Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 23 Temmuz 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Barajı aşan herkes kazanabilir


ÖSYM ve Bilkent tarafından hazırlanan dünkü dönüşüm listelerinden sonra, sanıyorum hemen herkes, başarı ve yüzdelik sıralarının ne anlama geldiğini yaklaşık olarak biliyordur.
Bu yılki yeni sistemde, kafaları karıştıran en önemli sorun oydu. Yani bu yılki puanların, özellikle de Sayısal, Sözel ve EA 2 puanlarının, geçen yıl hangi yüzdelik dilime karşılık geldiğiydi. Onları artık bildiğimize göre, tercih sisteminin diğer ayrıntılarına girebiliriz.
Her şeyden önce şunu hatırlatmakta yarar görüyorum. "İlk 10 bine giren üniversiteyi kazanır da, 200 bininci, hatta 300 bininci öğrenci hiçbir yere giremez" diye bir kural kesinlikle yok.
Bu sınav sisteminde, ÖSS barajını aşan en sonuncu öğrenci bile herhangi bir yükseköğretim kurumunu kazanabilir. Nitekim kazanıyor da...

ÖSS bir sıralama sınavı
Sistemi daha iyi anlayabilmemiz açısından ÖSS'nin bir başarı sınavı değil, sıralama sınavı olduğunu öncelikle göz önünde bulundurmamız gerekiyor. ÖSYM, ÖSS'ye katılan ve barajı geçen öğrencileri tek tek sıralıyor. Örneğin EA 2'de 185 barajını 100 bin aday aştıysa, bu adayları 1'den 100 bine kadar sıralıyor.
Tercih aşamasına gelindiğinde, her adayın, EA 2 puanıyla öğrenci alan her fakülteyi seçme hakkı bulunuyor. Yani, "Şu kadar puanı, şu yüzdelik dilimi ve genel başarı sırası olan adaylar şu fakülteleri seçer, diğerleri seçemez" diye bir kural yok.
Ama tercih hakkı 18'le sınırlı olduğu için adayların, önceki yıla ait veriler çerçevesinde bir liste hazırlaması en doğru olanı. Yoksa bir kısıtlama söz konusu değil. Peki yerleştirme nasıl oluyor?
Örneğin İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni 30 bin aday tercih etti. Kontenjanı da 1500. ÖSYM'nin yaptığı, bu 30 bin adayı yukarıdan aşağıya sıralamak. Bu adaylardan kimi İstanbul Hukuk'u birinci tercih olarak yazmış olabilir, kimi de beşinci sırada. O önemli değil, önemli olan puan sırası.
Yerleştirme aşamasına gelindiğinde ise ÖSYM şuna bakıyor: İlk 1500'deki öğrenciler başka bir fakülteye girmiş mi girmemiş mi? Girmeyenleri hemen yerleştiriyor. Örneğin İÜ Hukuk'u beşinci tercihinde yazıp daha önceki tercihlerine girenleri ise liste dışı bırakıyor. Bu bazen çok aşağılara kadar inebiliyor. Hatta kontenjanın dolmaması halinde barajı aşan en son öğrenciye kadar inilebiliyor. Vakıf üniversitelerinde böylesi durumlara çok rastlanıyor...

Puan mı, sıra mı?
Yerleştirmeye yönelik olarak en çok sorulan sorulardan biri de, puanın mı yoksa istek sırasının mı öncelik taşıdığına yönelik. İsterseniz, gelin bu konuda da biraz ayrıntıya girelim.
Aynı fakülteyi A 1., B de 15. sıraya yazsın. Eğer 15. sıraya yazan öğrencinin puanı, 1. sıraya yazan A.'nın puanından binde 1 puan bile yüksek ise yerleştirmede öncelik B.'nindir. Tabii eğer önceki tercihlerine yerleşmediyse.
İşte bu aşamada istek sırası devreye giriyor. Siz puana göre bir sıralama yapıp en çok istediğiniz bölümü, üçüncü beşinci sıraya attığınızda her şey karışıyor. İlk üç tercihinizden birine giriyorsunuz ama gözünüz beşinci tercihinizde kalıyor. "Aslında ben en çok orayı istiyordum" diye hayıflanıp duruyorsunuz.
ÖSYM kurallarına göre, bir yere yerleştirildikten sonra, asil kayıtlar ya da asil kayıtlar bittikten sonra yapılan ek yerleştirme döneminde, "Ben ilk tercihime değil de beşinci tercihime yönelmek istiyorum" gibi bir lüksünüz olmuyor.
Bu yüzden sıralama yaparken puanları da dikkate alın ama daha önemli olan istek sıranızdır.

Herkesin şansı var
Çok tercih edilen fakültelere değil ama kıyıda köşede kalmış fakültelere, kontenjanlar dolmadığı sürece en dipteki öğrenciler de girebiliyor. Bazen de bazı fakültelerin puanları, "Burası çok yüksek, giremeyiz" diye liste dışı kalınca birden düşebiliyor. Eğer kararsızsanız ya da son şansınızı değerlendirdiğiniz için ille de üniversiteyi kazanmalıyım diyorsanız, kılavuzdaki böylesi yükseköğretim kurumlarını cımbızla bulup mutlu sona ulaşabilirsiniz. Ha sonra mutlu olur musunuz, o ayrı bir konu!..
Her gün binlerce e-posta geliyor. Yetişebildiğim kadarına cevap yazıp sorunlarına çözüm yolları öneriyorum. Hepsi de pırıl pırıl. Benim gözümde birincilerden hiçbir farkları yok. Yaşadıkları ortam, ailesinin olanakları, okulu, dershanesi ya da çok daha farklı gerekçeler yüzünden bugün istedikleri puanı alabilmiş değiller. Oysa bir üniversiteye girebilseler muhtemelen diğer öğrencilerden çok daha başarılı olacaklar. Ama, sistem kurbanı olmuşlar.

