Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 26 Temmuz 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

İran, ABD ile güç pazarlığı yapıyor


İran ile Batı dünyası arasındaki çekişmeye dışardan baktığınız taktirde, Tahran'ın nükleer silah elde etmek istiyormuş, Batı'nın da bunu "engellemeye çalışıyormuş" gibi bir izlenime sahip olabilirsiniz.

Ancak bu çok yanıltıcı olur.

Aslında, İran ile Batı dünyası arasında bir "güç pazarlığı" veya bir "liderlik mücadelesi" yaşanıyor.

İran, nükleer enerji kapasitesini arttırıp, nükleer silah üretme noktasına yaklaşarak, Batı dünyasını ürküttü. Zira, İranlılar bunu başarabildikleri taktirde, "dünyada büyük bir kaos çıkabilecek" demektir. Başka ülkeler de, bu yarışa katılmak isteyebilecekler, Ortadoğu'daki dengeler bozulacak ve bölge çok daha tehlikeli bir duruma girecek.

Dolayısıyla, şu anda eline son derece değerli bir koz geçirmiş durumda ve kozlarına karşılık bir pazarlık yapıyor..

İRAN, ABD'DEN NE KOPARMAK İSTİYOR ?

İran'ın, nükleer silah yapmaktan vazgeçme karşılığında da bir beklenti veya istek listesi var.

Bunun başında da, ABD tarafından uygulanan gizli ambargolardan kurtulmak geliyor.

Örneğin, Dünya Ticaret Örgütü'ne geri dönmek ve bunun nimetlerinden yararlanmayı arzuluyor. Uçak parçalarını Batı'dan da satın alabilmek, petrolünü çıkarabilmek için Batı teknolojisinden daha fazla yararlanmak, petrolünü Batı'ya satabilmek, Batı'ya petrol hatları kurabilmek istiyor. İran'a gelmek isteyen Batılı yatırımcılar üzerindeki Amerikan yasaklarının kaldırılmasını, Batılı büyük bankaların, büyük şirketlerin engellenmemesini arzuluyor.

Özetle, İran, ABD tarafından itilip kakılan, parya muamelesi yapılan, Uluslararası camianın dışına itilmiş bir ülke olmaktan kurtulmayı amaçlıyor. Gün ışığına çıkmak, elindeki ekonomik-siyasi ve insan gücünü kullanıp, bölgedeki ağırlığını ve gücünü arttırmaya çabalıyor.

İRAN'IN ELİNDE ÖNEMLİ KOZLAR VAR

İran Amerikan ambargolarından kurtulup bölgesel bir süper güç olabilmek için de, elindeki diğer( nükleer silah geliştirmek dışındaki) kozları da kullanıyor:

- ABD istilası nedeniyle karışan Irak'ta İran Şii'ler üzerindeki etkinliğini kullanıyor. İsterse direnişi durdurabileceğininin sinyallerini veriyor.
- Lübnan'daki Hizbullah aracılığı ile de Filistin savaşındaki ağırlığını arttırmış durumda. Savaşın gidişini etkileyebilecek durumda bulunuyor.
- Petrol fiyatlarının artışı sayesinde parasal gücünü giderek arttırıyor. Ayrıca, elindeki büyük rezervler sayesinde, petrol fiyatlarını belirli oranda etkileme olanağına da sahip.
- Tacikistan'daki Şii gruplar üzerindeki ağırlığını kullanıyor.
- İstediği taktirde radikal İslamcı gruplara destek verebileceği izlenimini veriyor. Teröre bulaşmama ve Devrim ihracatından vazgeçtiğini, ancak gerekirse yeniden başlayabileceği varsayımı ortada dolaşıyor.

Yukardaki listeyi incelediğiniz taktirde, İran rejiminin, bugünkü noktaya ABD'nin hataları sonucunda geldiği çok rahatlıkla görülüyor. ABD, uluslararası alanda sıkıştıkça, pazarlıkta İran'ın eli güçleniyor.

