Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 23 Temmuz 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bush - Tayyip telefon gülüşmesi!


- Alo Mistır Buş? Hav ar yu?
- Voaavvv Tayyip! Bu ne güzel sörprayz! Ben olmak veri veri gut, end yu?
- Ben olmak yok iyi. Şu PKK meselesi canımı çok sıkıyor. Sabrımızın taşma noktasına geliyor.
- What! Sen buraya geliyor? Ama ben şu aralar çok meşgul, maalesef sana randevu veremiyor.
- Yanlış anladınız. Ben sizin oraya gelmiyor, sabrımız taşma noktasına geliyor.
- Ha, o zaman ben sana tavsiye ediyor, sen turist olarak geliyor. Bizde çok güzel turistik yerler var, sen onları geziyor.
- Fesüpanallaaahhh! Sabrımız diyorum. Sab - rı - mız. Taş - mak ü - ze - re. Andırstend?
- Sabri! Hu is Sabri? Ben onu tanımıyor. Ben sizden bir tek Zapsi tanıyor. O da şu anda yanımda. Ben, Laura, Zapsi, biz hep beraber findik yiyor.
- Neee! Cüneyd orada mı! Hep beraber fındık mı yiyorsunuz!
- Ofkorz. Zapsi çok iyi bir arkadaş... Bana sık sık geliyor... Her gelişinde findik getiriyor... Bana, findik diyor, aganini maganini... Sen aganini maganini ne demek, anlıyor?
- Ya Başkan, tabii ki anlıyorum da galiba sen beni anlamak istemiyorsun. Çok zor durumdayım. Problem çok büyük.
- O zaman sen var benim gibi bol bol findik yemek. Yiyorsun findik, yiyorsun findik, bir bakıyorsun kalmamiş hiçbir prablım! Oluyor herkes mutlu. Oluyor bol bol, boy boy çucuk.
- Sayın Başkan, son olarak şunu demek istiyorum ki...
- Ekskiyuzmi Tayyip. Ben telefonu kapatmak zorunda... Çünkü Laura bana, bu kadar findik yeter diyor... Kolumdan çekiyor... Beni yatak odasına götürüyor. Bayyy.
***
- Alo Akif Beki! Hemen bir basın toplantısı yap ve de ki; ABD Başkanı Buş bugün Sayın Başbakanımızı telefonla aramış olup... İki lider yarım saat süren görüşmede PKK, Kıbrıs ve İsrail konularında çok yararlı fikir teatisinde bulunmuşlardır. Haydi koçum, fırla! (Fahrettin Fidan)

Ankara Esenboğa Havalimanı yolu üzerindeki 7 kavşağın ihalesini Unakıtan'ın bacanağı almış.
Akraba Kalkındırma Partisi'nin başarılı icraatları devam ediyor...
Haldun Ertem

Love and Death
Okurlarımıza "Love and Death in Cyprus" adlı kitaptan söz etmiştik. Avustralya'da yaşayan İngiliz yazar Harry Blackley, bu kitapta bir aşk öyküsü ile birlikte Kıbrıs'ta çatışmalı günleri anlatıyor, o arada Kıbrıs Türklerinin çektiği acıları, uğradıkları haksızlıkları gözler önüne seriyordu.
Yabancı dilde yazılmış ve Türkleri savunan belki de tek kitaptı bu... Türk dostu Blackley kitabını sadece posta masrafı karşılığı göndermeyi önermiş ama KKTC yetkilileri ilgilenmemişti. Konu duyulunca Yapı Endüstri Merkezi Başkanı Mimar Doğan Hasol fedakârlığı üstlendi. Blackley ile temasa geçti. Doğan Bey'in posta masraflarını yüklenmesi üzerine Blackley, 2 bin kitabı gemiyle ücretsiz olarak gönderdi. Doğan Hasol kitapları gümrükten çekebilmek için akla karayı seçti. Nihayet bu iş de halloldu. Nefis baskılı 430 sayfalık kitap Türkiye'ye ayak bastı. Kitaplardan bin tanesi Kıbrıs'a Rauf Denktaş'a gönderildi. Geri kalanlar Türkiye'de üniversitelere, elçilik ve konsolosluklara postalanıyor. Geçmişte Avustralya'da konsolos olarak bulunan Hasan Aşan dağıtım işiyle yakından ilgileniyor... Kitaplar Sayın M. Ali Yalçındağ'ın katkılarıyla D&R mağazalarında da satışa sunuldu. Ülkemizdeki yabancılara daha kolay ulaşabilecek. Geliri vakıflara teberru edilecek. Dünya ülkeleri bu tür tanıtımlar için milyarlarca dolar harcarken, bizim ülkede işler ancak böyle duyarlı insanların soylu çabalarıyla yürüyor. Harry Blackley'e, Doğan Hasol'a, Hasan Aşan'a, M. Ali Yalçındağ'a sonsuz teşekkürlerle...

