Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 25 Temmuz 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

Toplum, İsrail ve ABD düşmanı oluyor


Çok tehlikeli bir dönemden geçiyoruz. Olaylar, Türk toplumunu hızlı şekilde ABD ve İsrail aleyhtarı bir yöne doğru itiyor.
ABD'nin, PKK konusundaki tutumu giderek tepki yaratıyor. Kamuoyu, Washington'un yaklaşımını anlayamıyor. Özellikle, İsrail'in Lübnan'ı yerle bir etmesi ve Gazze'de Hamas'a karşı yürüttüğü saldırıya ABD'nin verdiği dolaylı destek, İsrail politikalarını olumlu karşılayan sözlerine karşılık, Türkiye'nin olası bir Kuzey Irak operasyonuna karşı çıkması, Türk kamuoyundaki tepkileri daha da derinleştiriyor.
İsrail ile Türkiye'nin karşılaştırılması, hatta Türkiye'nin İsrail ile aynı potanın içine konması mantıklı değil. Ancak kamuoyu mantıkla değil, çoğu zaman hisleriyle hareket ediyor. Tutarsızlıkları, kendine karşı düşmanca bir hareket olarak niteliyor.
Dışişleri Bakanı Gül, geçen hafta bu konuya dikkat çekti. Gerçektende, ülkenin en liberal, ABD ve İsrail ile ilişkilere önem veren kesimlerin kullandıkları söyleme dikkat ederseniz, tehlikenin büyüklüğünü çok daha iyi anlarsınız.
Bu tempoda devam edilirse, bir süre sonra hükümet ne yaparsa yapsın, kamuoyu tepkisi karşısında ABD ve İsrail ile ilişkileri rayına oturtamayacaktır. 1970'lerdeki gibi, 6 ıncı Filo'dan çıkan askerlerin denize atıldığı, Amerikan Büyükelçilerinin arabalarının yakıldığı, İsrail'e karşı büyük gösteri ve eylemlerin yapıldığı dönemlere geri dönebiliriz.
Dikkat edin, gösteriler artıyor. Üstelik bunların dincilikle ilgisi yok. Olsa bile çok azınlıkta kalıyorlar. Benim sözünü ettiğim tehlike, halkın içinden gelen öfke ve homurtudur.
Tehlikenin beni korkutmasının nedeni de, ne İsrail ne de ABD yönetiminin, bu duruma bakıp politika değiştirmeye niyetleri var. Onların hesapları çok daha büyük ve çok farklı.
Ancak unutmamalılar ki, onların kendi elleriyle kazdıkları tuzağa hepimiz düşeceğiz.

İKİ KOMUTANDAN BEKLENTİMİZ VAR...
Yarın Ankara'nın önemli bir ziyaretçisi var: Yunan Genelkurmay Başkanı Oramiral Panagiotis Chinofotis. Türkiye'ye ilk defa bir Yunan Genelkurmay Başkanı geliyor. Karşılıklı güven arttırıcı önlemlere imza atacaklar. Ancak bizim onlardan çok daha önemli bir beklentimiz var.
İki Genelkurmay Başkanı'nın buluşmaları, tabii ki neresinden bakılırsa bakılsın önemlidir. Kısa bir süre öncesine kadar böyle bir ziyaret düşünülemezdi. Türkiye ile Yunanistan düşman kardeş gibiydiler.
Ancak artık koşullar değişti.
Bugün Yunanistan, Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğini destekliyor. Gerektiğinde, Kıbrıs Rumlarını dahi sakinleştiriyor. AB üyesi bir Türkiye'nin, bölgeye sürekli barış getireceğine inanıyor ve bu fırsatın kaçmamasını istiyor.
Bugün Yunanistan, Kürt ayrılıkçı güçlerine destek vermiyor. PKK'yı beslemediği gibi, Kürt sorununa da mesafeli yaklaşıyor.
Türkiye'nin Yunanistana bakışı da çok değişti. Eskiden Atina "1 nolu dış tehdit" idi, bugün artık tehditten söz edilmiyor. O kadar ki, Türk kamuoyunda artık Yunanistan ile kriz yaşamak, Ege'de savaş bulutları, tatbikat gerilimleri, havada uçak kovalamacaları istenmiyor. Bir zamanlar, bu tip olaylar toplumların milliyetçilik gururunu okşardı. Artık değil...
Çatışma ve kriz dönemi artık geride kaldı. Artık insanlar rahat etmek istiyorlar. Artık Ege'de tatil yapmak, Ege'yi bir barış gölü gibi görmeyi arzuluyorlar.
İşte böylesine müsait bir ortamda bir araya gelen iki Genelkurmay Başkanı'nın bu ortama katkıda bulunma sorumlulukları olduğuna inanıyorum.
Bu ziyaret sırasında, basına yansıyan haberlere göre, iki Genelkurmay Başkanı, Ege'deki tatbikatlara konan moratoryumu uzatacak, aralarındaki iletişimi arttıracak sürekli bir görüşme mekanizması kuracak.
Ancak bunlar yetersizdir.
Asıl önemlisi it dalaşlarına son verilmesidir. Zira asıl tehlike odur. İnsan yaşamları, bu anlamsız itişme sırasında kaybedilmektedir.
İki ülke Genelkurmay Başkanları bu ilki gerçekleştirebilirler.
Nasıl askeri manevraları turizm sezonunun dışına taşıyabildilerse, hava sahasıyla ilgili iddialarını da tehlikeden uzak bir biçimde sürdürme mekanizmasını oluşturabilirler.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Atatürk ve Rauf Bey
'İLK BEŞLER' terimi popüler tarihçi Cemal Kut...
Melih AŞIK
Lübnan'a sefer mi?
İsrail - Lübnan arasındaki gerilimin azaltılm...
Fikret BİLA
Org. Başbuğ ne demişti?
Türkiye, Kandil Dağı, sıcak takip, sınır ötes...
Hasan CEMAL
Temiz futbol, kirli futbol!
İktidar ve muhalefet partileri, soruyoruz, sp...
Güneri CIVAOĞLU
Bayrakların altında...
Hafta sonu, Ali Şen'in Bodrum'daki çiftlik ev...
Can Dündar
Zor denklem
Roma'da yapılacak "Lübnan konferansı"na Türk...
Abbas GÜÇLÜ
İnterneti değil büroları tercih edin
Tercih listelerini gönderme süreci yarın başl...
Hurşit GÜNEŞ
Tek başına Merkez Bankası
Merkez bankalarının (MB) üç görevi vardır: Bi...
Sami KOHEN
Türkiye Barış Gücü'ne katılır mı?
ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice dün Ort...
Derya SAZAK
Lübnan'ın yazgısı
ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Lübnan...
Meral TAMER
Murat Belge, yoksulluğu tartışmaya davet ediyor
Pazar sabahı Murat Belge'nin Radikal'deki yaz...
Güngör URAS
Otellerimiz Avrupalı fakirlerin tatil kampı oldu
Deniz kıyılarında yapılan 5 yıldızlı otelleri...
M. Ali BİRAND
Toplum, İsrail ve ABD düşmanı oluyor
Çok tehlikeli bir dönemden geçiyoruz. Olaylar...

© 2006 Milliyet