|
Beyrut Babil'dir!
Bush: Süveter için çok sağ ol. Çok düşüncelisin.
Blair: Benim için zevktir.
Bush: Sen kendin seçmişsindir, biliyorum.
Blair: Tabii ki... (duyulmuyor).
Bush: Kofi'den n'aber? Ateşkese karşı tutumu filan...
Angela Merkel'den "Angela", Kofi Annan'dan "Kofi", Ortadoğu meselesinden "b.k" diye bahsedilen "geyik muhabbetinde" böyle şeylerden söz ediyordu Bush ile Blair. Blair, konuşmanın ilerleyen bölümünde Bush abisine "Beni Ortadoğu'ya gönder" diye yalvarıyor, kendisinin yerine "Condi"nin gitmesine bozuluyor ama kekelediği konuşmasında bunu söyleyemeyecek kadar korkuyordu Bush'tan. Ölü köpek gözlü Bush, hemen ardından gidip Angela Merkel'e "ani" bir omuz masajı yapmaya başlıyordu. Merkel irkiliyor ama muhtemelen bu güzel ortamın tadını kaçırmamak için sert bir tepki göstermiyordu.
Böyle oluyordu yani. Böyle işte. Enseye tokat-omza masaj arasında yerküre yönetiliyor, insanlığın geleceğine karar veriliyor ve Lübnan'da bir çocuk daha bez bebek gibi düşüyordu yere.
Bir çocuğun ölebildiğine inanmak ne zor. Kerelerce izlesen bile, sanki insanın gözü kabul etmiyor...
Cehennemin kapıları
Afganistan'da çalınan, Irak'ta aralanan cehennemin kapıları önce Filistin'de, hemen ardından Lübnan'da ardına kadar aralandı. Lübnan Devlet Başkanı Emile Lahoud dedi ki:
"İsrail cehennemin ve çılgınlığın kapılarını açtı."
Ve şimdi o kapılardan insanlar ülkeyi terk ediyorlar. Şu ana kadar 500 bin insan yollara düşüp İsrail'in, Bush abinin de desteğiyle çocukların üzerine atmaktan hiç çekinmediği füzelerinden kaçıyor. İnsanlar kıyameti başlatan ateşten kaçar gibi kaçıyor. İnsanlar 3. dünya savaşından kaçar gibi kaçıyor. İnsanlar... Babil'den kaçar gibi...
Dünya sökülürken
Sri Lankalı: 80 bin, Kanadalı: 40 bin, Filipinlerli: 30 bin, Avustralyalı: 25 bin, ABD'li: 25 bin, İngiliz: 22 bin, Fransız: 20 bin, Hindistanlı: 12 bin... Bu kadar yabancı insan yaşıyordu birkaç gün önceye kadar Beyrut'ta. Bu kadar "kavim"! Ama İsrail'in füzeleri şimdi, Babil Kulesi efsanesindeki gibi dağıtıyor insanlık ailesini yeniden.
Bir daha birbirini hiç anlamayacak, bir daha hiç birbirine benzemeyecek, bir daha hiç birbirini sevmeyecek insanlık. 3. dünya savaşından da büyük bir şey bu. Demiştim ya "Kefiye" başlıklı yazıda, "Dünya, Gazze şeridinden çatlayacak" diye. Öyle oluyor işte... İnsanlık ikinci büyük dağılmasını yaşıyor.
Çocuklar enseye şaplak-omza masaj kralların ayakları altında ezilirken insanlık artık birbirini hiç anlamayacak kadar başka dillerden konuşmaya başlıyor. Kofi Annan ağır ağır bir şeyler mırıldanıyor, kahrolmuş insanlar anlam veremiyor bu serin ruh haline. Javier Solana, sırıtarak Kofi'yi kolundan tutup kenara çekerken, gazetecilere "İyi olacak, merak etmeyin" gibi bir şeyler söylerken birbirinden sökülen kavimler dişlerinin arasında bir küfür eziyor.
İsrailli yetkililer, yayvan, Amerikan aksanlı İngilizceleriyle ve buz gibi yüzlerle, "Biz de çok üzülüyoruz tabii ölen sivillere" derken, "sivil" terminolojisiyle ölenin insan olduğu unutturuluyor, çocuk olduğu. Bütün dünya televizyonların başında eli böğründe beklerken bitmesini, "Birkaç gün daha sürebilir" diyor yeryüzünün yetkilileri.
İnsanlık Babil'den kan revan içinde yeniden dağılırken, bir adam bir adama "Süveter güzelmiş" diyor. Ve biz sevgili kardeşim, bütün gün kahroluyoruz niye öldüklerini bilmeyen çocukları izlerken...
ecetem@hotmail.com
|
|