Matbuat
Genel yayın müdürleri köşe yazısı da yazmalı mı? Hadi yazdı diyelim, yazılarında kendi yazarlarını eleştirebilmeli mi? Koşullar eşit mi? Yazarların da aynı ölçüde genel yayın müdürünü eleştirme ve onunla tartışma yetkisi var mı? Eğer yoksa, genel yayın müdürünün yazarlığı lehine bir haksız rekabet doğurmaz mı? Eleştirilen ama cevap verme hakları sınırlı yazarların etkinliklerinin aşındırılması söz konusu olmaz mı? O yazarlar yeterli düşünce sağlığından ve olayları tartma yeteneğinden yoksun kişiler olarak takdim edilmiş olmazlar mı? Gazetenin diğer yazarları bu eleştirilerden etkilenmez mi? Onların düşünce özgürlüğü de sınırlanmaz mı? Bütün bunların üzerinde durmak ve düşünmek gerekmez mi?

m.asik@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Kimler kimleri tavladı, kimler sinek avladı...
Bekri Mustafa, gazete haberlerini okuyarak, B...
Melih AŞIK
Bush - Tayyip telefon gülüşmesi!
- Alo Mistır Buş? Hav ar yu?
Fikret BİLA
Davutoğlu ile Zapsu arasındaki fark
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın danışmanları...
Hasan CEMAL
Anayla ölü oğlu!
Berlin, yaralarını hâlâ saramamış, acılarını ...
Güneri CIVAOĞLU
San Marco / Marko Paşa
Venedik'in ünlü San Marco Meydanı'nda sıra sı...
Can Dündar
Nasrallah'ın karargahında bir gece...
Dünyanın gündeminde Seyit Hasan Nasrallah......
Abbas GÜÇLÜ
Barajı aşan herkes kazanabilir
ÖSYM ve Bilkent tarafından hazırlanan dünkü d...
Metin MÜNİR
Aylak adam ve göbekli kadın
Başım çam ağacının toprağın üzerinde kalan kö...
Hasan PULUR
Kim bilir şimdi ne haldeler!?
BİR zamanlar "Bir Bilen"e sormak modası vardı...
Erdoğan SAĞLAM
Sadece plaka söyleyerek motorlu taşıt vergisi ödenecek
Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV) Kanunu'nun 9'u...
Derya SAZAK
İnsanlık suçu
İsrail saldırıları Güney Lübnan'ı bir haftada...
Meral TAMER
Bartoli ile Aya İrini'de yer - gök inledi
Aya İrini'nin bahçesine taşan melodiler... El...
Ece TEMELKURAN
Kargalar ve Atatürk
Atatürk'ün gizli defterleri bir bir açılıyor....
Tamer HEPER
Yöneticilere kötü haberim var
Bilmem biliyor musunuz, bizde bir "Çevre Kanu...
Osman ULAGAY
Batılı gibi kalmanın dayanılmaz ağırlığı
Basınımızın duayenlerinden Mehmet Barlas dost...
Güngör URAS
Köyler boş, tarlalar boş (Köyde, tarlada domuzlar dolaşıyor)
Cide'nin Güren (eski ismi Kethuda) köyüyle Ak...

© 2006 Milliyet