|
Kim bilir şimdi ne haldeler!?
BİR zamanlar "Bir Bilen"e sormak modası vardı.
Askerler, Süleyman Demirel'in konuşmasını yasaklayınca, onun dediklerini duyurmak isteyenler, "Bir bilene sorduk, şöyle diyor!" diye yazarlardı.
Bir işi, bir konuyu "Bir Bilen"e sormanın elbette faydası vardır; yeter ki "Bir Bilen" de yarım yamalak değil, doğru dürüst bilsin.
Geçen gün "kesip sakladığımız" dosyamızda bir yazı bulduk. Tam on yıl önce yazılmış, evrak-ı metrukemiz arasına koymuşuz.
***
YAZAR eline birtakım fırsatlar geçen "mücahit"in değişimini anlatmakta, artık beş altı yerden maaş, ücret, avanta, menfaat almaktadır. Yakınlarını, etrafını işlere yerleştirmiş, düzenin haram gelirlerini der-cep etmekte, Kemalist sistemin önüne attığı yağlı kemikleri sıyırmaktadır.
***
"O" yalnız mıdır?
Yazar sorunun cevabını verir:
"Daha nice ağabeyler, üstatlar, pabucu büyükler, mücahitler falanlar filanlar da bu yola girmiştir.
Allah için kurban, küp için kavurma...
Güçlü Müslüman hayırlıymış, o halde devşirip zenginleşmeli, yağlı kemikleri yalaya yalaya iyice semirmeli...
Vaktiyle, bankalı bankların gölgesinde bile dinlenmeyen bazılarımız, şimdi nasıl oluyor da, bankalarla, faizle, ribayla içli dışlı, sıkı fıkı olabiliyor."
***
YA lüks iftar sofraları?
"Mücadele hayatına ve hizmet faaliyetlerine bir lokma, bir hırkayla başlayan bazı muhteremler, şimdi nasıl oluyor da beş yıldızlı nemrudi ve şeddadi turistik otellerin şarap, domuz eti, kumar, fuhuş, isyan, tuğyan, fisk, fücur kokan salonlarında iftar show'ları tertipleyebiliyorlar?"
***
YAZARIN soruları bitmiyor ki:
"Hani bu düzen bozuktu? Hani bu düzenin nimetleri haram ve zehirliydi? Hani bu sistem değişmeli, yerine hak bir nizam getirilmeliydi.
Üçüncü sınıf lokantalarından, turistik tarifeli lüks lokantalara ne çabuk geçiş yaptılar? Fatih'ten Bağdat Caddesi'ne ne de kolay atladılar?"
Hele yazının son cümlesi. Yazar bütün gücünü final cümlesine saklamış:
"İslam adına Cengizlerle Hulagularla bile kucaklaşılıyor...
Ey tolerans, senin adına ne cinayetler işleniyor."
***
YAZARA hedef olan kitleyi herhalde tanımışsınızdır, şimdi iktidarda olanların tabanından en ateşlileri...
Ya bu yazar kim?
10 yıl önce böyle yazan muhterem Mehmet Şevket Eygi'den, 10 yıl sonrasını, yani bugünün görüntüsünü ve tespitini rica edebilir miyiz?
Malum ya, "Bir Bilen"e sormak lazım...
Boynuzlar kulakları geçti mi, geçmedi mi?
Bize göre fersah fersah geçtiler ama, yine de "Bir Bilen"e sormalı...
——-
DİPNOT: Cuma günkü yazımız "Bok üstüne çeşitlemeler"e ekler gelmektedir. Meğer bizim "bok külliyatı"mız ne kadar zenginmiş! İçlerinden birini, okurumuz Hasan Salih Acar'ın gönderdiğini sunuyoruz:
"Bu boka bok deme,
Boklar duysa ar eder,
Bir katresi boka deyse,
Bütün boku mundar eder"
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|