Binlerce örnekten biri
Mangalda kül bırakmayan siyasetçiler ve YÖK'çüler ise kontenjanı artırıp yeni istihdam olanakları yaratacaklarına tam tersini yapıyorlar. İşte bu gençlerden birisi:
"19 yaşımdayım ve ÖSS'ye ikinci girişim. Sorunum şu: ...İlkokul ikinci sınıfta babamın lokantasında çalışmaya başladım ve şu zamana kadar da hep böyle devam etti... Hem çalışıp hem okumaya çalıştım ve babamın mesleğini asla yapmak istemiyorum... Bu yıl sınavım iyi geçmişti fakat beklediğim gibi puan gelmedi... Bu yıl ne olursa olsun bir yere yerleşip üniversitedeyken tekrar hazırlanmak istiyorum... Nedeni ise şu: ...R. ilçesinde ikamet ediyorum ve gerçekten dayanılmaz bir yer burası... Sosyal ve ekonomik açıdan berbat durumda ve ben böyle bir yere bir yıl daha tahammül edemeyeceğim... 2008 yılında tekrar gireceğim sınava ve o zaman çok daha iyi bir üniversite kazanacağıma eminim... Ayrıca babam üçüncü bir şans daha vermek istemiyor ve bu yıl bir üniversiteye gireceğimden emin gözüküyor... Siz de bizim geçmeye çalıştığımız yollardan geçtiniz... Kazanamayınca aile baskısının nasıl olacağını bizden iyi biliyorsunuz... Babam aslında çok mantıklı bir insan. Sizi takip etmeye onun sayesinde başladım... Psikolojik olarak çöküntü içindeyim ve buraları artık kaldıramıyorum.. Babamın yanına gidip ondan harçlık isteyecek yüzüm yok artık... Belki bu mail'lerden size birçok kişi yazıyor olabilir. Ama ne olur beni bu durumdan kurtarın. Tercihlerimi sizin düşünceleriniz doğrultusunda yapmak istiyorum... Eşit Ağırlık öğrencisiyim. Tek tutkum arkeolog olmaktı ama lisede bizi yönlendiren hiç kimse olmadı. Bu yüzden istediğim bölüme gidemiyorum... Ama artık ideal düşünecek durumum yok ve zaten puanım da onu gösteriyor. Dershane hiçbir katkıda bulunamıyor tercih konusunda. Lütfen mail'imi es geçmeyin..."
Hiçbirinizi es geçmeyeceğiz. Tüm gayretlerimiz bu yüzden...

Sorularınız için:
aguclu@milliyet.com.tr
Fax: (212) 505 63 43

Tablolar bugünkü Milliyet Gazetesi'nde

aguclu@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Kimler kimleri tavladı, kimler sinek avladı...
Bekri Mustafa, gazete haberlerini okuyarak, B...
Melih AŞIK
Bush - Tayyip telefon gülüşmesi!
- Alo Mistır Buş? Hav ar yu?
Fikret BİLA
Davutoğlu ile Zapsu arasındaki fark
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın danışmanları...
Hasan CEMAL
Anayla ölü oğlu!
Berlin, yaralarını hâlâ saramamış, acılarını ...
Güneri CIVAOĞLU
San Marco / Marko Paşa
Venedik'in ünlü San Marco Meydanı'nda sıra sı...
Can Dündar
Nasrallah'ın karargahında bir gece...
Dünyanın gündeminde Seyit Hasan Nasrallah......
Abbas GÜÇLÜ
Barajı aşan herkes kazanabilir
ÖSYM ve Bilkent tarafından hazırlanan dünkü d...
Metin MÜNİR
Aylak adam ve göbekli kadın
Başım çam ağacının toprağın üzerinde kalan kö...
Hasan PULUR
Kim bilir şimdi ne haldeler!?
BİR zamanlar "Bir Bilen"e sormak modası vardı...
Erdoğan SAĞLAM
Sadece plaka söyleyerek motorlu taşıt vergisi ödenecek
Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV) Kanunu'nun 9'u...
Derya SAZAK
İnsanlık suçu
İsrail saldırıları Güney Lübnan'ı bir haftada...
Meral TAMER
Bartoli ile Aya İrini'de yer - gök inledi
Aya İrini'nin bahçesine taşan melodiler... El...
Ece TEMELKURAN
Kargalar ve Atatürk
Atatürk'ün gizli defterleri bir bir açılıyor....
Tamer HEPER
Yöneticilere kötü haberim var
Bilmem biliyor musunuz, bizde bir "Çevre Kanu...
Osman ULAGAY
Batılı gibi kalmanın dayanılmaz ağırlığı
Basınımızın duayenlerinden Mehmet Barlas dost...
Güngör URAS
Köyler boş, tarlalar boş (Köyde, tarlada domuzlar dolaşıyor)
Cide'nin Güren (eski ismi Kethuda) köyüyle Ak...

© 2006 Milliyet