Washington'un Irak bataklığına batması, Afganistan'da Taliban'ın yeniden baş kaldırabilmesi, İsrail'in Filistin ve Lübnan'a karşı giriştiği savaşın İslam dünyasındaki olumsuz etkileri, İran'ın işine yarıyor. İslam dünyasındaki prestiji artıyor.

Nükleer güç olma düşüncesi dahi, İran halkı için bir şahlanış, İslam dünyası için de bir başkaldırı anlamına geliyor.

Halkları elektrikliyor. Küresel bir güç konumuna kavuşmaya çabalıyor.

Tahran daha şimdiden , İslam dünyasının sesi oluyor, liderliğine göz kırpıyor.

ABD İSE, İRAN'I DEĞİŞTİRMEYE ÇALIŞIYOR

İran önünü açıp, Uluslararası alanda güçlü bir ülke statüsüne, elindeki kozları ve en önemlisi bugünkü rejimini değiştirmemeye, avantajlarını kaybetmemeye çalışırken, ABD de İran'a bu statüyü bedava vermek istemiyor. Prestijinin zedelenmemesi için, karşılığında bir şeyler elde etmeyi planlıyor :

- Rejimi değiştirmek ve radikal yaklaşımını yumuşatmak.
- Irak'ta Şii direnişinin durdurulmasına katkıda bulundurmak.
- Filistin ve Lübnan'daki Hizbullah ve Hamas üzerindeki etkinliğini kullandırmak.
- Tacikistan , Afganistan ve diğer bölgelerde işbirliğine zorlamak.
- Petrol politikalarını Batı'ya göre ayarlamasını sağlamak.
İran bugüne kadarki yaklaşımıyla, hedeflediği amaçlarına yavaş yavaş yaklaşıyor. Daha şimdiden bölgedeki ağırlığı ve etkinliği arttı. Bir çok konuda kazanımları oldu. 27 yıldır tek bir görüşme yapmadığı ABD dahi, ilk defa Tahran ile konuşmaya başlayacağını açıkladı.

Ancak pazarlık henüz bitmedi.

Aksine daha yeni başlıyor.

Peki, Türkiye bu olaya nasıl bakıyor ve ne yapmak istiyor?

Bu da yarınki yazının konusu olacak.

TAHRAN,GEÇMİŞİN FATURASINI ÖDÜYOR

ABD-İran ilişkilerinin böylesine bozulmasının temelinde, 1979 yılında Şah'ın devrilmesiyle birlikte, Humeyni'nin gelmesi, İslam Cumhuriyeti'nin kurulması ve ardından da 1980'de Amerikan Büyükelçiliği'nin basılıp, 52 diplomatın bir yılı aşkın süren rehine tutulması yatar.

Amerikan halkı, gözleri kapalı olarak halkın arasında dolaştırılan, itilip kakılan, burnu sürtülen Amerikalı diplomatların görüntülerini hiçbir zaman unutamadı. Hele, Carter döneminde, rehineleri kurtarmak için başlatılan askeri operasyonun, helikopterlerin çöle düşmesi sonucunda bir skandala dönüşmesi, yaraya tuz biber ekilmesi anlamına gelmişti.

ABD'nin İran ile ilişkilerinin zaman içinde daha da kötüleşmesi, Tahran'ın İslam devrimini yayma çabaları ve ABD'nin nerede olursa olsun karşı politikalarla önüne çıkması nedeniyle daha da yaygınlaştı.

Sonunda rehineler geri dönebildiler, ancak Washington İran'ı kara listeye aldı. Amerikan halkı da İran İslam rejimini hiçbir zaman affetmedi.

İRAN, ATEŞLE OYNAMAYI SEVMEZ…

1979'dan bu yana, İran'ı ön planda görünüp yönetenler ve İslam devletinin geçirdiği aşamaları şöyle özetleyebiliriz:

Humeyni dönemi (1979-1989): Hem cumhurbaşkanı, hem de dini lider olarak, ülkeyi yönetti. ABD'nin yanlış politikaları ve özellikle Irak ile girişilen 8 yıllık savaş sayesinde iktidarını sağlamlaştırdı.

