|
"Bok" üstüne çeşitleme...
VAY efendim Bush pot kırmış, gaf yapmış, küfretmiş...
Ne yapmış ki?
İngiltere Başbakanı Blair'le konuşurken Ortadoğu için, "Bu boku yemeye son versinler!" demiş, mikrofon da açık olduğu için herkes bunu duymuş...
Eeeee....
Ayıpmış, böyle laf edilir miymiş!
Yahu adam bir ülkeyi işgal ediyor, bir halkı ortaçağda olsa kılıçtan geçirecek, binlerce ölü, kimsenin gık dediği yok, lakin "bok" dedi diye neredeyse taşlayacaklar.
***
OYSA "bok" lafı günlük yaşantımızın içinde vardır, ama nedense tam yazmazlar da "b...k" ya da "b..." gibi yazarlar, sanki kimse anlamaz.
Sanırız Türk basınında "bok"u sansürsüz yazanlardan biriyiz. Hatta rahmetli Burhan Felek bir gün, "Oğlum, sen edepsizliği iyice ele aldın, boka bok diyorsan" diye takılmıştı.
Oysa günlük konuşmamızda en çok kullandığımız sözcüklerden biri budur. "Bok" sözcüğünden o kadar deyim üretilmiştir ki.
***
ALİ Püsküllüoğlu, Türkçe Sözlük'te bunları örnekleriyle sıralar...
Bırak şu boku da işine bak:
(Hor görülen, tiksinilen şey!)
Boka batmak, boka düşmek, boka sarmak.
(Durumun güçlüğü belirtilir.)
Bok atmak.
(Birine kara çalmak, leke sürmek.)
Bok etmek.
(Bir şeyi berbat etmek.)
Bok gibi...
(Çok para, bok gibi parası var derler.)
Bok götürmek...
(Bir yerin çok pis durumda olması... Kadının evini bok götürüyor, derler.)
Bok karıştırmak.
(Kötü işler yapmak, bir işi bozacak biçimde davranmak, kötü sonuçlar verecek işlerle uğraşmak.)
***
BOK püsür...
(Hoşa gitmeyen, can sıkıcı şey ve ayrıntıları, pürüzleri, eklentileri.)
Bok üstüne bok.
(Kötüden de kötü.)
Bok yeme.
(Çok kötü ve sinirlendirici bir iş yapmak.)
Bok yemenin arapçası.
(Densizliğin, küstahlığın, yakışıksızlığın en büyüğü.)
Bok yoluna gitmek.
(Yararsız, gereksiz, zararlı bir şey uğruna yok olmak.)
***
BOKU yemek.
(Güç bir durumla karşılaşmak.)
Bokunda boncuk bulmak.
(Bir kimseye değerinin çok üstünde önem vermek.)
Bokuyla kavga etmek.
(Hiç yoktan kavga çıkarmak.)
***
DAHA neler var neler...
Hepsi de günlük yaşantımızdan...
Şu yukarıda yazdıklarımızı kullanmayan var mı?
Hele "Bokunda boncuk bulmak" var ya!
Şöyle bakın etrafınıza, ne kadar boncuklu herif var...
***
BİR de anı...
Dalan'ın belediye başkanlığının ilk yılları. Yazarları, çizerleri otobüse dolduruyor; neler yapacağını, neler yapıldığını gösteriyor, anlatıyor...
Programda "Şen mahalle" diye bir yer var. Otobüs çıkmıyor, tırmanıyoruz. "Roman" mahallesi, her teneke kulübenin önünde bir masa. Hem çalıyorlar hem içiyorlar, keyif onların...
Dalan, başı çatkılı kocakarıya sordu:
"Nasılsınız?"
"Roman" bu, lafın altında kalır mı:
"Nasıl olalım be, bok içinde yüzüyoruz!"
Gerçekten lağım önlerinden akıyordu.
***
ŞU "Roman" lafı da nereden çıktı diyenlere...
Her işi erbabına, uzmanına sormalı. Nazım Alpman da bu konuda kitap yazmış, bir uzman, dedi ki:
"Çingene sıfatını uğursuz sayıyorlar, Roman ise (erkek ve halk) anlamına geldiği için bunu tercih ederler."
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|