|
 |
|
|
Çeşme'de teröristlere teslim oldum
Çeşitleme / Selim Türsen
Gece yarısı saat 24.00... Birden gök gürültüsü gibi bir ses yükseliyor. Yeni uykuya dalmışken kalp krizi geçirecek kadar korkan yaşlılar, yataklarından sıçrayıp çığlıklar atmaya başlayan bebeler, "Bitsin artık bu işkence" diye lanetler okuyan çevre sakinleri. Beş yıldızlı bir otel ve açık hava diskosunun açılmasından sonra ses teröristlerinin kurbanı haline gelen binlerce insanın son üç-dört yıldan beri her yaz yaşadıklarından söz ediyorum.
* * *
Çeşme, Dalyanköy özellikle de Sakız Adası'nın karşısına düşen Komidi Mevkii bir zamanlar benim için de huzur demekti. Yukarıda anlattığım olaylar başlayıncaya kadar. Artık sabahları saat 09.30'da otelin havuz başından yükselen seviyesiz müzikle başlayan günüm, kulaklarımda kesintisiz bir uğultuyla ertesi sabah saat 04.00'e kadar sürüyor. Gece yarısı saat 24.00'ten itibaren açık hava diskosunun devreye girmesiyle de tüm desibel sınırları alt üst edilerek yaşam gerçek bir kabusa dönüşüyor.
* * *
İşin doğrusu Çeşme bugün şehir plancılığından yoksun büyümenin sıkıntılarını yaşıyor. Eğlence yerleri ve turizm tesisleri ile konut alanlarının iç içe olmasına izin veren vizyondan yoksun zihniyet bugünkü durumun esas nedeni.
Ben kendi payıma çarşıda, yazlıkta, plajda akla gelebilecek her yerde gürültü bombardımanı altındaki Çeşme'nin üzerine kırmızı bir çizgi çektim. Nasıl olsa defalarca yapılan şikayetler para etmiyor. Kaymakamlık, Belediye, Jandarma gürültüyle mücadele etmesi gereken kurul ve komisyonların söz geçiremediği ses teröristlerine ben mi söz geçirebileceğim?
Bırakalım 50-100 kişiyi eğlendirmek için çevrede oturan binlerce masum insana ses teröristleri işkence yapsın. Nasıl olsa onlara ve Çeşme'ye layık olduğu cezayı dünyanın hiçbir yerinde karşılaşamayacakları ses kirliliği yüzünden bir daha dönmemek üzere gidecek turistler verecek.
Komutanlar Urla'da
Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök emekli olduktan sonra yaşamak için Urla'yı tercih etmiş. Çok zor bir dönemde duygularıyla değil, akıl ve mantık süzgecinden geçirdiği açıklamalarıyla takdir ettiğim yeni komşumuz Özkök Paşa'ya "Hoş geldiniz" diyorum.
Ancak geldikleri yeri biraz daha tanımalarında yarar var diye yazıyorum. Türkiye'de en ücra köylere su, elektrik ulaşmasına rağmen Kekliktepe'ye henüz şehir suyu ulaşamadı. Yollar asfat yüzü görmemiş, toz toprak içerisinde. Şehir aydınlatması olmadığı için, Kekliktepe sakinleri akşamları zifiri karanlıkta korku fimlerinde gider gibi evlerine ulaşmaya çalıyor. Kanalizasyonu filan düşünen zaten yok, foseptikle işler idare ediliyor.
* * *
Aslında bütün bunlar bir Türkiye klasiği. Tapusu olmayan gecekondu mahallelerine elektik, su götürülür ama yasaları harfiyen uygulayan, vergisini tıkır tıkır ödeyenlere beş kuruşluk hizmet verilmez. Altyapısı şimdilik eksik ama gerçek bir cennet olan Kekliktepe'ye hoş geldiniz paşam.
stursen@milliyet.com.tr
|
|
|

|