Rafsancani (1989-1997): Devrimin sivriliklerini törpüledi. Devrim ihracını durdurdu ve rejimin yerleşmesini, sağlam bir zemine oturmasını sağladı.

Hatemi (1997-2005): İran'ı dışa açmaya, rejimi yumuşatmaya, özellikle de Amerika ile ilişkileri rayına oturtmaya çalıştı, ancak başarısız oldu.

Ahmedinecad (2005- ....): İktidara gelmesiyle birlikte, nükleer politikayı ön plana çıkarıp, İran'ın etrafındaki zincirleri kırma operasyonunu başlattı.

İran tek kişi tarafından yönetilmez. Kendine özgü bir çok seslilik ve demokrasi anlayışı vardır. Örneğin, Cumhurbaşkanlarının etkisi belirli bir noktaya kadardır. Dini lider Hamaney'in önemli etkinliği vardır. Cumhurbaşkanları, Hamaney, etrafındaki etkili bir hocalar grubunun çizdikleri sınırlar içinde hareket edebilirler. Hamaney dışında politikaları etkileyen başka kurumlarda vardır.

En önemlisi, İran'ın güçlü bir diplomasisi vardır ve ateşle oynamaktan da hoşlanmazlar. Ne zaman ve nerede duracaklarını bilirler. İyi satranç oyuncusudurlar.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Doğu kalkınması
DÖRT bin metrekare genişliğinde bir tekstil f...
Çetin ALTAN
"Yüz Yıl Savaşları" ve maden suyu sodası
Napolyon'un ünlü bir sözü vardır; "savaş nedi...
Melih AŞIK
İran senaryoları
Uğur Mumcu gibi aydınlarımızın katlinde rol o...
Fikret BİLA
Ankara asker göndermeye nasıl bakıyor?
Türkiye, Birleşmiş Milletler'in (BM) ve NATO'...
Hasan CEMAL
İş dünyası, AKP dünyası!
İş dünyası ya da büyük iş dünyası diye genell...
Güneri CIVAOĞLU
Lozan'ı delmek...
ABD Dışişleri Bakanı Rice'ın "Yeni bir Ortado...
Abbas GÜÇLÜ
Yeni açılan üniversiteler ve bölümler
Yeni açılan 15 yeni üniversitenin rektörleri,...
Hurşit GÜNEŞ
Petrolsüz açık
Cari açık tartışmaları gerek medyada, gerek p...
Nail GÜRELİ
Servet ve sefalet
Geçen yıl temmuz ayında Hakkâri'nin Yüksekova...
Sami KOHEN
"Yeni Ortadoğu" stratejisi
"YENİ bir Ortadoğu için zaman geldi... Buna k...
Metin MÜNİR
Bir domates, on domates
Modern tarım yöntemleri doğayı mahvetmekle ka...
Hasan PULUR
Başbakan'dan aşağıya...
BENZER bir olayın kahramanıyla karşılaşınca, ...
Meral TAMER
Yoksulların sesi hiç duyulmaz ki...
Yıllardır alıştığımız adıyla Devlet İstatisti...
Ece TEMELKURAN
Roma'ya bizi götürün!
Herkes olan bitenden bir "doğal afetmiş" gibi...
Osman ULAGAY
'Tezkere' geçseydi mucize mi olacaktı?
Irak'ı işgale hazırlanan ABD güçlerinin bu am...
Güngör URAS
TMO, dünya fiyatından buğday satıyor
Nedim Şener'in Milliyet'te yayımlanan haberin...
M. Ali BİRAND
İran, ABD ile güç pazarlığı yapıyor
İran ile Batı dünyası arasındaki çekişmeye dı...

© 2006 Milliyet