Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 25 Temmuz 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bağımsızlık kolay değil

Sadece dışarıdan alınan kimyasallar mı bağımlılık yapıyor? Ya vücudun kendi ürettiği kimyasallar? His bağımlılığı diye de bir şey var!


tubakyol@yahoo.com
Adetim olduğu üzere kanepeme yayılmışım, televizyonda kanal kanal geziyorum, bir halt bulamıyorum, dergileri elime alıp alıp atıyorum, canım bir şey istiyor ama ne istiyor bilmiyorum, şunu arasam, aman ne araya'cam, şuraya gitsem, ay kim giyin'cek, ne yapsam ne yapsam, bilmiyorum, bari bir şey yesem, üf ne yesem... Beynim canımın istediği şeyin adını koyamıyor. Canım çok mutsuz, canım artık umutsuz, canım sıkılıyor.
Canım çok sıkılıyor!
Her gün biraz daha fazla canım sıkılıyor. Ama ben can sıkıntımı geçirmek için bir şeyler yapmak bir yana, eğer bir işim falan varsa ve sıkılmaya zaman bulamazsam ya da biri beni oyalarsa da
o gün canım sıkılmazsa, neredeyse özlüyorum can sıkıntısını...
Biliyorum, bu can sıkıntısı arkadaşlarımı benden uzaklaştırıyor.
Kim sürekli canı sıkılan biriyle takılmak ister?
Çalışırken insan sıkılmaya zaman bulamıyor. O yüzden bitse de sıkılsam diye düşünmekten işe konsantre olamıyorum.
Ben bu belirtileri bir yerden hatırlıyorum sanki... Bütün bu belirtiler aynı korkunç gerçeği işaret ediyor. Aman Tanrım, yoksa ben, yoksa? Bağımlı mıyım?

"His"li kimyasallar
Hayal kırıklığına, öfkeye, neşeye, tutkuya, acıya, üzüntüye, umuda, umutsuzluğa, ümide, ümitsizliğe, her nevi hisse -tabii can sıkıntısına da- karşılık gelen kimyasallar üretiyor ya vücutlarımız.
İşte ben bu kimyasallardan can sıkıntısına tekabül edenine bağımlı olabilir miyim?
Dışarıdan alınan kimyasallara -alkole, eroine vesaireye- bağımlı olabiliyorsa insan eğer, kendi vücudunun ürettiği bir kimyasala ve o kimyasalın sebep olduğu hisse niye bağımlı olmasın?
Ki olabilirmiş.
Eroin mesela, vücut tarafından üretilen bu "his"li kimyasallar ile aynı yöntemi kullanarak yerleşiyormuş hücrelere.
E eroin bağımlılık yaptığına göre...

Uyandığındasinirliolkolik
Diyelim ki filmler, kitaplar, albümler, konserler, partiler, buluşmalar, arkadaşlarınız, sevgilileriniz ya da işte gazetedeki günlük burcunuz sizi hayal kırıklığına mı uğratıyor mütemadiyen?
Siz bir hayal kırıklığı bağımlısı olabilirsiniz.
Hayalkırıkkolik.
Uyandığınızda daima sinirli mi olursunuz?
Siz bir uyandığında sinirli olma bağımlısı olabilirsiniz.
Uyandığındasinirliolkolik.
Bir kısım bilim adamı diyor ki belli bazı hislerle, diyelim ki hayal kırıklığı
ya da öfke ya da kıskançlık ile sürekli bombardımana uğrayan hücreler, giderek bu hislerin daha fazlasına ihtiyaç duymaya başlarlar.
Yani bir süre sonra daha fazla hayal kırıklığına, daha fazla öfkeye ya da daha fazla kıskançlığa ihtiyaç duyarsınız. Ve vücudun kimyasal ihtiyacını karşılamak, hücrelerinizin biyokimyasal açlığını yatıştırmak için bir süre sonra ihtiyaç duyulan bu hislere sebep olacak durumları bizzat yaratmak zorunda kalırsınız.
Onca insan arasından sizi en çok kıskandıracak kişiyi seçip de, onunla evlendiyseniz eğer, bir düşünün bakalım...
Yoksa siz bir kıskançlık bağımlısı mısınız?
* * *
Evet, ben sıkıntıkeş, sıkıntıkolik, sıkıntıman... İşte böyle bir şeyim!
Bağımlıyım. His bağımlısı...
Bağımsız olan parmağını kaldırsın.

