Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 26 Temmuz 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Petrolsüz açık


Cari açık tartışmaları gerek medyada, gerek piyasalarda, gerekse meslektaşlarımız arasında hâlâ tartışılıyor. Çünkü ekonomide en önemli sorun bu açık. Ve bu açığın altında da dış ticaretteki dengesizliğin giderek bozulması yatıyor. Dış ticaret açığı yapısal bir sorun. Ama son birkaç yıldır daha da kötüleşti.
Bu gelişmeyi 2001 yılını referans alarak irdelemek pek doğru değil. Çünkü kriz nedeniyle o yıl ithalat çökmüş, ihracat bile düşüş göstermişti. O nedenle 2002 yılının ithalatını referans almak daha makul. Kaldı ki, 2002 yılında ekonomi canlanmaya başlamış, yüksek bir büyüme hızı da elde edilmişti.

20012002200320042005 (milyon dolar)
Cari işlemler hesabı3.392-1.524-8.036-15.604-23.031
Dış ticaret dengesi-3.733-7.283-14.010-23.878-32.722
Min. yakıt ithalatı8.3009.20011.60014.40021.200
Ek yük09003.3006.10012.900


Fatura giderek büyüdü
2001 yılında petrol ve benzeri mineral yakıtlara ödenen ithalat faturası 8.3, 2002 yılında da 9.2 milyar dolardı. 2005 yılında ise bu fatura 21.2 milyar dolara fırladı. 2002 yılında dış ticaret açığı 7.3 milyar dolarken, 2005 yılında 32.7 milyar dolara yükselmiş, yani 25.4 milyar dolar artmıştı. Bu açığın 12 milyar dolarlık kısmının enerji ithalatı faturasındaki artıştan kaynaklandığı anlaşılıyor. Geriye kalan 13.4 milyar dolar. Demek ki, petrol fiyatlarının ötesinde, çeşitli nedenlerle (ki buna kurdaki reel değerlenme de dahil) ortaya çıkan dış ticaret açığının boyutu bu kadar.
Analizi sürdürürsek, petrol fiyatları 2002 düzeyine düşse, dış ticaret açığının 20 milyar dolara ineceği görülüyor. Ama yine de ortada önemli bir artış var. Çünkü 2002 yılında dış ticaret açığı sadece 7.3 milyar dolardı.
Aynı analizi 2003 yılını baz alarak yapalım. Dış ticaret açığı 14 milyar dolardan 32.7 milyar dolara çıkmış. Aradaki fark 18.7 milyar dolar. Enerji ithalatı faturası ise 11.6 milyar dolardan 21.2 milyar dolara çıkmış. Yani gelen ek yük 9.6 milyar dolar. Bu da net biçimde dış ticaret açığındaki büyümenin yarısının enerji faturasından kaynaklandığını gösteriyor.

Cari açık yarıda kalacaktı
Gelelim, enerji faturasının, pek doğru olmayan ama döviz finansmanını gösteren, cari işlemler açığı üzerindeki etkisine. 2003 yılında cari işlemler açığı 8 milyar dolardı. 2005 yılında bu 23 milyar dolara çıktı. Aradaki fark 15 milyar dolar. Eğer 2005 yılında petrole ödenen miktar değişmeseydi, yani 2003 düzeyinde kalsaydı bu açık 13 milyar dolarda kalacaktı. Bu da milli gelirin yüzde 3'ü kadar bir düzey olacaktı.
İşte tüm gürültü de burada kopuyor. 8 milyardan 13 milyar dolara çıkan bir cari işlemler açığı elbette göz ardı edilemez. Bunun büyümeden kaynaklanan tarafı olduğu gibi, kurdan etkilenen tarafı da var. Mutlaka önlem alınması gereken bir konu. Üstelik dış ticaret açığı daha da büyümüş. Eğer TL bu denli değerlenmeseydi, belki bu açık kısmen daralacaktı.
Ancak bu tablodan da anlaşıldığı gibi karşı karşıya olduğumuz dış ticaret açığı sorununu tamamıyla kura bağlamak yanlış. Asıl sorun ithalattaki büyüme olduğuna göre, bunun ardında kur kadar, hatta daha fazla, petrol fiyatlarındaki artış ve büyümenin getirdiği ithalat talebi var.

hgunes@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Doğu kalkınması
DÖRT bin metrekare genişliğinde bir tekstil f...
Çetin ALTAN
"Yüz Yıl Savaşları" ve maden suyu sodası
Napolyon'un ünlü bir sözü vardır; "savaş nedi...
Melih AŞIK
İran senaryoları
Uğur Mumcu gibi aydınlarımızın katlinde rol o...
Fikret BİLA
Ankara asker göndermeye nasıl bakıyor?
Türkiye, Birleşmiş Milletler'in (BM) ve NATO'...
Hasan CEMAL
İş dünyası, AKP dünyası!
İş dünyası ya da büyük iş dünyası diye genell...
Güneri CIVAOĞLU
Lozan'ı delmek...
ABD Dışişleri Bakanı Rice'ın "Yeni bir Ortado...
Abbas GÜÇLÜ
Yeni açılan üniversiteler ve bölümler
Yeni açılan 15 yeni üniversitenin rektörleri,...
Hurşit GÜNEŞ
Petrolsüz açık
Cari açık tartışmaları gerek medyada, gerek p...
Nail GÜRELİ
Servet ve sefalet
Geçen yıl temmuz ayında Hakkâri'nin Yüksekova...
Sami KOHEN
"Yeni Ortadoğu" stratejisi
"YENİ bir Ortadoğu için zaman geldi... Buna k...
Metin MÜNİR
Bir domates, on domates
Modern tarım yöntemleri doğayı mahvetmekle ka...
Hasan PULUR
Başbakan'dan aşağıya...
BENZER bir olayın kahramanıyla karşılaşınca, ...
Meral TAMER
Yoksulların sesi hiç duyulmaz ki...
Yıllardır alıştığımız adıyla Devlet İstatisti...
Ece TEMELKURAN
Roma'ya bizi götürün!
Herkes olan bitenden bir "doğal afetmiş" gibi...
Osman ULAGAY
'Tezkere' geçseydi mucize mi olacaktı?
Irak'ı işgale hazırlanan ABD güçlerinin bu am...
Güngör URAS
TMO, dünya fiyatından buğday satıyor
Nedim Şener'in Milliyet'te yayımlanan haberin...
M. Ali BİRAND
İran, ABD ile güç pazarlığı yapıyor
İran ile Batı dünyası arasındaki çekişmeye dı...

© 2006 Milliyet