|
Saka kuşunun ötüşü
Dün sabah saat tam 6'da elektrikler yine kesildi Göztepe'de. TV kanallarında ne haberleri, ne gazete manşetlerini izleme olanağı kaldı. Daha da beteri, suyu kaynattıktan sonra otomatik olarak kendiliğinden sakinleşen elektrikli çaydanlığın üstündeki demlikte, çay da demlenemez oldu.
Bir fincan demli sabah çayından yoksun, başladık beklemeye elektriksiz loşumsu odada...
Saat 6.30 oldu elektrik yok...
Saat 7 oldu elektrik yok...
Neyse ki kapıcı, asansörlerin çalışmasını beklemeden, 225 basamak merdiveni çıkarak getirdi gazeteleri, bizim tepedeki 13'üncü kata...
* * *
Hiç değilse bir de demli çay olsaydı...
Ağzım bedduaya hiç mi hiç alışık değilken, yüreğimden kara bir dua koptu:
- Dilerim Tanrı'dan, politikacılar da kürsülere çıktıklarında; yumruklarını göğüslerine vurup, kollarını havaya doğru kaldırarak çektikleri nutukların en coşkulu yerinde, inşallah kesiliverir mikrofonlarının elektrikleri...
* * *
Bendeniz 6 yaşındayken Edirne'de de, Göztepe'de de henüz elektrik yoktu. Geceleri sabaha kadar küçük idare lambaları yanardı, tuvalete kalkacaklar için...
Ve ben, Edirne'deki İstiklal İlk Mektebi'nin 1'inci sınıfındayken, bahçede çift sıra yürüyerek "Onuncu Yıl Marşı"nı talim ediyordum:
Çıktık açık alınla on yılda her savaştan...
* * *
Geldik şimdi 80'ine... Göztepe'de sabahın 7'sinde elektrikler kesik olduğu için; bir fincan demli çayın, hafiften öfkeye de dönüşen özlemiyle bakıyorum gazetelere...
Bir ömür boyu "gelişmekte olmak"tan, "gelişmiş"liğe terfi edememenin sonuçları...
* * *
Irak'ta, Filistin'de, Lübnan'da çoluk çocuk insanlar, ölüp ölüp dururken; lafı mı olur, elektrikler kesildiği için, bir fincan demli çay içememenin.
Yok canım hiç lafı olur mu?
* * *
Kuzey Lübnan'da, bizim kıyı kentlerinde, Portekiz, İspanya, Fransa, İtalya, Yunan plajlarında, turistler; kadınlı erkekli denizlerin tadını çıkarır, gece kulüplerinde sabahlara kadar dans ederken de, aynı soruya atılabilir bir kement; lafı mı olur, Irak'ta, Filistin'de, Güney Lübnan'da ölenlerin...
Hele "El Kaide, Hizbullah, Hamas" gibi eylemci örgütlerin; "İslami cihat" coşkusu nedeniyle de, öldüklerini bilmiyorlarsa...
* * *
Belki de, "yer"yüzünün küreselleşme sürecinde; köylü ağırlıklı toplumların tepesindeki saltanat düşkünü politikacılar; "bağımsızlık" kavramının kutsallığı arkasında, kendi gizli sömürgelerinin, "uzay çağı" dönemine uyumlu, evrensel bir burjuvalaşmaya geçmesini istemiyorlar...
Durup dururken ne diye kaybetmeli, kümesin horozluğunu?
Aşılmakta olan "ulus-devlet" modeli; biliyorsunuz çok fiyaka sağladı, kümesin horozluğunu ele geçirebilenlere...
* * *
Saat 7.30, nihayet elektrikler geldi...
Bir ömür dinlediğimiz Türkiye'nin enerji darboğazı; enerji kaynakları açısından Türkiye'nin dışa bağımlılığı; Bakü-Ceyhan petrol boru hattı sayesinde, Türkiye'nin önemi...
Ve sabah sabah elektriksiz geçen 1.5 saat sonunda, nihayet içebildiğim bir fincan demli çay...
* * *
Vatan, millet, bayrak, şanlı tarih, din iman, vatanı ve milletiyle devletin bölünmez bütünlüğü elbet önemlidir de; sabahları bir bardak demli çay önemli değil midir?
21. yüzyılın dinamikleri, bir bardak demli çayın önemini de, yukarı doğru çekmede...
* * *
Kadınsız kahkahasız, erkek erkeğe kahvelerinin simgelediği köylü ağırlıklı yörelerin politikacılarıyla Hazine'den geçinmeli takımı; kolay kolay anlayacağa benzemiyorlar böylesi bir değişimi...
"Burjuva enternasyonalizmi"nin hızlanan çarkları, çok çalkantılar yaratacağa benziyor o yörelerde...
Çünkü "yoksulluk", piyasayı daralttığı için; işçi sınıfının emek gücüne ihtiyacı kalmayan evrensel kapitalizme artık hiçbir yarar sağlamıyor; sadece yerel horozların saltanatına ve silah alımlarına olanak sağlıyor.
Mümkün değil bunun böyle sürmesi...
* * *
Siz saka kuşunun nasıl öttüğünü biliyor musunuz?
Şöyle ötüyormuş saka kuşu:
"Sakanın ana ötüşleri 3'e ayrılır; 'önler', 'ortalar', 'bağlar'...
'Önler', ötüşün ilk aşamaları; onlar da 'velis', 'çipetpet', 'veste', 'çel' 'vayis' diye ayrılıyorlar.
Saka kuşunun 'velis' veya 'çipetpet'in arkasından; 'ders şakşağı' vurması gerekiyor.
'Şakşak' sakanın şakıması... Şakşağını da, 'vicyo' veya 'hik'iye bağlamalı. Örneğin 'çipet-pet-pet-pet, tii, şak-şak-şak, vicyo' gibi...
Kuşun 3'lü, 4'lü şakşak vurması gerekiyor. 2'lisi eksik sayılıyor.
Eğer kuş 'velis'le ötüyorsa, arkasından 'kaba şakşak' vurmalı.
İyi bir sakada hem ders şakşağı, hem de kaba şakşak bulunmalı.
Ortalarda da, şakşaktan sonra gelen 'kıskıs', 'vayvay', 'hihi' bulunmalı...
Beğenilmeyen ötüşler ise 'tor', 'çaça', 'sulu şakşak'..."
* * *
Sanırım saka kuşunun ötüş analizlerini incelemeden, Ortadoğu'da olup bitenlerle, olup bitecekleri de anlamak kolay değil.
* * *
Türkiye, Lübnan'da konuşlandırılması düşünülen Barış Gücü'ne katkıda bulunacak mı, bulunmayacak mı?
Yorumcular, saka kuşunun diliyle konuşuyorlar:
- Çipet-pet-pet-pet, tii, şak-şak-şak, vicyo...
* * *
Doğrusu çok rahat anlaşılan, çok güzel ötüşler...
Yoksa öyle değil mi?
c.altan@prizma.net.tr
|
|