|
AKP'den yoksula lütuf var, hak yok!
Her 4 kişiden 1'inin yoksulluk sınırının altında yaşadığı ülkemizde, Murat Belge'nin bir yazısından esinlenerek başlatmaya çalıştığım fikir jimnastiğine ilk ses veren, CHP İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu oldu.
SSK eski Genel Müdürlüğü koltuğunda uzun yıllar oturmuş olan Kılıçdaroğlu'nun mektubunu, kendi görüşlerimi de cümlelerin arasına ekleyerek sizlerle paylaşmak istiyorum:
K.K.- Yoksullukla savaşımda başarıya ulaşmanın yolu, yoksulluğun kader olmadığı bilincini toplumda yerleştirmektir. Sosyal devlette kişiye ya da aileye yapılacak ekonomik - sosyal yardımların "lütuf" mantığıyla değil, "hak" mantığıyla yapılması gerekir.
M.T.- Aynen katılıyorum.
Minnet karşılığı yardım!
K.K.- Kişiye veya aileye yapılacak sosyal yardımların gerisinde, yardımı yapan otoriteye, kişiye ya da kuruma özel bir minnet duygusu yaratılmamalı.
M.T.- Yüzde 100 doğru.
K.K.- Seçimlerden önce varoşlarda dağıtılan erzak torbalarıyla oy avcılığı yapanların, yoksulların içinde bulundukları koşulları istismar ederek, onların geleceklerini çaldıkları açıktır.
M.T.- Başka türlü iktidara gelemiyorsanız siz de yapsaydınız da seçimi kazansaydınız kardeşim! Sonra da sosyal devletin sağlıklı işleyebileceği yasal çerçeveyi oluştururdunuz!
AKP yoksula yakın
K.K.- Sosyal güvenliğin yaygınlaşmadığı toplumlarda, bu tür istismarlar sadece sağcı politikacılar tarafından değil, aynı zamanda toplumu kaderci bir yapıya yönlendirmek isteyen gruplarca da yapılmaktadır.
M.T.- Doğrudur. Ama öte yandan AKP'nin, öğrencilere okul kitaplarını bedava vermekle, kışın yoksul halka kömür dağıtmakla, yaz - kış mahallelerde yoksulların 3 öğün karnını doyurmakla kamuoyu nezrinde yoksul halka en yakın olan parti olarak algılandığı da bir gerçektir. Hatta kamuoyunu bırakalım, benim gözümde bile şu anda yoksul kesimle AKP'den daha iyi diyalog kurabilen bir başka parti yoktur.
Yoksulluk kader değildir
K.K.- Yoksulluk kader değildir ve yoksul yurttaşa belli ekonomik - sosyal güvenceler vermek sosyal devletin görevidir. Yoksullukla savaş özellikle sosyal demokrat partilerin gündemindedir. Nitekim CHP, son seçim bildirgesinde yoksullukla savaş için "Aile Yardımları Sigortasını" getirmeyi taahhüt etmiştir. AKP Hükümeti'nin yaptığı ve kamuoyuna Sosyal Güvenlik Reformu olarak sunduğu son değişikliklerde bu ayak, tümüyle ihmal edilmiştir.
M.T.- Maalesef tam dediğiniz gibi olmuştur. Sosyal güvenlik reform paketinde, TBMM'den geçen sosyal güvenlik ve genel sağlık sigortasının yanı sıra, sosyal yardımlarla ilgili 3. bir ayak daha vardı. Sosyal yardım da, sosyal güvenlik haklarıyla birlikte aynı kurumsal çatı altında ele alınıyor, dolayısıyla sosyal yardımın hak olarak talep edilebilme imkânı doğuyordu.
Ama sosyal yardımları da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na bağlı Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) şemsiyesi altına alan o 3. ayak, maalesef Meclis'e getirilmedi. Çünkü Fak-Fuk-Fon diye bilinen Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu'ndaki bütçe dışı kullanılabilir 1 milyar dolarlık kaynağın, "hak" temeline dayalı bir sosyal yardım politikasını yürütebilecek tek kurum olan SGK'ya devredilmesi, AKP Hükümeti'nin işine gelmedi.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|