|
Kefiye - 2
Roma'ya bizi götürün!
Herkes olan bitenden bir "doğal afetmiş" gibi söz ediyor. Bölgeye Kızılhaç gidiyor, UNICEF çağrı yapıyor, Birleşmiş Milletler'de barış "işlerine" bakan birileri, insanların battaniyelere ihtiyacı olduğunu söylüyor.
Sanki, bir sel baskını ya da bir deprem olmuş gibi konuşuyor herkes. Gazeteler, televizyonlar bu bir işgal değilmiş, Allah'tan gelen bu felaketin yaralarını sarmaktan başka çaremiz yokmuş gibi veriyor haberleri. Reel politikanın en övündüğü hasleti olan "soğukkanlılık" sürdürülürken "beş yıldızlı otel diplomasisinin" çatal bıçakları kuralına göre, ağır ağır kullanılıyor. Öfkeden söz edenler "Hizbullah'tan sayılacağı" için, söz sahiplerinde kahredici bir "normalizasyon" çabası.
Viva Zapatero!
İşte bütün bu "usturuplu" atmosfer içinde bir tek adam, adam gibi davrandı Batı dünyasından. İspanya Başbakanı Jose Luis Zapatero! Zapatero iki gün önce partisinin gençlik kolları toplantısında yaptığı bir konuşma sırasında bir gencin omuzlarına bıraktığı kefiyeyi kabul etti. Omuzlarında, İsrail'in şımarık zulmüne karşı küresel ve tarihsel bir simge olan kefiyesiyle İsrail'i eleştirdi, Lübnan'ın işgalini kınadı. Siyaset budur! Liderlik de...
Diplomasi dehlizlerinde ve karanlık hesaplarla kurulmuş uluslararası siyaset dengeleri içinde kendini yitirmenin adı "soğukkanlılık" ya da "metanet" koyulduğunda, bir ülkeyi, halkları ve giderek insanlığı temsil etmek bu demek.
Roma'ya kefiye!
Dün Can Dündar yazdı. Türkiye, Roma'da yapılacak Lübnan Konferansı'na son anda ABD'nin Dış Savaşlar Bakanı Condi Hanım'ın ani müdahalesiyle davet edilmiş.
Can, "AKP'nin işi zor" diyor. Doğru. Ama Türkiye'de şu anda ölen çocuklara bakarak kahrolan bizlerin görevi şimdi hükümeti orada ne söyleyeceği konusunda zorlamak. Tıpkı Irak'a asker gönderilmesini 1 Mart mitingiyle engellediğimiz gibi şimdi de Roma'ya gideceklerin "bizim adımıza" doğru şeyleri söylemesini sağlamalıyız.
Oraya kim gidiyorsa omzuna (hiç değilse hayali) birer kefiye atmasını istemeli, nereden geldiklerini unutmamalarını, beş yıldızlı otel diplomasisinin lüks ve soğukkanlı havasına kendilerini kaptırmamalarını, Ortadoğu çocukları olarak konuşmalarını istemeliyiz.
Eğer Roma'da ABD işbirlikçileri arasında Ortadoğulu değil de "İsviçreliymiş" gibi konuşurlarsa yalnız kalacaklarını, bir daha kimsenin onları bu ülkede adam yerine koymayacağını söylemeliyiz.
Roma'ya kim gidecekse onlara Türkiye ve Ortadoğu halkları adına birer kefiye göndermeliyiz. Acil ve simgesel bir eylem öneriyorum. Çünkü Türkiye böyle hissediyor, biliyorum. Çünkü bu, bir doğal afet değil. Bu, birkaç kişinin kararını aldığı berbat bir saldırı. İnsanın insana yaptığı tarifsiz bir kötülük. Ve biz insanlar olarak bunu engellemek için bir şey yapabiliriz.
Bombaların çocukları
İsrail'de küçük kız çocukları, Lübnan çocuklarını öldürecek bombaların üzerine isimlerini yazıyorlar ve ekliyorlar:
"Sevgilerle"!
İsrail, sadece Filistinli ve Lübnanlı çocukları öldürmekle kalmıyor, kendi çocuklarını da bir başka biçimde öldürüyor bu savaşta. Bizim görevimiz, sadece Filistin ve Lübnan'da yaşayan çocukları değil, bütün dünya çocuklarını, dünyanın geleceğini korumak.
Halkların, temsili demokrasi denen problemli bir sistemle yönetildiği bugünün dünyasında bizi temsil edenlerin bizi gerçekten temsil etmeleri ve bu görevi bizimle paylaşmaları için her zamankinden daha çok bağırmamız gerekiyor.
Hepimizin artık omzunda bir kefiyeyle dolaşıp ne dediğimizi daha anlaşılır hale getirmemiz gerekiyor.
Onlar soğukkanlı takılabilirler. Bizim öfkeli ve net olmamız gerekiyor!
ecetem@hotmail.com
|
|