|
 |
|
|
Sinop'tan izlenimler
SİNOP'taydık. "Nükleersiz Yaşam Şenliği"nde çaldık. Şenlik konser günü acıya boğuldu. Üç genç Güneş Korkmaz, Soner ve Öner Balta kardeşleri Akliman'da dalgalar aldı götürdü. Kafalar karıştı. Konser olmalı mıydı, yoksa iptal mi edilmeliydi? Moğollar da çalacaktı. Üç genç kaybolmuştu. Acı büyüktü. Peki böyle bir ortamda konser olur muydu? Moğollar buraya zaten o kaybolan üç gencin de paylaştığı nükleersiz yaşamı desteklemek için gelindiği, bu nedenle söz konusu konserin bir eğlence amacı gütmediği görüşündeydi. Biz de aynı şekilde düşündük ve bu gecede üç gencin anısına çalınmasına karar verdik. Garip bir geceydi. Benim için soğuk, ürperten, kahreden bir gece. Yüzlerce küçük bardakta mumlar gençlerin elindeydi. Sinop'u görme, gezme fırsatı olmadı. Sadece anlık, küçük gözlemler. Kadın ile erkeğin diyalog rahatlığının sokağa yansıdığı bir şehrimiz. Ben konsere gittiğimiz şehirlerde dikkatimi en çok bu yöne çeviriyorum. Sinop gibi, ne bileyim 20 tane şehir olsa, Türkiye farklı olur. Burası da Türkiye.
* * *
ŞU papyonlu, başlarında garip iki "Selo" boynuzu olan liderlerinin yönettiği küçüklerden oluşan topluluk. Gördükçe içim daralıyor. "Baskıcı bir toplum" ruhu gibi zararlı hislere kapılıyorum. Elim kolum uyuşuyor. Düşünsenize, hepimizin kafasında "selo" boynuzları, o iki garip "lider" başımızda, sabah akşam "indrimmmm", "telefooon" diye bağırmaktan başka işimiz yok. Gezmek tozmak yok, sinema yok, sevgili yok. Tek tornadan çıkmış "cinsiyetsiz" sadece "Cell"lenmiş bir topluluk.
* * *
YARIŞMALAR hızla devam ediyor. Deniz Akkaya ile "Topmodel" yarışması. Bir şeyler konuşuluyor. Yamuk bacaklı olmak ya da işte o meşhur bilinen ölçülerde olmak şart değil, önemli olan elbiseyi taşımak. Bu da görece bir şey tabii, elbiseyi taşımak yani. Sonuçta diyeceğim, genel olarak modele bakışımız belli şablonlardadır ve bu şablonlar kendini "feyşın tivi" ile özetler. Mankenler bizi uyuşturucu, alem, Bodrum'da salınarak denize girmek gibi anlarda ilgilendirir. Nasıl yürürmüş, vücut yapısı nasılmış, bu iş için nasıl bir disiplin gerekiyormuş filan bunlar önemli değildir. Uğurkan Erez ve Cengiz Abazoğlu ile "ciddi" bir hale gelebilirse yarışma, bizi popo ve bacak seyretme sığlığından kurtarır.
s.kologlu@milliyet.com.tr
|
|
|

|