Adsız sıkıntıkoliklere 12 aşamalı tedavi

Bağımlılık tedavisinde birinci aşama kendine karşı dürüst olmak.
Buyrun işte, kendime karşı dürüstüm: Can sıkıntısı karşısında güçsüz olduğumu kabul ve itiraf ediyorum.
Ve 12 aşamalı bağımlılık tedavisinin ilk aşamasını böylece geçmiş bulunuyorum.
İkinci aşamada -"inanç aşaması" deniyor buna- can sıkıntısı karşısında gücü elime almadan önce, gücü elime alabileceğime inanmam gerekiyor.
İnanıyorum.
Üçüncü aşama teslimiyet. Neye teslim olacağım? Can sıkıntısına değil herhalde!
Yıllardır can sıkıntısından çektiğim sıkıntının bende yarattığı sıkıntıya teslim oluyorum ve bu sıkıntıyı can sıkıntısına karşı mücadelemde kullanmak üzere büyük bir güce dönüştürüyorum.
Dördüncü aşamadayım. Bu aşamada ruhumun peşine düşeceğim.
Bir kitap hatırlıyorum. Şuralarda bir yerlerde olmalı -nerede? Yormayın beni, şöyle bir şey işte: Adam seks bağımlısı. 12 aşamalı bağımlılık tedavisinin 4'üncü aşamasında. Ve tedavinin bu aşamasında bağımlılığı yüzünden yaşadığı en beter, en iğrenç anları tek tek hatırlaması, yazması, grupla paylaşması lazım.
Can sıkıntısı yüzünden düştüğüm feci durumları hatırlamak, paylaşmak falan neyse de yaz, yaz nereye kadar abi. Hem yazarken, ya benim yine canım sıkılırsa?
Asla tedavi olamayacağım!

Dünya değişiyor, tabii bağımlılık da...

Amsterdam'da bağımlılığa karşı detoks kliniği açıldı geçen hafta.
E tabii serbest ya "hafif uyuşturucular" oralarda, herhalde o sebepten ihtiyaç hasıl olmuştur...
Mu dediniz?
Yok, video oyunu bağımlılarına hizmet ediyor bu merkez. Çünkü video oyunu bağımlılığı giderek daha ciddi bir hal alıyor.
Dört yıl önce Hong Kong'da 17 yaşında bir çocuk internet kafede
12 saat aralıksız video oyunu oynamış ve ölmüştü. Aşırı dozdan mı, yoksa neden, kim bilir?
Geçen yıl da Güney Kore'de bir adam 50 saat aralıksız oyun oynadıktan sonra bilgisayar başında ölü bulundu.
Milan'ın defans oyuncusu Nesta da geçen yıl PlayStation yüzünden sakatlanmıştı.
Saatlerce PlayStation oynadığı için Nesta'nın elinin başparmağı iptal olmuştu. Bu yüzden bir ay falan -spor muhabiri diliyle söylersek- sahalardan uzak kaldı.
Amsterdam'daki klinikte tedavi gören oyun bağımlısı 21 yaşındaki Tim ekranın karşısına oturunca kalkamıyor, tuvalete bile gidemiyormuş. "Boş bir şişe alıyorum, onun içine işiyorum" diyor BBC'ye.
Dünya değişiyor.
Tabii bağımlılıklar da...


manik depresif köşe

Yeni bir bağımlılığım var. Su bağımlılığı. Ki ben hiç su içmezdim. Aklıma gelmezdi. Fakat benim zayıf kalmak için -spor yapmak dışında- yapmayacağım şey yok. Şimdi de kendimi ütületiyorum. Yani ben onun adına "ütü" diyorum ama ütü değil tabii, radyofrekans. Vücudu 41 dereceye kadar ısıtıyorlar. Tuhaf bir hadise.
Fakat netice adeta mucize.
Sorun şu ki su kaybettiğim için su içmem şart. Ha bire su içiyorum. Litrelerce.
Daha tuhafı ben artık susuyorum. Suyun bir tadı varmış, onu fark ettim. Artık su markaları arasında tercih bile yapıyorum.
Bir de buna seviniyorum.
Su depresyona iyi geliyor olabilir mi?
Sanki beni manik etti.




CUMARTESİ
"En çok 'Kuzu Kuzu saçı' taklit edildi"
Anadolu usulü "Bolero"
Güneş yukarıda, fiyatlar aşağıda
"Müşteri küsüp gittiğinde evine çiçek gönderirim"
İstanbul'u House Cafe'ler sarıyor
Bodrum'da deniz manzaralı fitness
"Zenginler kulübü"nün üyeleri ne bekler?
ne var, ne yok
Sinemalara yaz geldi
En moda En yeni





Melis Alphan
Cengiz Eren
Ali Rıza Kardüz
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

© 2006 Milliyet