|
 |
|
|
Mahallenin namusu
Yazar Nihat Genç, "tek başına ahlak olmaz" diyor...
Ve ekliyor: "Mahalle puştsa, sen de puştsun"...
Okuyucular mazur görsün ama Nihat Genç'in heyecanı ve üslubu böyle.
Ben de cümlenin mana ve ehemmiyeti açısından olduğu gibi aldım.
Hem bırakın kelimelerin gramajını; doğru mu değil mi ona bakın.
Bozuk mahallede düzgün adam yaşar mı?
Kolay değil.
Bu hesapla, futbolumuzun içindeki kimi kıymetli, kimi sıradan şahsiyetleri varın siz değerlendirin.
Bana sorarsanız eğer;
Bir kısmının mahalleyi düzeltmeye çalıştığı kesindir. Bir kısmı da o mahalleye sayın Nihat Genç'in tabiriyle "puştluğu" sokan kişilerdir.
Geriye kalanlar rüzgâra yelken açar.
Bugün "temizlik" modaysa ellerinde bez, yarın avantacılar baskın çıkınca bu arkadaşlar onlardan obez.
Ne diyor Nihat Genç:
"Tek başına ahlak olmaz"
Olmuyor.
İtalya'daki temizliği beklemeyin...
Spor Mahkemeleri sadece zaman kazanmak için ortaya atıldı bilin...
Futbolu temizleyecek insanlar, kirletenler olamaz... Eminim.
Bunları söylediğimizde "karamsarlık"tan bahsedenler, aslında net bir aydınlık istemeyenler bence.
Alaca karanlığa razı olanlar.
Kimi mahallenin esnafı, kiminin mahallede mülkü var...
Bazıları ne başka mahallede oturabilir, ne de o mahalle dışında adam yerine koyulabilir.
Bunu çok iyi biliyorlar; resmen bozuk düzeni ufak rötuşlarla sürdürmeye çalışıyorlar...
Gittiği yere kadar.
Muhtar düzeltirmiş!
Olmazsa belediye var!
Yine olmadı; siyaset, iktidar!
Ya sen... Sen o mahallede ne yaparsın kardeşim.
İşin şikayet etmek mi?
Diyelim ki, sporu yönetenler Başkomutan Mustafa Kemal'in yetkileriyle donatıldı.
Ne yapacaklar?
Kendi dava arkadaşlarını mı sürecekler oradan?
Kendi görevlendirdikleri adamların dalavereleri ortaya çıktığında "onu tayin eden olarak", "ona göz yuman olarak" kendilerine de mi ceza kesecekler.
Elbette hayır.
Temizlik dikkatle yapılacak.
Adamına göre açılacak dosyalar.
Ve bu arınma, sadece "gerecek" futbolu...
Sadece şaibeleri artıracak.
Peki ne yapmak lazım?
Ya mahalleyi değiştireceksiniz, ya mahalle sakinlerini.
Nihat Genç, o ağır lafı boşuna söylemedi.
'İlahi' Canaydın
Müjde ey Galatasaraylılar!..
Bu sezon da şampiyonmuşsunuz.
Belki bana inanmıyorsunuz ama sayın başkanınız söyledi.
Acaba iyi bir transfer mi vardı gizlediği?
Gerets, dahiyane bir sistem mi icat etmişti?
Yoksa "şikeli ligimizi" kurgulayacak "hatırlı" ve sıkı bir Galatasaraylı tarafından garanti mi verilmişti?
Vardır bir bildiği dedim, üşenmedim okudum.
Şoke oldum!
Meğer sayın Özhan Canaydın'ın "veri"si, Bursaspor mağlubiyeti imiş.
Geçen sezonun hazırlığında Bursaspor'a mağlup olup sezonu şampiyon olarak tamamlayan takım, ne mutlu ki bu sezona da benzer bir yenilgi ile adım atmış ve "tarihin tekerrür etmesine az kalmış!!!"
Bu mantıkla lig başladığında iki-üç Fenerbahçe yenilgisi de alsa kimse tutamaz Galatasaray'ı artık.
Sayın Özhan Canaydın'ın sabırlı, uzlaşmacı, ahlaklı yöneticilik sürecinin ona bahşedilen ilahi meziyetlerden kaynaklandığına inanan biriydim ben.
Hâlâ da öyleyim.
Ayrıca... Galatasaray'ı bilmem ama aynı zamanda Türk Futbolu için ilahi bir şanstır kendisi.
Lakin şu "Bursaspor mağlubiyeti şampiyonluğun habercisi" tespiti...
Aslan'ın kulağına su kaçırdı yani.
"İlahi" başkan.
Takım ruhu!..
Alex'siz Nobre'nin, eski Nobre olamayacağı yorumları yapıldı Beşiktaş hazırlık maçlarından sonra.
Güzel paslar alamayınca, gol atamıyordu Nobre.
Yakında Nobre'siz Alex'in de verimliliği tartışmaya açılırsa şaşmayın.
Bakın bu tür tartışma ve tespitler çok önemli.
Hatta daha ileri gitmeli iş...
Birisi çıkıp "Ümit olmasa Alex ne yapar" demeli.
Bir diğeri, "Ümit, Servet sayesinde Alex'e top yaptırıyor" fikrini getirmeli.
Böyle böyle isimlerden yükselip takım ruhunu kavrayabiliriz.
İsimleri bırakıp takımın tamamına bakabiliriz.
Futbolu oynayanlar elbette çok önemli.
Lakin daha da önemlisi giydikleri forma.
Onlar o formanın bir parçası. Dişlisi...
Aksi halde yıldız oyuncuların formaları yaldızlı falan olur değil mi?
Baş sağlığı
Zamansız ölüm kadar acı olan ne var ?..
Hele "ateşin düştüğü yer"...
O yerde olmaya yürek yeter mi?
Deniz Barış, elim bir kaza neticesinde eşini kaybetti.
Kederlerin en derini... Geride çocuklar...
Umalım ki, sahadaki kadar güçlü dursun Deniz.
Hem evlatları, hem kendisi hem de onu seven milyonlar için.
Kederlenmesin diyemeyeceğim.
Sadece bırakmasın kendini.
Bilsin ki, onun acısını paylaşan çok büyük kalabalıklar var.
Başın sağ olsun Deniz.
eguven@milliyet.com.tr
|
|
|

|