Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 25 Temmuz 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sakalıyla hayatımıza yön verenler


malphan@milliyet.com.tr
Önümüzdeki ay efsanevi Küba lideri Fidel Castro 80'ine basıyor. Sakalı ve yeşil askeri üniforması Castro'yu diğer birçok ülke liderinden farklı kılıyor. Kimileri Castro'nun sakalına büyük anlam yüklüyor, sakalı olmasa sıradan birinden farkı kalmayacağını iddia ediyor. Hatta bir ara CIA'in Castro'nun sakalının dökülmesi için ayakkabılarının içine talyum serpmeyi planladığı yazılıp çizilmişti. CIA, sakalı dökülürse halkın Castro'ya olan güveninin yok olacağını düşünüyordu.
Bu gülünç gelebilir ama adam yıllardır sakalını kesmiyor ve bu süre zarfında dokuz ABD başkanına göğüs gerdi. Belki de gerçekten bir bildiği var.

Castro'nun sakallı harekatı
Castro'nun çok yuvarlak bir yüzü var, çenesi kısa ve çift gerdanlı. Suratının aile yadigarı ay şeklinden hiçbir zaman pek hoşlanmadığı gibi sakalın kendisine peygambervari bir görünüm kazandırdığını düşünüyormuş.
İlk başta Castro ve takipçileri tıraş olmak için jiletleri, sabunları ve suları olmadığından sakal bırakmışlardı. Batista yönetimine karşı isyanları sürdükçe sakallara önemli bir anlam yüklendi. Zamanla Castro'nun hareketinin öyle bir simgesi haline geldi ki, sakallar isyancılar ve sıradan vatandaş arasındaki fark halini aldı. Sakallı değilse, ordunun öldürdüğü isyancıların fotoğrafları inandırıcı olmuyordu.
Daha sonra planlı bir çarpışmanın bir parçası olarak Castro şehirlere devrimci güçlerinin sızmasına karar verdi. Halk üzerinde iyi bir etki bırakması için adamlarının sakallarını kesmeleri gerektiğini düşündü. Enrique adlı bir foto muhabiri onu aksine ikna etti: İsyancılar sakallarını keserse tüm fotoğraflar dünya nezdinde haber değerini yitirecekti. Castro "sakalını kes" emri vermek için zaferin gelmesini bekledi. Kendisi ve birkaç devrimci dışındakiler sakallarına veda etti.

Bebek yüzlü katiller
Tarihin tüm devrimci figürlerini gözünüzün önüne getirin. Hepsi sakallı, öyle değil mi? Karl Marx bunların öncüsü, hayat boyu tıraş olmamış bir hali var. Lenin sadece Marx'ın felsefesini benimsemedi, aynı zamanda daha alçakgönüllü bir sakalla onun izinden gitti. Sakalına bakıldığında kadın hormonlarının ağırlıkta olduğu izlenimi veren Che Guevara bile elinden geleni yapıp çenesinde tek tük çıkan telleri uzattı. (Sakalımız yok ki sözümüz dinlensin!)
Bir de güç kullanımı sonucundaki sosyal değişimler ve bunların liderleri var, onların ortak özellikleri bıyıkları: Hitler, Stalin, Saddam Hüseyin. En korkunçları da gülümserken öldürenler. Ortak özellikleri temiz, tıraşlı bir yüze sahip olmaları: Nixon, Mao, Şaron ve Bush.
Doktoru, Castro'nun 140 yaşına kadar yaşayacağını söylüyor. Ama olur da onu kaybedersek, yerine iktidara gelmesi düşünülen kişi kardeşi Raul Castro. Hayır, onun sakalı yok. Ama bıyığı var. Eğer batıl itikatlı takılacak olursak, Raul'un Fidel kadar iyi bir lider olmayacağına inanabiliriz.

Rahmi Koç eğlenceli biri olmalı

Rahmi Koç'un giyimini beğenin beğenmeyin, kendine göre bir stili olduğu kesin. Yerine göre giyinmeyi biliyor. İş ve protokol söz konusu olduğunda koyu renk takım elbisesini çekiyor; rahat ortamlarda, partilerde, kokteyllerde falan yeri geldi mi kravatını, fularını takıyor. Ceket giyiyorsa yakasından gülü ya da karanfili, cebinden mendili eksik olmuyor.
Birçok erkeğin aksine sadece toprak tonlarında değil, pastel renkli giysileri de sık sık giyiyor. Teknede Hawaii tarzı iri çiçek desenli gömlekler, canlı renkli tişörtler ve başında şapkası ile görülüyor. Giysileriyle iç dünyasını yansıtıyorsa insan, Rahmi Koç'un eğlenceli biri olma ihtimali yüksek.


Lacivert-siyah uyumsuzluğu

Geçtiğimiz günlerde ABD Başkanı Bush eşiyle beraber G-8 Zirvesi için Rusya'nın St. Petersburg kentine geldi. Rusya Devlet Başkanı Putin ile eşi de onların onuruna bir akşam yemeği verdi. İki başkan yemekten önce Kongreler Sarayı'nın girişinde turladı. Normalde giyinmeyi bildiğini düşündüğümüz Bush tam da bu noktada bir felakete imza atmış: Lacivert ceket, siyah pantolon ve kahverengi çorap.
Hiç gözü olmayan bir insan bile bu üç rengi üzerinde toplamakta zorlanır. Hele siyah pantolonla lacivert ceket hiçbir şekilde olmaz. Her renk yan yana gider, siyah ve lacivert gitmez.
Hani yurtdışında bazı restoranlarda ceket giymek zorunludur; ceketsiz geldiyseniz size vestiyerden bir tane verirler. Bush'un da sanki bu restorandan çıkmış, emanet ceketi de üzerinde unutmuş gibi bir hali var.


Ne saçmış be kardeşim!

Elton John'un "Tanıdığım en iyi beyaz soul şarkıcısı" dediği Rod Stewart'ı bilirsiniz mutlaka. En azından gelmiş geçmiş en popüler parçası "Baby Jane"i, koluna taktığı sarışın modelleri ve tabii ki o elektrik şokuna uğramış saçlarını.
Geçenlerde yeni bir fo toğrafını gördüm. Londra'daki Buckingham Sarayı'nın bahçesinde verilen bir partiye katılmış. Saçlar her zamanki gibi. Bu adamı gördüğüm her sefer içimde aynı his uyanıyor. Elimle saçlarını şöyle bir geriye itesim geliyor. Perçemleri bazen dümdüz, bazen yandan alnına dökülüyor ve mutlaka bir kısmı gözünün içine giriyor. Bir de o kadar jöle, sprey vs.
Ne bereketli saçmış, hâlâ aslan yelesi gibi, tek teli eksilmiyor. Tamam anladık seviyor bu saç modelini ama insan 50 yıl aynı saçla mı dolaşır be kardeşim! Biz sıkıldık, o sıkılmadı.




CUMARTESİ
"En çok 'Kuzu Kuzu saçı' taklit edildi"
Anadolu usulü "Bolero"
Güneş yukarıda, fiyatlar aşağıda
"Müşteri küsüp gittiğinde evine çiçek gönderirim"
İstanbul'u House Cafe'ler sarıyor
Bodrum'da deniz manzaralı fitness
"Zenginler kulübü"nün üyeleri ne bekler?
ne var, ne yok
Sinemalara yaz geldi
En moda En yeni





Melis Alphan
Cengiz Eren
Ali Rıza Kardüz
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

© 2006 Milliyet