Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 25 Temmuz 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
At izi, it izi


Valla işte ne olsun hakemleri ayarla. Takımla uğraş.
Bir gazeteci bir kulüp görevlisini arıyor. Ve "nasılsınız?" sorusunun cevabı olarak bunu alıyor. Bu olabilir mi?
-Bundan önceki kulüpte yönetim bana 5 maç ayarlama garantisi vermişti. Siz bu garantiyi verebilir misiniz?
Bir teknik direktör, sözleşme imzalamak üzere müstakbel kulübünün yönetimiyle masaya oturuyor. Para ve pulda anlaştıktan sonra bu soruyu soruyor. Peki bu olabilir mi?
- Oh be abi. Sondan 4. hafta Galatasaray. Sondan 2. hafta Fenerbahçe. Bu sene kulüpten hiç para almasak bile bu maçlardan alacağımız primle yırtarız.
Bir grup oyuncu, fikstür çekiminin ertesi günü gazetede maç programını okurken bir arkadaşlarının bu sözlerine çocuklar gibi seviniyor. Bu doğru olabilir mi?
-Kalkma, kalkma. 1 dakika kaldı. Maç böyle biterse. Paranın yarısını sana vericem.
Bir oyuncu sakatlık geçiren arkaşına ligin son maçlarından birinde bunu söylüyor. Bu konuşmaya kulak misafiri olan rakip takım oyuncusu "Sen ne diyorsun?" diye üstüne yürüyor. Peki bu olabilir mi?
Size şu kadarını söyleyeyim. Bunların hepsi ve çok daha fazlası futbol camiasında konuşuluyor, konuşuluyor. Ve bunların çoğu hiç tartışılmaz bir şekilde doğru kabul ediliyor. Bunda abartı payı var deseniz sizi saf olmakla itham ediyor meslektaşlarınız. Bugün bu meslek grubundaki durum budur.
Bu ülkenin futbolu temiz değil. Hem de hiç. 47 yıllık lig tarihinde sadece 4 şampiyon çıkan bir ülkenin futbolunun adaletli, dolayısıyla temiz olma olasılığı zaten yoktur.
Ama asıl sorun bu değildir. Yani toplumda suç olması değil sorun. Suç olmayan toplum var mı ki?
Sorun suçun ve iftiranın cezasız olmamasıdır. Gerçekle tevatürün birbirine karışmasıdır. Bu 4 örnekten belki birisi, belki üçü, belki hepsi doğru. Belki başka bir dolu şike, teşvik vs var, ama bunlar tevatür. Ancak bunları asla bilemeyeceğiz. Bilme olasılığımız yok. Bir darbe yapılsa. Bir dolu insan yakalansa. Hapse girse, takımlar küme düşse bile emin olamayacağız. Çünkü bugün Türk futbolunda, hiçbir yer ve sektörde olmadığı şekilde at izi, it izine karışmış durumda. Olanlar, teşebbüsler, dedikodular, söylentiler, komplo teorileri ve komplolar. Her şey ama her şey aynı sepette bugün.
Çünkü bugüne kadar, kusura bakmayın ama adalet uyudu. Maliye uyudu. Bunu yazmak çok acı veriyor ama devlet uyudu.
Ve bugün yine uyku hali hakim. Düşünsenize bir şike skandallar dizisini tüm gazeteler arka arkaya basıyor. Halk diken üstünde. Ve ne oluyor. Bir önceki federasyon başkanı bu krizi çözmek için işin başına getirilmeye çalışılıyor. Levent Bıçakçı'yı suçlamak istemiyorum. Eğer bir önemi varsa bu sektördeki temizlik örneklerinden biri olarak onu biliyorum. Ama bu mesele değil.
Eğer burada bir çamur varsa paçasına hiç sıçramamış birisi bu işin başında olmalı. Hatta onun kim olduğunu kimse bilmemeli. Hatta bu kişinin futbolla hiç alakası olmamalı. Çünkü ancak böyle birisi futbolun yerleşik alışkanlıklarının da bir suç olduğunu görebilir.
Bu bir yol. Ama ancak asıl yol bugün her şeye yeniden başlamaktır. Bugün orağı alıp biçmeye başlarsak kimsenin sapı sağlam kalmaz. Çünkü dedim ya, at izi it izine fazlasıyla karıştı.
O yüzden belki de unutmalı her şeyi ve bugün başlatmalı temizliği. Bundan sonrası temiz olsun.

Ahlak kopyalamak

Hukuğunu, anayasasını , eğitim sistemini vs. başka medeniyetlerden almayı anlayabilirim. Yeterli entellektüel birikiminiz yoktur ve medeniyetin ilerlemelerini kopya edebilirsiniz. Bu olabilir. Ama ahlağını başka yerden almaya kafam hiç basmıyor. İtalya şike skandalını patlattı diye. "Aa bakın oluyormuş. Biz de yapalım" demek nasıl bir şey? Bugüne kadar durup bugün etekteki taşları dökmek... İşte bunu hiç anlayamıyorum.

Şike suçtan çok sonuçtur

Şike, teşvik vs. sonuçtur. Sebep değil. Problem şike, teşvik değildir. Problem adaletsizliktir. Paranın adaletsiz bölüşümü, hakların ve sorumlulukların açık ve denetlenir olmaması.
-Kulüplerin parayı adaletli bölüşmemesi
-Tüm maçların yayınlanmaması
-Oyuncuların haklarının korunmaması. Maaşlarının ödenmemesinin cezasız kalması
-Kulüplerin harcamalarının denetlenmemesi
-Para akışının maliye tarafından denetlenmemesi
-Kontratların gerçek değerler üzerinden gösterilmemesi
Futbolun mali yapsını düzeltmeden bunların önüne geçmek mümkün değil. Ülke futbolunun değeri gereği daha fakir ama daha adaletli ve dünyaya daha entegre bir futbol kurmak gerekli.
Bir yıl boyunca paraları ödenmeyen oyuncular, ya da ödemelerini yaptıkları için batma noktasına gelmiş kulüplerle temiz futbol olmaz. Kendimizi kandırmayalım. Ve bu külüplere lisans veren federasyonlar da sorun çözemez, sorun yaratır.

mdemirkol@milliyet.com.tr




SPOR
Anelka baş döndürdü
Ümitli takviye
Aydın'dan yaylım ateşi
Beşiktaş doğru yolda
Psikolog Tigana!
Dev birleşme
Son tercih Gerets'in
'Trabzon'a yakışacak'
İtalya'da staj var!
Şahin düğmeye bastı
Kızıl gururlu
İnat kazandırdı!
Bravo Kenan!
Antep yenildi
Düdük Sizde
Kahramanlar
At izi, it izi
Mahallenin namusu
Lig de uzun, menzil de!
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Fevzi AKSOY
Kahramanlar
Toplumlar kendi anlayışlarına göre kahramanla...
Mehmet DEMİRKOL
At izi, it izi
Valla işte ne olsun hakemleri ayarla. Takımla...
Ercan GÜVEN
Mahallenin namusu
Yazar Nihat Genç, "tek başına ahlak olmaz" di...
Nilay YILMAZ
Lig de uzun, menzil de!
Dolgu destekli, sıfır şikeli güzel ligimizin ...


© 2006 Milliyet