... ABD politikalarının İsrail lobisi tarafından belirlendiğidir. İsrail'i hedef alan söylemler, Washington'u Ankara'dan uzaklaştırıyor. Kuzey Irak'taki PKK varlığı için Amerika'dan katkı beklentileri "sözde" kalıyor. Fas, Tunus, Mısır, Suudi Arabistan, Körfez Emirlikleri, Ürdün hatta Libya, Türkiye'den İsrail'e karşı tavır koyuşlarda çok daha geride.
Türkiye neredeyse İran ve Suriye ile aynı frekansta ses vermekte.
Bu durumda PKK'ya karşı ABD'den destek söylemleri, sadece diplomatik.
İkincisi... Türkiye insanında "İslami bakış" kimliği, "ulusalcı" kimliğinin birkaç puan önüne geçmişse, bu "sanı" ile örtüşen politikalar uğruna, Ankara "İsrail'i kınamalarında" Arap ülkelerinin de önüne geçiyorsa, bu bir iç politikadır.
Ama dış politikada ve özellikle PKK'ya karşı mücadelede Türkiye'nin elini güçlendirmez.
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|