Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 27 Temmuz 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

Türkiye, deli güllabiciliği yapıyor!


Türkiye'nin, bir yandan Filistin-İsrail öte yandan da İran ile ABD-AB cephesi arasında oynadığı rolü ben, "deli güllabiciliğine" benzetiyorum. Büyük bölümünüz "güllabiciliğin" ne anlama geldiğini bilmez. İyi anlatabilmek için Hakkı Devrim beye sordum: "Karşınızdaki çok zor bir kişiyi, sabırla oyalayacak, gönlünü hoş edecek şekilde davranmak" dedi. Türkiye'nin durumu, bu tanımlamaya çok uyuyor. Zira, Tahran'da da, Washington-Brüksel cephesinde de deliler var ve Türkiye, tarafları birbirlerinden kopmamaları için hoş tutmaya, karşılıklı nasıl hareket etmeleri gerektiğini anlatmaya çalışıyor.
Türkiye'nin, İran'ın nükleer enerji edinmesine bakışı şöyle:
1. İran'ın nükleer enerji sahibi olmasını haklı buluyor. Hiçbir itirazı yok
2. Ancak, İran'ın nükleer silah sahibi olmasına kesinlikle karşı çıkıyor. Ankara, Tahran'ın bölgede büyük bir güç konumuna girmesini kesinlikle istemiyor.
3. İran'ın bazı şeyleri saklıyormuş gibi konuşmalar yapmasından, faaliyetlerinde gizlilik unsurlarının görülmesinden çok rahatsız oluyor. BM Atom Enerjisi Komisyonu'nun denetime girmesini istiyor.
Ankara'nın korkulu rüyası, bu süreçte bir uzlaşı formülü bulunamaması ve İran'a karşı ya askeri bir harekat ya da ambargo ilan edilmesi. Zira böyle bir olasılık en çok Türkiye'yi vuracak:
Ekonomik yönden büyük zarara uğranılacak, olaylar Türkiye'ye sıçrayacak, ABD ile ilişkileri zehirleyecek bir sürece girilecek. Bölgedeki gerginlik, Irak'taki direniş, Filistin'deki savaş daha da büyüyecek.
İşte bu sonucu engellemek için, Türkiye kollarını sıvamış durumda...

TAM BİR SAĞIRLAR DİYALOĞU YAŞANIYOR
Filistin-İsrail ile İran ile Batı cephesi (ABD-AB) arasındaki en büyük sorun "karşılıklı güvensizlik" ve "karşılıklı bilgisizlik" diye sınıflandırılabilir.
Batılıların, İran hakkındaki bilgileri son derece kısıtlı. Karar alma mekanizması hakkında yeterli bilgileri olmadığı gibi, özellikle Bush yönetiminin tepeden bakan, "biz ne diyorsak, zaman geçirmeden kabul edin" yaklaşımlarının, Tahran'da ne kadar tepki topladığının farkında değiller. İran'ı yönetenlerde de, Batıya yönelik son derece derin bir güvensizlik var. Batının verdiği sözlerden dönebileceği inancı son derece yaygın.
Durum böyle olunca da, karşılıklı mesajlaşmalar güçleşmekte, sağırlar diyaloğu yayılmakta. Buna bir de, her iki tarafın içeriye yönelik kahramanlık gösterileri, sırf kamuoyunu memnun etmek için yapılan konuşmalar eklenince, tam bir karmaşaya kayılıyor. Her iki tarafın içinde akıllı, mantıklı insanlar olduğu gibi, maceracılar da var.
İşte Türkiye'nin güllabiciliği bu alanda başlıyor.
Gül, Tahran'a koşuyor, Aman oradaki demeçlere bakmayın. Elinizdeki metinlerin satır aralarını okuyun. Elde ettiğiniz avantajları hesap edin"diyor. Arkasından Washington'a gidip "Allah rızası için susun. İran'lıları kışkırtmayın... Önerilerinizi bir miktar daha iyileştirin." diyor.
İran, işi aceleye getirmemek için, Batı'nın koyduğu tarihlere uymak istemiyor.
Gül, Mottaki veya Laricani'yi arayıp, Batı'nın verdiği tarihlere uyamasalar dahi, işi çok uzatmamalarını tavsiye ediyor. En önemlisi, İran'lıları sürekli uyarıyor: Ateşle oynamayın... Masa üstündekileri küçümsemeyin, tavsiyelerinde bulunuyor. Washington'a dönüp "Eğer benim yardımcı olmamı istiyorsanız, o zaman emri vaki yapmayın. Önerilerinizi önceden bizimle paylaşın, görüşümüzü alın" mesajını veriyor.
İranlılar, Erdoğan-Gül ikilisine güveniyorlar. Bu güven duygusunun "dini bütünlükle" hiç ilgisi yok. Tahran, Ankara'nın farklı bir gündemi olmadığını ve oyun oynamadığını anlamış durumda. Üstelik, sağırlar diyaloğunu biraz anlaşılır duruma sokabilecek konumdaki tek ülke de, Türkiye...
İsrail ile Filistin arasındaki mücadele ise farklı. Orada, çok daha karmaşık bir "oyun içinde oyun" oynanıyor. Herkesin ayrı bir hesabı var. Türkiye'de de yine deli güllabiciliği düşüyor.
İsrail, Filistinlileri döverken, Ankara'yı arayıp Gül'den "söyleyin, Hamas silah bıraksın" diyor. O arada Hamas arıyor "perişan durumdayız, İsrail'i engelleyin" diyor. Oysa her iki tarafın ayrı hesapları oluyor. Arada da Türkiye kalıyor.
İşte ben buna deli güllabiciliği diyorum.

