|
Bayrakların altında...
Hafta sonu, Ali Şen'in Bodrum'daki çiftlik evine, o sırada Bodrum'da olan bir grup gazeteci dostla birlikte konuk olduk. Kenan Evren Paşa'nın doğum günüymüş. 90'a basmış.
"Vefalı dost" kavramının gene altı çizilen Şen'in bu davetinde, Evren'in sevdiği ve hatta 12 Eylül ihtilal hükümetinde bakanlık önerdiği, eski Maliye Bakanı Sümer Oral ve diğer bazı politikacılarla, bizden ve dışarıdan işadamları, bürokratlar, eski askerler vardı.
Önce... Şen'in çiftlikteki görkemli evininin tepesinde devasa bir Fenerbahçe bayrağının yıllardır 24 saat dalgalandığı bilinir.
Ama... Bitişik tepede ve gene bir malikânede, devasa Galatasaray bayrağı dalgalanmakta oluşu yeni.
İkisinin toprakları birbirine sınır çiziyor.
Evin sahibi, GS Kongre Üyesi Gündüz Delici...
Ali Şen'e "Sayın Başkan, büyük bir GS bayrağı asarsak seni kırmış olur muyuz? Oğlum çok istiyor" diye zarif bir yaklaşımda bulunmuş.
O da "Rica ederim elbette hakkınız. Şampiyon oldunuz" cevabını vermiş.
Yalıkavak Koyu'na ve adalara yukarılardan bakan yan yana iki tepe, iki malikâne (Ali Şen'inki çok daha büyük bir arazi) ve ikisinde de, yan yana GS ve FB bayrakları dalgalanıyor.
Hem de böyle "zarif" bir diyalogla...
Keşke, doruklardaki bu örnek tavır, diğerleri tarafından da paylaşılsa... Tribünlerde spor terörü, terbiyesizliği ve çirkinliği azalacaktır.
...............................
Ezeli rekabet bayraklarının yan yana dalgalanma görüntüsü, siyasete de mesajdır.
Birbirine tahammül, anlayış, nezaket ve demokrasinin birlikte yaşama kültürü için simge olarak görülebilir.
"Şampiyon oldunuz, hakkınız" söylemini, "İktidar oldunuz, hakkınız" siyaset olgunluğuna taşımak mümkün.
Ya da... "Şampiyon olduğu halde bayrağını asarken yandaki tepede dalgalanan bayrağın sahibine nazik yaklaşım", sandıktan iktidar olarak çıkmanın tek başına yeterli olmadığı, uzlaşma kültürünün de gerektiği "siyaset anlayışına" taşınabilir.
..............................
7. Cumhurbaşkanı Evren de Fenerbahçeli.
FB eksenli konuşmalara keyifle katıldı.
Peki... Ya siyaset?
Elbette konuştuk...
İhtilal gecesinden tutunuz, Demirel, Ecevit ve diğer 12 Eylülzede politikacıların siyasi haklarını iade eden referanduma, Özal'a ve bugünlere uzanan bir ufuk turu...
İhtilal yapmış, yeni bir Anayasa oluşturmuş, Devlet Başkanı ve Cumhurbaşkanı olarak 10 yıl Türkiye'nin doruğunda yer almış bir kişinin olaylara nasıl baktığının, hangi değerlendirmeleri yaptığının gözlemleri ilginçti.
Masanın başından görünüş, karşıdan göründüğü gibi değil.
Sınır ötesine harekât için savaş davulları çalarak, Türkiye insanının ayranını kabartanların "tecrübeye" de başvurmaları gerek.
Pek çok kez sınır ötesine harekât emri veren, hem de "son ve tek söz" sahibi bir güç olarak Evren'in, 2006 Türkiye'si için değerlendirmeleri sağduyu yansıtıyordu.
Böyle duyarlı siyaset kavşaklarında hangi etkenlerin, hangi ilişkilerin, bir harekâtın öncesi ve sonrası ile dikkate alınması gerektiği kadar, böylesine duyarlı konularda ağızdan çıkacak sözlerin önceden iyice düşünülmesi, sonra geriye alınacak söylemlerden kaçınılması, geri adımlara neden olacak kelime savurganlığı yapılmaması, ağırlığın korunması, her kafadan çıkan akortsuz sesler yerine, "devletten tek ses" de önemli.
Öte yandan...
Muhalefet de, "iktidara destek" görüntüsü vererek aslında "savaş tahrikçiliği" yapmamalı.
Asıl amacın, "bütün muhalefet desteğine rağmen sınır ötesi harekâta cesaret edememiş, ABD'nin önünde pısmış iktidar imajı çizmek olduğu" kuşkularını vermemeli.
O gece Kurtul Altuğ, "Celal Bayar'ın, 100. yıldönümünde, bu söylediklerimi yazmayın, ileride yazacağım kitaba koyacağım" dediğini anlattı.
Evren Paşa'nın 100. yıldönümü için de orada randevulaştık. Bakalım FB ve GS bayrakları altında hangi siyaset manzaralarını konuşacağız?..
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|