Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 21 Temmuz 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Tıraş / ağda


Kasım 2006, Amerika'da seçim tarihi...
Senato ve Temsilciler Meclisi'nde çoğunluk bu seçimlerden sonra -büyük olasılıkla- Demokratlara geçecek.
Başkan Bush'un dişleri düşmüş ve tırnakları kesilmiş olacak. İran'a "sefer" emri veremez.
Ne seçim öncesi, ne seçim sonrası...
İran da, bu gerçeğin bilinciyle politikalarını "zaman kazanmaya" endeksledi.
Bunu başardı.
Kasıma kadar BM süreci şemsiyesinin altında. Sonrası... Sadece Bush'un gücünü yitirmesiyle de sınırlı değil.
Gerçi şimdiden Demokratların yanı sıra Cumhuriyetçilerin de bir bölümü, İran'a cephe açılmasına kesin olarak karşı ama dahası kasıma kadar İran, ABD hava saldırılarına karşı elektronik kalkanı tamamlamış olacak.
............................
Başkan Bush'un takımından olanlar bile, "Nükleer güce sahip olacak bir İran'ı idare edebiliriz. Pakistan'ın, Hindistan'ın, İsrail'in, hatta Kuzey Kore'nin nükleer gücü yok mu?" söylemini tartışmalar gündemine taşımış bulunuyorlar.
Sonuç... ABD'nin İran'a savaş olasılığı "yok" denebilecek kadar zayıf.
............................
Buna karşılık... İran'ın ve Suriye'nin besledikleri Hizbullah ve Hamas'ın, İsrail tarafından "çökertilmesi" ABD politikalarının kilitlendiği hedef.
Hizbullah'ın, Lübnan'daki eğitimli ve dişine kadar silahlı gücü 30 bini buluyor.
İran yapımı 10 bin dolaylarında füzesi var.
Neredeyse bir ordu...
Liderleri ve komutanlarıyla, kışlalarıyla, politikacılarıyla bu örgüt, -bir İsrail diplomatının söylemiyle- "tıraş edilmeyecek, ağdalanacak" yani kökünden yok edilecek.
Aynı söylem, bu denli "keskin" olmasa bile çok kararlı deyimlerle Hamas için de geçerli.
Filistin halkından son seçimlerde çoğunluk oylarını alması nedeniyle -Pax İsrail (İsrail usulü barış) formülünde yer alması koşuluyla, Hamas'a düşük profilli bir yaşam alanı verilebilir.
Bu durumda İsrail'in Lübnan'da bir süre daha frene basmayacağı, Hamas'ın da tepesine inmek için bahane kolladığı görünen gerçek.
ABD ise İran'a elini uzatamadığı için Suriye ve İran koruması altındaki Hizbullah'a, İsrail'den "savaş halini" destekliyor.
...........................
Belki bu, İran'a ve Suriye'ye gözdağı...
Ya da minimal bir olasılıkla İsrail'in, İran'ı vurmaya kalkışması... İran, İsrail'de zemberekleri boşaltabilecek bir tavır koyarsa, Ortadoğu, tam bir yangın yerine dönüşür.
Şimdilik alevler, Lübnan coğrafyasıyla sınırlı tutuluyor.
...........................
Türkiye'nin, Kuzey Irak'a büyük bir harekâtı için kabaran beklentiler, yerini, daha serinkanlı ve sağduyulu değerlendirmelere bıraktı.
Ancak...
Benzer bir kaygı, burada da var.
PKK'nın büyük ve çok kanlı bir eylemi, kolektif psikolojiyi öylesine baskıya dönüştürür ki, hiçbir hükümet hareketsiz kalamaz.
İran/Irak sınırına zaten yığınak yapmış olan güvenlik güçlerine, "yürü" emri zorunluluk olur.
Ekonomi ve siyaset, bu olasılığın varlığını bir "kıymık" gibi hissediyor.
...........................
Türkiye'nin bulunduğu konumda iki gerçeği var:
Birincisi... ABD politikalarının İsrail lobisi tarafından belirlendiğidir. İsrail'i hedef alan söylemler, Washington'u Ankara'dan uzaklaştırıyor. Kuzey Irak'taki PKK varlığı için Amerika'dan katkı beklentileri "sözde" kalıyor. Fas, Tunus, Mısır, Suudi Arabistan, Körfez Emirlikleri, Ürdün hatta Libya, Türkiye'den İsrail'e karşı tavır koyuşlarda çok daha geride.
Türkiye neredeyse İran ve Suriye ile aynı frekansta ses vermekte.
Bu durumda PKK'ya karşı ABD'den destek söylemleri, sadece diplomatik.
İkincisi... Türkiye insanında "İslami bakış" kimliği, "ulusalcı" kimliğinin birkaç puan önüne geçmişse, bu "sanı" ile örtüşen politikalar uğruna, Ankara "İsrail'i kınamalarında" Arap ülkelerinin de önüne geçiyorsa, bu bir iç politikadır.
Ama dış politikada ve özellikle PKK'ya karşı mücadelede Türkiye'nin elini güçlendirmez.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Türkiye, Amerika ve İsrail
BAŞBAKAN Erdoğan'ın dış politika başdanışmanı...
Çetin ALTAN
Dostoyevski, "İyi insan, gülüşünü sevdiğiniz kişidir" demiş...
Öf be bre yahu... Vallahi de billahi de içim ...
Melih AŞIK
Atamanın zamanı
Acaba Başbakan ve hükümet yeni genelkurmay ba...
Fikret BİLA
İsrail saldırısının hedefleri
Ortadoğu yeniden ateş çemberine döndü. İsrai...
Hasan CEMAL
Radikal İslam!
Radikal İslam deyince ne anlamak lazım? Din...
Güneri CIVAOĞLU
Tıraş / ağda
Kasım 2006, Amerika'da seçim tarihi...
Abbas GÜÇLÜ
En çok hangi öğrenciler şanslı?
ÖSS konusundaki kafa karışıklığını gidermeye ...
Hurşit GÜNEŞ
İhracat nasıl artacak? (4)
Hafta başından bu yana ihracatın nasıl artabi...
Metin MÜNİR
S&P: Şekerbank 'ı BTA almıyor
Şekerbank'ın Kazaklarla ortaklık girişimi iyi...
Faik ÖZTRAK
Ayak mı sağlam basıyor, yer mi sağlam?
Başbakan, "Zaman zaman dalgalanmalar olacaktı...
Hasan PULUR
"Bok" üstüne çeşitleme...
VAY efendim Bush pot kırmış, gaf yapmış, küfr...
Derya SAZAK
Kıbrıs mesajı
20 Temmuz 1974'te yapılan Kıbrıs Barış Harekâ...
Meral TAMER
Kütüphanesiz okullar ses verdi (4)
Kampanyamız sona yaklaşıyor.
Ece TEMELKURAN
Beyrut Babil'dir!
Bush: Süveter için çok sağ ol. Çok düşüncelis...
Güngör URAS
İhracat, istihdam ve üretim demektir
Masaya oturduk. Çay içiyoruz. "Beyefendi siz ...
M. Ali BİRAND
Kim tutsak? Türkiye mi, Kıbrıs mı?
1974'ün Temmuz ayı idi. Türkiye Kıbrıs'a 1'in...

© 2006 Milliyet