ÇÖZÜM OLASILIĞI VAR MI?
Evet var...
Bu sonuca varmamın başlıca nedeni, taraflarla yaptığım konuşmalardan edindiğim izlenimler...
1. ABD, ilk ayların aksine askeri bir istilanın veya bombardımanla nükleer tesisleri yok etmenin imkansızlığını daha fazla görmeye başlıyor. Washington, mutlaka askeri bir çözüm peşinde koşuyor. Irak ve Filistin'deki savaş nedeniyle zaten kötü olan durumun, bir de İran'da savaş çıkarsa daha da kötüleşeceği ve tüm bölgenin ateşe gömüleceği biliniyor.
2. İran, ne pahasına olursa olsun nükleer silah üretme niyetinde değil. Dünkü yazımda değindiğim gibi, kendini bir güç konumuna sokacak ödünleri alabildiği taktirde, uzlaşacağının işaretlerini veriyor.
3. Bu, uzun bir süreç olacak. Batı dünyası İran'ı kesinlikle bir nükleer güç konumuna sokmak istemiyor. Bunun için de, gerekirse BM güvenlik konseyi aracılığıyla, ambargo uygulamaya kadar gidebileceğini gösteriyor.
Sonuç : Yüreğimiz ağzımızda bekleyecek ve Gül'ün, deli güllabiciliğinden bıkmaması için dua edeceğiz.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Anadolu ayağa kalkıyor
ANADOLU bütün tarihinin en büyük değişimini y...
Çetin ALTAN
Saka kuşunun ötüşü
Dün sabah saat tam 6'da elektrikler yine kesi...
Melih AŞIK
İzin dilekçesi...
Yaz sıcak ve olaylı geçiyor... Siz okurlardan...
Fikret BİLA
Babacan: Torunlarımız hesap sorar
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, ü...
Hasan CEMAL
Erdoğan'a mesajlar!
Büyük iş dünyasının önde gelen isimlerinden b...
Güneri CIVAOĞLU
İyi niyet taşları
Bir tarih devi İsmet Paşa, yatağında, ayağa k...
Can Dündar
Üçkâğıtçılık sınıf atladı
Eskiden "Dolandırıcılar Kralı" Sülün Osman'dı...
Abbas GÜÇLÜ
Herkes her yerde öğrenim göremez
Tercih sıralamalarıyla ilgili o kadar ilginç ...
Hurşit GÜNEŞ
Yarım kalan tarım
Fındıkla ilgili tartışmalar sürüyor. Hükümet ...
Doğan HEPER
ABD, PKK konusunda çark etti
İKİ görüş var:
Semih İDİZ
Iraklı Kürt realitesini ne zaman tanıyacağız?
Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök bundan b...
Sami KOHEN
Roma fiyaskosu
RESMİ ağızlar Lübnan'la ilgili Roma Konferans...
Hasan PULUR
Hanefi Avcı gibi adamlar
YOOO, bu Hanefi Avcı'ya birileri haddini bild...
Derya SAZAK
Yeni Ortadoğu
ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice baklayı...
Meral TAMER
AKP'den yoksula lütuf var, hak yok!
Her 4 kişiden 1'inin yoksulluk sınırının altı...
Yaman TÖRÜNER
Gayrimenkul sektöründe fiyatlar ve riskler
Gayrimenkul sektörü Türkiye'de ve dünyada yen...
Güngör URAS
İSO bulguları TÜİK rakamlarıyla çelişiyor
İSO (İstanbul Sanayi Odası) 500 büyük sanayi ...
Serpil YILMAZ
Murdoch şokunu atlatmak kolay olmayacak
Geriye doğru gidersek, bu sütunlarda 7 Ağusto...
M. Ali BİRAND
Türkiye, deli güllabiciliği yapıyor!
Türkiye'nin, bir yandan Filistin-İsrail öte y...

© 2006 Milliyet