Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 23 Temmuz 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Anayla ölü oğlu!


Berlin, yaralarını hâlâ saramamış, acılarını yaşamaya devam eden bir şehir. Benim için öyle. O yüzden insanın içini acıtır Berlin.
Ne zaman öyle amaçsız yürüyüşe çıksam, içimde bir hüzün dalgası kabarır. Savaşla, Hitler'le, Yahudi Soykırımı'yla, Gestapo'yla, Nazizm'le, Duvar'la ya da Rosa Lüksemburg'la, Brecht'le, Kabare'yle, 1930'ların Orta Avrupa'sıyla ilgili çağrışımlar, imgeler kıpırdanmaya başlar.
O heykeli unutamıyorum.
Ölü oğlunu sımsıkı kucaklamış, bağrına basmış bir ana... Savaşı lanetleyen bir heykel...
Bugünlerde ne çok ana oğlunu kaybediyor.
Lübnan'da...
İsrail'de...
Anadolu'da...
Güneydoğu'da...
Ne çok ananın gözleri yaşlı. Kimi ölü oğlunu bağrına basabiliyor, kimi bunu da yapamıyor. Berlin'deki o ana da ölü oğlunu bağrına basamamış.
Ama heykelini yapmış, öylece sımsıkı kucaklamış, bağrına basmış ve bütün anaların acısını, savaşa karşı çığlıklarını anıtlaştırmış...
Oğlunun adı Peter.
Bir Alman. 1914'te savaş patlayınca Berlin'den cepheye, ölümüne gitmiş... Heykeltıraş annesi Kaethe Kollwitz, acısını ancak taşa oyabilmiş. Peter'ını kucağına almış, bağrına basmış, acısını öyle yaşamış.
Savaşı öyle lanetlemiş.
Birkaç yıl önce Berlin'de Ayşe'yle Unter den Linden Bulvarı'ndan aşağı, Alexanderplatz'a doğru yürürken tesadüfen görmüştük o heykeli, savaş acılarını temsilen dikilen sade bir anıtın içinde.
O heykel aslı değil, büyütülmüş haliydi. Aslını görmek, geçen ay kısmet oldu. Futbol topunun peşinde koştururken yolum bir ara Berlin'de Fassanenstr'ye düştü. Ağaçlar arasında eski bir ev, kapısında Kaethe Kollwitz Müzesi yazıyor.
O heykel ve başkaları.
Hepsi savaşa karşı birer çığlık... Çoğu, analar ve oğullar... Ayrıca Kollwitz'in posterleri, savaş bir daha asla diyen...
Ne acı!
"Savaş bir daha asla!" diyen posterin tarihine bakıyorum, 1924. On beş yıl sonra Hitler'le birlikte bir savaş daha yaşıyor Kaethe Kollwitz ve savaşın sonunu göremeden ölüyor.
Hayat, peri masalı değil!
Fakat Kaethe Kollwitz mutlu olmalı. Çünkü, bir büyük sanatçı olarak savaşa lanet okuyan çığlığını her gün kaç kişi hissediyor ve acısını paylaşabiliyor bu sessiz, sade müzede...
Ama savaşlar bitmiyor.
Berlin gibi insanın içini acıtan bir başka şehir de Beyrut'tur. Geçen yıl nisan ayında, Akdeniz'in o güzelim maviliğine tepeden bakan stüdyosunda konuşup bir kadeh içmiştik ressam Hüseyin Madi'yle. "Hakikaten korkuyorum" demişti, "Yeniden savaş olacak diye..."
O akşam vakti, Lübnanlı gazeteci milletinden Michel de vardı. İstanbul'u, Cumhuriyet gazetesini, Cengiz Çandar'ı iyi bilen, tanıyan Michel, hiç eksik olmayan o hüzünlü haliyle, "İç savaş döneminde, on beş yıl boyunca yüreğimiz kanadı, ruhumuz başkalaştı; bir daha savaş olmasın Allah aşkına" demişti.
Yine savaş var Lübnan'da.
Ara sıra telefonlaşıyoruz Michel'le. Savaşı artık biraz da gülerek anlatıyor. Yüreği mutlaka kanıyor ama belli etmiyor.
Ben o heykeli unutamıyorum.
Ölü oğlunu sımsıkı kucaklamış, bağrına basmış bir ana... Savaşı lanetleyen, savaşa karşı çığlığı anıtlaştıran o heykel bugünlerde gözümün önünden hiç gitmiyor. Bugünlerde ne çok ana oğlunu kaybediyor Lübnan'da, İsrail'de, Anadolu'da, Güneydoğu'da...
Ama o heykel, savaşa karşı çığlığı taşa oyarak anıtlaştıran...
İyi pazarlar!

h.cemal@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Kimler kimleri tavladı, kimler sinek avladı...
Bekri Mustafa, gazete haberlerini okuyarak, B...
Melih AŞIK
Bush - Tayyip telefon gülüşmesi!
- Alo Mistır Buş? Hav ar yu?
Fikret BİLA
Davutoğlu ile Zapsu arasındaki fark
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın danışmanları...
Hasan CEMAL
Anayla ölü oğlu!
Berlin, yaralarını hâlâ saramamış, acılarını ...
Güneri CIVAOĞLU
San Marco / Marko Paşa
Venedik'in ünlü San Marco Meydanı'nda sıra sı...
Can Dündar
Nasrallah'ın karargahında bir gece...
Dünyanın gündeminde Seyit Hasan Nasrallah......
Abbas GÜÇLÜ
Barajı aşan herkes kazanabilir
ÖSYM ve Bilkent tarafından hazırlanan dünkü d...
Metin MÜNİR
Aylak adam ve göbekli kadın
Başım çam ağacının toprağın üzerinde kalan kö...
Hasan PULUR
Kim bilir şimdi ne haldeler!?
BİR zamanlar "Bir Bilen"e sormak modası vardı...
Erdoğan SAĞLAM
Sadece plaka söyleyerek motorlu taşıt vergisi ödenecek
Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV) Kanunu'nun 9'u...
Derya SAZAK
İnsanlık suçu
İsrail saldırıları Güney Lübnan'ı bir haftada...
Meral TAMER
Bartoli ile Aya İrini'de yer - gök inledi
Aya İrini'nin bahçesine taşan melodiler... El...
Ece TEMELKURAN
Kargalar ve Atatürk
Atatürk'ün gizli defterleri bir bir açılıyor....
Tamer HEPER
Yöneticilere kötü haberim var
Bilmem biliyor musunuz, bizde bir "Çevre Kanu...
Osman ULAGAY
Batılı gibi kalmanın dayanılmaz ağırlığı
Basınımızın duayenlerinden Mehmet Barlas dost...
Güngör URAS
Köyler boş, tarlalar boş (Köyde, tarlada domuzlar dolaşıyor)
Cide'nin Güren (eski ismi Kethuda) köyüyle Ak...

© 2006 Milliyet